May 2008

Sun Mon Tue Wed Thu Fri Sat
        1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31

Bebekle hacca gideceklere ipuçları

2007 Aralık ayında o zaman 9 aylık olan kızımızla hacca gittik. Yolculuk öncesi gelen mailler ve yorumlar sonradan çok işimize yaradı. Bizim gibi bebekleriyle gidecek olanlara faydası olur diye bu önerileri toparlamaya karar verdim.

  • Beklentilerinizi asla çok yüksek tutmayın, eğer bizim gibi daha önce bebeksiz umre ibadeti yapmışsanız yine aynı rahatlığı bulacağınızı düşünmeyin. Hac bebek olmadan bile zor bir ibadet (eşime sorarsanız zorlaştıranlar insanlar), bu yüzden mümkün mertebe size farz olan bir ibadeti en sevdiğinizi geride bırakmadan yapacağınızı düşünüp zorluklara hazır olun.
  • Namazlarınızın çoğunu sokakta kılmaya hazır olun, Kabe'ye bebekle girmek için en ideal zaman gece namazı vakti. Gündüz girseniz bile çıkmak çok zor olacaktır. Bir diğer yöntem de öğlen girip ikindiden sonra çıkmak, akşam namazı vakti girip yatsıdan sonra çıkmak.
  • Güneş kremi, şapka ve şemsiyeyi yanınızdan ayırmayın. Bunlar olmadan bebeği asla dışarıya çıkartmayın.
  • Yanınıza çok miktarda steril maske alın. ce-e! yaparak maske takma oyunları oynayarak onu dışarıda devamlı maske takmaya alıştırın. Kalabalıkta onun mikrop kapmamasında maske çok işinize yarayacaktır. Siz de dışarıda maskeyle dolaşın, böylece ona mikrop geçirmemeye özen gösterin.
  • Gitmeden önce doktorunuzla konuşup götürmeniz gereken ilaçların listesini isteyin. Biz 1 yaşına kadar olması gereken tüm aşıları olduktan sonra gittik, hatta artık ülkemizde yapılmayan ama hacda bebeğiniz için gerekli olan polio aşısını da oldu. Örnek teşkil etmesi için 9 aylık bebeğimize bizim doktorumuz vitamin damlası, soğuk algınlığı şurubu, öksürük şurubu, fitil, ishal şurubu, pişik kremleri, balgamlı öksürük/orta kulak iltahabı gibi enfeksiyonlar için şurup, göz damlası ve güneş kremi yazdı. Türkiye'deki ilaçlar orada yoklar bu yüzden mutlaka ilaçlarınızı, ateş ölçerini yanınızda taşıyın. Eğer ilaçlarınız biterse kutularını eczacıya gösterip benzer bir ilaç alabilirsiniz. Dönüşte bebeği doktorunuza kontrol ettirmeyi ihmal etmeyin.
  • Hacdaki doktorlar çok yoğun olduklarından sizinle ilgilenemeyebilirler onun yerine kendi doktorunuzun numarasını (iş ve cep) yanınzda taşıyın. Bizim kendi doktorumuzla devamlı temas halinde olmamız çok işimize yaradı. Örneğin burun akıntısına oradaki doktor daha bebeği incelemeden "enfeksiyona çevirecek, amoksisilin içeren bir ilaç bulmanız lazım, buradaki ilaçlar orayla aynı değil, eczanede arayıp bulacaksınız" derken doktorumuz "anne sütü alıyor, hemen antibiyotiğe başlamayın, yanınızda götürdüğünüz ....'de amoksisilin var, gerekirse ona başlarsınız" dedi, gerçekten de sadece burun akıntısı ile bitti.
  • Bize bebeğin arabasını götürmeyi önermişlerdi ancak kabe'ye almadıkları için işimize yaramadı. Onun yerine kanguru daha çok işimize yaradı. Böylece beraber tavaf yaparken o çoğunlukla babasının kangurusunda uyudu. Say yaparken ise tekerlekli sandalyelerden kiraladık, kalabalığa girmeden orta yolda babamız bizi götürdü. Onun da saydan sonra saçlarından bir tutam kestirdik biz, güzel bir anı oldu bizim için.
  • Teheccüt namazlarında ve medine'de hava çok soğuk olabiliyor bu yüzden yanınıza tulum şeklinde palto ve ince hırkalar götürün, birkaç battaniyesini alın. Hac zamanı kabe'ye halı serilmiyor o uyuduğu zaman battaniyelerinin üzerine yatırabilirsiniz.
  • Her ne kadar 4-5 yıldızlı otellerde de kalsanız çoğunlukla bebek yatağı bulamıyorsunuz, bu yüzden yanınızda portatif yatak götürün.
  • Herkesin bebeği öpmesine izin vermeyin, insanlar sizi tersleyebilir, herkes akıl vermeye çalışabilir ama "hasta oluyor, lütfen öpmeyin" derseniz anlayış göstereceklerdir. Her görenin bırakacak kimseniz yok muydu! Annanesi bakmıyor muydu?" demesine hazırlıklı olun. Bunu en az 500 kez duyacaksınız çünkü.
  • Çok fazla tavaf yapmaya çalışmayın, mümkün mertebe enerjinizi arafat'a saklayın.
  • Emziriyorsanız sizin için büyük kolaylık çünkü arafata çıkarken bebeği devamlı emzirerek beslemeniz gerekecek. Yine arafata çıkarken bebeğin yastığını, battaniyelerini alın. Kadınlar ve erkekler ayrı çadırlarda oldukları için babanızdan bir müddet uzak kalabilirsiniz.
  • Müzdelife'den mina'ya şeytan taşlamaya gidilirken bebeği ve annesini otobüslerle gelmeleri için geride bırakmayın. Otobüsleri insanlar saatlerce bekleyip yine çok uzun sürelerden sonra otele varabiliyorlar. Biz bebeği yine babasının kangurusunda yaklaşık 2 saatte götürdük, geride kalanlar 7 saat sonra gelebildiler. Sonraki günler şeytan taşlamaya anneyi ve bebeği götürmeyin. En kısa yol yürüyerek gidip gelmek, araba tutmaya çalışırsanız çok daha uzun sürecektir. Yine şeytan taşlamada sütunun en sonundan taşlarınızı atın, böylece daha rahat edeceksiniz.

