« July 2004 | Main | September 2004 »
salı akşamı yabancı dergilerden birinden bir kurabiye tarifi denedim. ama kurabiye fotoğraftakinden çok farklı olunca ben de limonlu kek yaptım. dün gece de Emeril Lagasse'nin otlu ve parmesanlı focaccia (italyan ekmeği) tarifini denedim. neyseki bu defa yanımda tom jaine'nin making bread at home kitabı vardı. böylece amerikan ölçülerini çevirmem kolay oldu. lagasse ekmeğin üzerine karışık taze otlar serpmiş, jaine ise sade bırakmıştı. ben de önceden bir başka tariften hatırladığım gibi kuru biberiye serptim. tarifin en önemli noktası mayalanan hamurun 3 saat bekletilmesi. bu yüzden benim ekmeğim ancak geceyarısı bitti. ama sabah herkesten güzel yorumlar aldı. eğer sizin ekmeğinizin üzerinin daha kızarık olmasını isterseniz pişerken üzerine su serpebilir veya rahmetli anneannemin yaptığı gibi hamurun üzerine elinizle su sürebilirsiniz.
malzemeler:
hazırlanması:
1. mayayı ve 1 yemek kaşığı toz şekeri ılık suda eritin. 4 su bardağı unu ve 2 tatlı kaşığı tuzu geniş bir kapta karıştırın. ortasını havuz gibi açıp eriyen mayayı dökün. bir yandan azar azar (hamur kıvama gelene kadar) zeytinyağı ekleyip yaklaşık 10 dakika yoğurun.
2. kabın üzerini streçleyip oda sıcaklığında 3 saat bekletin.
3. 3 saat sonunda 2-3 dakika daha yoğurun ve yağlı kağıt serili (veya yağlanmış) bir fırın tepsisine hamuru yayın. bir elinizin parmak uçlarıyla hamura bastırın. (parmaklarınız hamurun altındaki tepsiye ulaşmalı)
4. hamurun üzerine zeytinyağını, parmesan peynirini, biberiyeyi ve karabiberi serpip önceden ısıtılmış 200C fırında 20-25 dakika pişirin. fırının kapağı aralık olacak şekilde soğutun.
bu tarifi aslında geçen hafta annem yaptığında bir kağıda yazmıştım. ama odamdaki kağıtlar arasında kaybolunca siteye aktaramamıştım. bu sabah bir yandan annemi tekrar anlatması için nasıl ikna edeceğimi düşünüp bir yandan da çekmecelerimi karıştırırken yazdığım kağıt karşıma çıktı. bu akşam dergilerimi, kitaplarımı ve not kağıtlarımı düzenlersem böyle birkaç tarif daha bulabilirim herhalde...
malzemeler:
hazırlanması:
1. köfte için gereken tüm malzemeleri yoğurup harç yapın. bu harcı bir gece buzdolabında bekletin.
2. fırın kabına yarım çay bardağı zeytinyağını dökün. patatesleri soyup daire şeklinde kesin. üzerlerine karabiber ve tuz serpip harmanlayın ve tepsiye yayın.
3. sivri biberleri ikiye bölün. içlerini çıkartıp patateslerin üzerine yerleştirin. domatesleri soyun ve biberlerin üzerine rendeleyin.
4. en üste cevizden biraz büyük şekil verdiğiniz köfteleri dizin. yarım çay bardağı kaynar suyu fırın kabına gezdirin. kabın üzerini folyo ile kapatıp 250C fırında patatesler yumuşayana kadar pişirin.
geçen ay teyzemlerle yaptığımız kahvaltıyı anlattığım yazının fotoğrafında köşede duran ama benim anmadığım bir börek vardı. böreği kahvaltı için teyzem yapıp getirmişti. bugün nihayet siteye yazmak için bu böreğin tarifini aldım.
malzemeler:
hazırlanması:
1. dolmalık fıstığı bir tavada sıvıyağ ile kavurun. yemeklik doğranmış soğanı ve kıymayı ekleyip kavurmaya devam edin. ateşten alıp tuz, kara biber, tarçın, kuş üzümü ve maydanoz ile karıştırın.
2. margarini eritin. 2 yufkayı yağlayıp üst üste koyun ve 12 eşit paçaya bölün. parçaların geniş kısımlarına kıymalı içten koyup sigara böreğinden irice sarın. diğer 2 yufka için de aynı işlemi uygulayın.