Baby Center'ın yanınıza almanız gerekenler listesi benim çok işime yaradı, bunlardan bazıları:

  • bebek bezleri
  • bez değiştirme örtüleri
  • battaniyeler
  • küçük çöp torbaları
  • pişik kremleri
  • ıslak mendiller
  • sabunsuz temizleme jeli
  • mendiller
  • fazladan emzikler (bizimkiler kaybolunca  damaklı bulamadığımız için mecburen emziği bıraktık, dönünce de geri almadı)
  • bir iki oyuncak
  • kıyafetler, çoraplar, ayakkabılar
  • plastik önlükler (plastik önlüğü o zaman büyük geldiği için biz mothercare'in tek kullanımlık önlüklerinden götürdük, 5-6 paket almanızda yarar var.)
  • şapka
  • bebek kaşığı, kullanıyorsa tabağı
  • bebek maması, su, meyve suyu
  • kullanıyorsa fazladan biberon, bardak
  • sizin için atıştırmalıklar
  • kullanıyorsanız süt pompası
  • ilk yardım seti (müzdelifede gruptakilerden biri ayağını burkunca bizim ilk yardım setimiz işe yaradı)
  • kanguru
  • portatif yatak
  • araba koltuğu, hafif bebek arabası, şişirilebilir küvet (küveti almadık)

Hac Anıları

Aşağıdaki metinler 10 - 30 Aralık tarihleri arasındaki hac ibadetimiz esnasında Kerem Tülün tarafından kaleme alınmış kesitlerdir.