3. böreklerin üzerine yumurta sarısı sürüp önceden ısıtılmış 200C fırında üzerleri kızarana kadar pişirin.
dün gece evdeki herkes kendi köşesine çekildikten sonra ne zamandır uzak kaldığım mutfağa ve fırının başına geri döndüm. önceden yapmaya niyetlendiğim bir tarif için tereyağını erittim. ama tarifin ilerleyen bölümlerinde hamuru 3 saat bekletin yazdığını fark edince durakladım. saat 11'di ve ben hamuru o kadar bekletemezdim. elimde kalan erimiş tereyağını başka bir tarifte kullanabilmek için tüm tarifleri karıştırdım. sonunda haşhaşlı çörek tarifinde karar kıldım. haşhaş ezmesini geçen ay kardeşimle yalova'da dolaşırken küçük bir yufkacı dükkanından almıştım. o günden beri de buzdolabında bekleyip duruyordu. iyi ki de beklemiş çörek olmayı. dergideki tarifin aslında margarin kullanılıyordu ama tereyağı kullanmayı tercih ettim.
malzemeler:
hazırlanması:
1. ılık sütte şekeri ve mayayı eritin.
2. bir miktar unu ve tuzu geniş bir kaba alın. ortasını havuz biçiminde açarak erimiş tereyağını, zeytinyağını ve süt karışımını unun ortasına dökün. azar azar un ekleyerek elinize yapışmayacak bir hamur elde edin.
3. hamuru yaklaşık 20 dakika yoğurun. hamura disk şekli verip üzerini temiz bir bezle örtün ve kabarması için 1 saat bekleyin.
4. hamurunuz masanın üzerinde mayalanırken kitabınızı ve çayınızı alıp karşısına geçin. belki o an duymak isteyeceğiniz bir cümle sizi bekliyor olabilir. "başarı, başkaları pes etse bile çabalamaya devam etmektir."
5. hamur tamamen kabarınca 2-3 dakika daha yoğurun. hamuru ikiye bölün. parçalardan birini dikdörtgen bir fırın tepsisinin üzerinde elinizle açın.
6. zeytinyağı ile yumuşattığınız haşhaş ezmesinin yarısını hamurun üzerine yayın ve irice sarıp rulo yapın. rulonun uçlarını simit gibi birleştirin.
7. kalan hamur için de aynı işlemleri yaptıktan sonra her ikisini de bir tepsiye yerleştirin. üzerlerine yumurta sarısı sürüp çörek otu serpin.
8. önceden ısıtılmış 200C fırında pişirin.
9. çok geç olduğu için yiyemeseniz bile bu çöreği ertesi sabah kahvaltı sofrasının en başına koymayı ihmal etmeyin....
(not: tarif; sofra kasım 2001 sayısından alınma.)
annem, geçen akşam ablamlar bizi ziyarete gelecekler diye kabak dolması hazırladı. ben de siteye bu tarifi eklemediğimi hatırladığım için yemeğin fotoğrafını çektim. bunun gibi fotoğrafını çektiğim ama akşam eve dönünce annemden tarifini almayı unuttuğum birkaç yemek var. bu akşam unutmazsam imambayıldı, patatesli fırında köfte ve hanımeli tariflerini annemden ve teyzemden isteyeceğim...
malzemeler:
hazırlanması:
1. kabaklar ve domatesler dışında kalan malzemeleri karıştırarak dolmalık iç hazırlayın.
2. domateslerin kabuklarını soyup yarım daireler şeklinde doğrayın.
3. kabakların kabuklarını kazıyıp içlerini oyun. 2 parmak genişliğinde, halka şeklinde kesin.
4. halkalara hazırladığınız içi doldurup tepsiye dizin. üzerlerine domates kapatın. 1 su bardağı kaynamış suyu ve 1 tatlı kaşığı domates salçasını karıştırıp dolmaların üzerine gezdirin. kabaklar yumuşayana kadar, fazla hararetli olmayan ateşte pişirin.
5. pişince tabaklara alıp sarımsaklı yoğurt ve dereotu ile servis yapın.
geçen hafta porto riko'da yaşayan madeline'dan bir email aldım. madeline, porto riko'da aşçılık okuyor ve eşi türk. yaşadığı şehirdeki bir gazete okulundaki öğrencilerden bir yemek yapmalarını isteyince o da portakal ağacı'nın ingilizce versiyonunda bulunan hünkar beğendi tarifini biraz değiştirip uygulamış. tebrikler madeline!
not: hünkar beğendiyi ingilizceye madeline'ın eltisi olan betül akın çevirmişti. bu yüzden betül'e de teşekkür etmeliyim...
adatepe sokakları o kadar boştu ki sanki köy ahalisi aslında sizin orada bulunmanızdan rahatsız olmuşta evlerine kapanmış hissine kapılıyordunuz. geçen senenin aksine bu defa köye giden yolun başındaki küçük kahvede durmak yerine meydandaki yeri tercih etmiştik. ama oradaki hizmetten memnun kalmayınca kardeşimi zar zor ikna edip sokakları dolaşmaya, seslerin geldiği tarafa doğru yol almaya koyulduk.