10.12.07 /11:00
Şu anda uçakta, Suriye hava sınırları dahilinde Cidde'ye doğru seyahat halindeyiz. Topluca temettü haccına ve umreye niyet ettik. Annesi gece boyunca uyumadı, bense 1-2 saat uyudum. Nöbetleşe açık kapatıyoruz. Küçük hanımın can sıkıntısı dışında hiçbir problemi yok. Kafile başkanımız (Allah ondan razı olsun) Ahmet hoca sayesinde Business Class'ta uçuyoruz. (bebek olduğunu söyleyince bizi öne aldılar) İbadetimizin geri kalan kısmı için çok umut verici bir başlangıç oldu. Allah hayırlısı ile ibadetimizi tamamlamayı nasip etsin ve kabul etsin. Kabe'yi tekrar görmenin heyecanı ile tekrar uykuya dalmayı planlıyorum.

12.12.07 / 13:45
Stres ve öfke dolu 2 gün sonra ancak yazmaya fırsat buluyorum. Tur şirketimizin bütün ümitlerimizi boşa çıkarması ve "geldiğime pişman oldum" dedirtecek birkaç seri aksilik, ailemi korumanın sorumluluğunun ağırlığı ve 9,5kg ekstra yük ile görevlerimi yapma zorunluluğu sanırım bu iki günü özetler. Bu sabah bütün hepsi için tövbe ettim ve tur şirketi hariç sistemle kavga etmeyi bırakıp teslim oldum. Mustafa Abilerin (Hatice'nin ablası ve eşi) moral desteği çok işe yaradı. Allah onlardan razı olsun. Gerçekten çok zor bir işe kalkışmışız. Allah yardımcımız olsun. Neyseki hem Ayşe İkbal hem de annesi benden daha sakin ve mutlular. Karmaşada daraldığımız yerlerde hep bir hızır yetişiyor Allah'a şükür. 2 Suud'lu bize o kadar enterasan bir yerde yardım ettilerki... (Kabe'den çıkarken kalabalığın ortasında kalınca iki kişi birden önümüze çıkıp bütün herkesi yararak bize yol açıp kalabalıktan kolayca kurtulmamızı sağladılar)
Hilton'un restaurantının camının dibinde oturup yemek yedik. Bu arada Ayşe İkbal aramızda uyuyordu. Bu hatıraları hatırladıkça güleceğiz galiba. Bu arada Ayşe İkbal hac döneminin maskotu oldu. (Bizimle beraber, babasının kangurusunda umre tavafı & say yaptı, saydan sonra saçından minicik bir tutam kestirdi...) Herkese "bye bye" yapıyor, gülücük atıyor. Herhalde Hz.İsmail dışında onun kadar uyumlu başka bebek yoktur. Hergün yazmaya devam edeceğim, içinde bulunduğumuz durumu daha iyi kavramamı sağlıyor. Allah beni affetsin, çok günaha girdim. En çok da Hatice'nin hakkını aldım, inşallah hakkını helal eder.

13.12.07 / 09:15
Kızım her başı sıkıştığında "baba" diyor. Kalbimi söküp önüne seresim geliyor. Bugün üçüncü gün. Mustafa ağabey ve Ayşe hanım sağolsun gerçekten çok yardımcı oldular. Teheccüt namazında bize ayırdıkları yerde buluşup sabah namazını beraber kıldık. Onlar Ayşe İkbal'e bakarken biz de 4 şavt yaptık. Akşam tamamlayacağız. İçimdeki öfke, huzursuzluk, güvensizlik yerini hoşgörü, sukunet ve teslimiyete bıraktı. Ne tur şirketinin ne de şeytanın hac ibadetimi lekelemesine izin vermeyeceğim. Her şeyi bırakıp geldiğim bu topraklarda huzuru bulamamak çok trajik oldu. Ama sanırım ailemi savunma güdüsü buna sebep olmuştu. Onların güvenliğini dün geceden bu yana tamamıyla ALLAH'a havale ettim. Ben sadece bir aracıyım...