bu küçük gezimiz boyunca bize köyün siyah beyaz köpeği eşlik etti. sokakları dolaşmayı bitirip meydana tekrar vardığımızda ise başka bir kafileye rehberlik yapmak üzere yeni gelen turistlerin yanına yöneldi...
neyseki gezinin bir bölümünde annemleri adatepe zeytinyağı müzesini ziyaret etmeye ikna ettim. bu sayede geçmişten bugüne zeytinyağının yapım öyküsünü bir parça öğrenmiş oldum...
tatilde iken good food dergisinde bulduğum tariflerle yaptığım salataların ilki taze soğanlı patates salatası. asıl tarife uymak isterseniz salataya kırmızı, yeşil biberler ve taze nane de ekleyebilirsiniz.
malzemeler:
hazırlanması:
1. patatesleri haşlayın. bu arada zeytinyağı, limon suyu ve sumağı karıştırıp salata sosunu hazırlayın. isteğinize göre tuz ve karabiber ekleyin.
2. patatesler pişince kabuklarını soyup küp küp doğrayın. sosun yarısını üzerlerine döküp yavaşca karıştırın. soğumaya bırakın. soğuduktan sonra sosun kalanı ve diğer malzemelerle karıştırıp servis yapın.
malzemeler:
hazırlanması:
1. fasulyeleri 2-3 dakika haşlayın. sıcak suyunu süzüp soğuk suyun altından geçirin.
2. nohut, kereviz ve fasulyeleri karıştırıp servis zamanına kadar buzdolabında bekletin.
3. servisten önce sarımsak, zeytinyağı, limon suyu, maydanoz, tuz ve karabiber ekleyin.
sonuncu tarif bir yunan salatası olan horiatiki'ye ait. normalde salatalarda peynir sevmeyen ailem bile kahvaltı menümde olan bu salatayı çok beğendiler.
malzemeler:
hazırlanması:
1. soğanı halka halka doğrayıp bir kaba alın. üzerine kekiği serpin. zeytinyağını ve sirkeyi soğanların üzerine gezdirip kabı streçleyin ve bu halde 1-2 saat bekletin.
2. domatesleri büyük parçalara bölün. salatalıkları kalın dilimlere kesin. peynir hariç hepsini salata kasesine alıp iyice karıştırın.
3. peyniri kabaca ufalayıp salataya ekleyin. peynirleri ezmeyecek biçimde özen göstererek tüm malzemeyi karıştırın.
aslında tatilde siteye yazılmayı bekleyen 3-4 adet salata tarifim birikti ama bugün istanbul'daki yağmuru izledikçe kek tarifi yazmanın daha uygun olacağını düşündüm. bu kekleri dün sabah, kendi kendime sitemin birinci yılını kutlamak için yaptım. tarif living dergisinden alınma. bu yüzden bardak boyutları yine büyük olmalı.
malzemeler:
hazırlanması:
1. Fırını 175C'ye getirin. varsa metal cupcake kalıplarının içine kağıtları yerleştirin. metal kalıp yoksa bir tepsiye yağlı kağıt serip üzerine kağıt kalıpları dizin.
2. bir kapta un, kabartma tozu ve tuzu karıştırın. ayrı bir kapta mikser yardımıyla margarin ve şekeri karıştırın. karıştırmaya devam ederek yumurtaları teker teker ekleyin. vanilyayı ilave edin.
3. un karışımını ve sütü dönüşümlü olarak kaba ekleyin. bu arada devamlı karışımı çırpın (un ile başlayıp un ile bitirmelisiniz.)
4. karışımı kalıplara paylaştırın. yaklaşık 20 dakika pişirin. fırın telinin üzerinde soğutun.
not: isterseniz keklerin üzerine krema da sürebilirsiniz. bunun için 12 yemek kaşığı margarini, 3 + 2/3 su bardağı pudra şekerini çırpın. krema çok yoğun olursa 1-2 yemek kaşığı süt ekleyin.
geçen sene 15 Ağustos'ta bir kurabiye tarifi ile başladı bu site. o günlerden bugüne portakal ağacı 350'ye yakın tarif içeren ve günlük binlerce hit alan bir site haline geldi.