14.12.07/ 09:42
Bugün cuma. Normalden daha kalabalık olacak. Hergün yeni hacıların gelişiyle zaten vakit namazlarda Kabe'ye giremez olduk. Ne far edecek. Kızım ilk sinyalleri vermeye başladı. Burnu akıyor. Bundan sonra yemeği odaya getireceğim. Hem klima hem de dokunmayı bırakın öpmeye kalkan hacılar tehlike oluşturuyor. Hatice'nin dayısı da geldi ama henüz irtibata geçemedik. Sabah Kabe'ye gidemediğimiz için Mustafa abileri de göremedik. "Hacc meşakkattir" önerisini doğrulamak için hep bir elden işi zorlaştırmaya çalışıyoruz. Allah yardımcımız olsun. Bu arada Hatice hakkını helal etti...

/21:34
Bugün biraz daha sakin geçti. Ayşe İkbal'in doktoruyla konuştuk. Anne sütünün avantajıyla şimdilik antibiyotiğe başlamıyoruz. İkindi namazından yatsı namazına Kabe'deydik. Tuhaf bir şekilde Ayşe İkbal Kabe'de hiç olmadığı kadar huzurlu. Bu arada "dede" demeye başladı. Mustafa abilerle yatsıda buluştuk. Hacc suresini okuduk. Haccın mantığını aramanın ne kadar yanlış bir metod olduğunu anladım...

16.12.07 / 11:59
Küçük hanım annesinin yanında mışıl mışıl uyuyor. Sanırm ona kıyıp Kabe'ye gidemeyeceğiz. İki gündür Ali Şeriati'nin Hacc kitabından pasajar ve Kuran'dan hacc ve kıyametle ilgili ayetler okuyoruz. Sanırım daha önce yapmalıydım. Bu konuda Mustafa abiye imreniyorum. Gayet sakin bir tavır sergiliyor. Benim yaptığım birçok hatayı yapmadı. Allah'tan Arafat'a  çıkmadan 6-7 gün Mekke vardı programda yoksa haccı sakatlayacaktım.... Tuhaf bir şekilde bütün endişem yerini huzura bıraktı. Allah Hatice'den razı olsun, beni çekip çevirdi. İnşallah ben de Arafatta onların karşılığını verebilirim...

18.12.07 / 21:43 /Mina
Artan hacı sayısı ile birlikte organizasyonların es geçtiği sünneti yaşamak nasip oldu. Allah'a şükür ilk günlerin gerginliği yerini huzur ve heyecana bıraktı. Mina Arafat'a hazırlık yeri... Gerçi klimalı çadırlarda su ve gıdanın bolluğunun yaşandığı sade ama iyi planlamış bir yerleşim. Çadırlar merkezi soğutmalı. Kadınların çadırları biraz daha kalabalık. Ayşe İkbal annesi ile birlikte yan çadırda. Az önce teyzesi, Mustafa abi ve biz akşam yemeğini seccademizin üstünde beraberce yedik. Sabah kahvaltıyı da beraber yemeyi planladık. Küçük hanım kucağımızda uyduktan sonra çadırlarına bıraktık. Burada tanıdık simalarla da karşılaşıyoruz. İyi ki Hatice'yi dinleyip başvurmuşuz. Gerçekten her müslümanın yaşaması gereken farklı ve lezzetli bir deneyim. Şimdi biraz uyuyup yarına hazırlanmam lazım. İnşallah yarın da yazabilirim.

18.12.07/ / 17:11/ Arafat
Korktuğum kadar zor değil. Sanırım bundan sonra birkaç saat daha sıkıntıdan sonra rahatlayacağız. Mina'dan daha az modern, biraz daha küçük ve biraz plansız yerleşimli çadırlardayız. Vakfemizi yaptık, çok hoş dakikalardı. Allah'la başbaşa olmanın gururunu yaşadık. Ayşe İkbal ile 45dk. baba kuzu sarması (sarılıp uyumak) yaptık. Annesinin biraz tansiyonu düştü, iş başa düştü. Ama sonra çok keyiflendi. Her tarafa gülücükler dağıtıyor. Şimdi de çadırda Bursa vaizi Mustafa hacı hoca'yı dinliyoruz. Buradan Müzdelife'ye geçeceğiz. Allah günahlarımızı affetsin, haccımızı mebrur ve makbul eylesin...

19.12.07/ 12:25/ Müzdelife-Mina-Mekke
Önce bir saate yakın otobüs bekledik. Anlayışlı hacı arkadaşlar sayesinde ikinci otobüse bindik. Müzdelife'de de Mina'daki gibi rahat çadırlar var. Saat 18.30-19.00 gibi Müzdelife'deydik. 23.00'a kadar dinlenip uzun yolculuğumuza hazırlık yaptık. 49'ar adet taş topladık. Taşları temizleyip şişelere koyduk. Ayşe İkbal'i yanımıza alıp ben uyuttum. Sanırım tüm grup kılıbık olduğumu düşünüyor. Bir güzel baba kuzu sarması yaptık. Annesi ve teyzesi de uyuma fırsatı buldu.

Ve Mina'ya yolculuk...

Akın akın cepheye koşan İslam ordusu. Belki modern konvansiyonel silahları yok. Sadece nohuttan büyük fındıktan küçük yedi taş. Ama hepsi azimli. Hepsinin gözü dönmüş. Ne ağrıları hissediyorlar ne de önlerindeki hengameyi. Tam bir mahşer yeri. Gecenin sessizliğini tekbirler, telviyeler ve uzakdoğulu çarpışan araba ehliyetli şöförlerin kornaları bozuyor.

Ve yürüyoruz. Önmüde kanguruda 9kg'lık süt kuzusu, arkamda 10kg'lık sırt çantası. Her şeye mızmızlanan ve sinirlenen ben. Ne ihramın sıkıntısı, ne bacaklarımdaki ağrılar, ne belimdeki ne de omzumdaki yaraları hissediyorum. Kaale almıyorum yürüyorum. Sadece ben varım, kızım var, karım var ve Mustafa abiler. Yol bitmeyecek gibi. Avustralya çadırları, Uzakdoğu çadırları. Tünellere geliyoruz. 90'larda hayatını kaybeden hacıları hatırlıyorum. Allah'ım nasıl yapmış dedemler bu ibadeti...

Evet tünel çok uzun. Ama Allah razı olsun Suudlular çok modern bir inşaat yapmışlar. O sonu gözükmeyen tünelin içi dışarıdan daha ferah. Yürüyoruz durmak yok. Düşman bekliyor. Ve tekrar çadırların arasından geçiyoruz. Sürekli güvenlik kontrolleri. Bagaj yok. Allah'tan bebeğe kimse bir şey demiyor. Ve hedef göründü. Küçük ve orta şeytanın (cemre)nin yanından geçiyoruz. İlk gün sadece büyük şeytan taşlanıyor. Kalabalığı geçiyor ve son taraftan taş atmaya başlıyoruz. Aklıma gelmiyor 7 kötü huyumu atacağım. Ben şeytanın gözünü oymaya çalışıyorum. Kızım adına da atıyorum. Allah'ım kabul et haccımızı. Yürümek bitmedi. Ayşe İkbal de acıktı. Artık annesi benim terslemelerime kulak asmıyor ve gruptan ayrılıyoruz. Tabii Mustafa abiler de. Allah onlardan razı olsun. Karnı doyunca kuzunun yola devam ediyoruz. Allah'ım ne kalabalık ne keşmekeş... Gece 03.30'da oteldeyiz... Ağrılar...Çayı beklemeden uyuyorum...

Şimdi Ayşe İkbal uyuyor, biz de bekliyoruz ihramdan çıkmayı. Kurbanın kesilmesini... Allah'ım sana şükürler olsun... Haccımızı kolay kıldın. Yolumuzu aydınlattın. Haccımızı mebrur eyle Ya Rab!

19.12.07 / 19:44
Zor da olsa ihramdan çıktık. Berberde çok sıra olduğu için bir mağazadan traş makinası ve jilet aldım. Evet umrede söz vermiştim. Bir dahaki sefer kazıyacağım Ya Rabbi!Hem ayet ve hadiste de kazımak işaret ediliyor. Saçımızı kazıyarak gerektiğinde canımızı da verebileceğimizi sembolize ediyoruz. Çok zor ve zahmetli bir traş deneyiminden sonra yeni imajımla yazıyorum. Hatice pek sevmese de destek oluyor. Ayşe İkbal ise bana gülücük atmaya devam ediyor. Allah haccımızı mebrur ve makbul eylesin. Birazdan ziyaret tavafını yapmak için Kabe'ye gideceğiz inşallah. Küçük hanımın uyanmasını bekliyoruz.

21.12.07 / 23:44
Şeytanla 2. raund

Birinci gün yorgunluk ve heyecan sebebiyle tam olarak hissederek yaşayamadığım bu ritüeli 2. gün daha anlamını düşünerek ve biraz daha rahat bir şekilde gerçekleştirdik. Tabiki şeytan o üç duvar değil. Hatta taşı atarken taş ve çimentonun ne günahı olduğunu düşündüm. 7 kötü huy. Kurtulmamız gereken her taşın birini sembolize ediyor. Taşı atıyoruz ve kötü huydan kurtuluyoruz. Hatice'yi ve bebeği otelde bıraktım. Gerçekten de iyi bir kararmış. Kalabalık ve trafik keşmekeşi yüzünden çok uzun bir yolculuk.

Üçüncü gün de aynı şekilde Hatice'yi otelde bırakarak Mustafa abilerle buluştuk. Bu sefer yürüyerek gittik. Serin ve güzel bir hava vardı. Dönüşte bir hata yaptık ve arabaya binerek 45 dakikalık yolu 2,5 saatte aldık...

30.12.07 / 22:27
Ve yine uçaktayız. Geliş seferimizin aksine uçağın en arka kısmında hostes koltuğundayım. Sağolsun hostes arkadaşlar iyi ağırlıyorlar. Allah onlara da haccı nasip etsin. Aynı olan tek şey uçakta olduğuma şükür etmem.

Yazmayalı 8 saatlik bir otobüs yolculuğu, Medine yaşamı ve Türkiye'ye dönüş serüveni birer anı olarak bu deftere girmeyi başardı. Tekrar 8 saatlik bir yolculuk ile Cidde'ye dönüp uçağa binmemiz gerektiğinden biz gruptan ayrılıp Medine'den bir uçağa bindik. Ayşe İkbal ve annesi önde oturuyorlar. Annesinin kucağında uyuyor küçük hanım. Allah'a şükür Cidde yolculuğundan kurtulduk. Medine çok güzel bir şehir. Tek eksiği Kabe. Peygamber efendimizin bulunduğu şehir. Çok kalamamıza rağmen Medine hep sıcak geldi bana. Selatu selam emanetlerini ilettim Resulullah'a. Başımı gösterdim ve duasını istedim tekrar. İnşallah O'nun yüzü suyu hürmetine Allah'ın merhametine nail olurum.

İçim huzur dolu. Bir daha yapmamak üzere bıraktım bütn günahlarımı. Çok fazla değişmeyecek karakterim ama yaşantıma birçok prensip sokacağım. Sabah namazından sonra uyumamak, tefsir okumak, düzenli spor, kitap okumak, kitap yazmak...

Allah bizi ıslah etsin ve bizi bize bırakmasın. Allah haccımızı mebrur etsin. Allah bizi affetsin...