sitenin bu hale gelmesinde en az benim kadar çabası olan anneme, babama, ablama, kardeşime, teyzeme, dayılarıma, yengelerime, arkadaşlarıma ve hergün bıkmadan portakal ağacı'nı ziyaret edip yorum yazan, mail gönderen, gruba üye olan, sessiz kalsa da tarifleri deneyip mutlu olan tüm okuyuculara; hayatımın en güzel bölümlerinden biri olduğunuz için sonsuz teşekkürler...
illustrasyon:allison reuling
pazartesi günü kardeşimle birlikte bozcaada'ya giden bir tura katıldık. ayazma'da kardeşim sahile inince ben de onu beklediğim çay bahçesinden ablamı aramaya karar verdim. meğer benim feribotta olduğum dakikalarda siteye bozcaada'daki rengigül pansiyon ile ilgili yorumlar gelmiş. turun asıl programında rüzgar güllerini ve bozcaada kalesini ziyaret vardı aslında ama biz rüzgar güllerinden sonra guruptan ayrılıp bozcaada sokaklarında rengigül'ü aramaya koyulduk. bize tarif edilen sokağı bulmaya çalışırken bir kapının üzerinde ümit hamlacıbaşı yazdığını farkettim. ümit hanım kala afiyet isimli yemek kitabının yazarı. kendisiyle aynı mail guruplarına üyeydim ve ben onun ada ile ilgili gönderdiği mailleri okumaktan çok keyif alıyordum. birkaç gün önce tijen hanım'a gönderdiğim mailde bozcaada'ya gideceğimi söylemiş ve "kimbilir belki ümit hanım'la karşılaşırım" demiştim. bu yüzden arka arkaya gelen tesadüfler beni çok mutlu etti. o sırada yoldan geçen ümit hanım bizi kapıda görünce fotoğraf çektiğimizi sanmış. yardımcı olmaya çalışınca birbirimizi bulmuş olduk. kendisiyle ayak üstü ama çok keyifli bir sohbet yaptık.
ümit hanım'dan ayrılınca rengigül'e gittik ama yemek servisleri olmadığını öğrenince farklı bir yer aramaya başladım. sonunda küçük ama güzel gözüken lodos'ta durmaya karar verdik. lodos'ta sakızlı enginarı ve kabak çiçeği dolmasını denedim. bir ara tarifini bulup evde denemem gerekenler listesine girdi sakızlı enginar.
turun ayrılma saati yaklaşınca çınaraltı'na yöneldik. bir kızarmış dondurmayı paylaştıktan sonra kardeşim annemler için bozcaada'nın meşhur üzümlerinden aldı. ben de kendime domates reçeli aldım. otobüsteki teyzeleri daha hiç denemediğim reçelin güzel olduğuna ikna etmeye çalıştım. onlarla yöresel yemek sohbeti yaptım. teyzeler yöresel tatlara benden çok daha fazla meraklıydılar. bu yüzden akşam dokuzda eve dönerken otobüsü ezine'de durdurup bir peynirciye girdiler. biz de onlarla birlikte biraz peynir alıp geldik.
dünkü rotamız ise izmir yönüneydi. işleri dolayısıyla bir günlüğüne izmir'e gidecek olan babamı bir önceki akşam beni de götürmesine ikna ettim. izmir benim 5-10 yıl gördüğüm izmir'den çok daha farklıydı ve çok güzeldi. melda'nın tavsiyesi üzerine güzelbahçe'ye gittik. hatta giderken yolu şaşırıp turkuaz'ın yanından geçtik. güzelbahçe'den alsancak'a döndükten sonra portakal ağacı'nın izmirli okuyucusu burçak seçil ile buluştuk. burçak seçil ile birlikte reyhan pastanesine gidip istanbul'da bulamayacağım sakızlı ve karadutlu dondurmalarından yedik. burçak seçil ile 15-20 dakikalık sohbetimiz sırasında bu sitenin bana en büyük faydasının böyle insanlarla tanışmam olduğuna karar verdim. burçak seçil hem ev sahipliğin hem de misafirperverliğin için çok teşekkürler!
yarın istanbul'a geri dönüyorum ama 3 seneden beri en güzel tatili yaptığımı söylemeliyim...
(not: biriken tüm yorumlara ve maillere cuma gününden sonra cevap yazmaya başlayacağım...)
birazdan izmir'e dogru yola cikacagiz. izmirli okuyucular isterlerse bugun bir yerde toplanabiliriz...
güre'de kaldığımız bu küçük evde birkaç tatlı ve salata yapmak umuduyla getirdiğim mikserim ve baharatlarım ilk günkü denememizden sonra yerlerinden çıkmamaya karar verdiler. çünkü bu evin minik mutfağı ve elektirikli ocağı patatesli patlıcan yemeği girişimimizi bir kaç saatte ancak pişirebildi. biz de benim geçen hafta kaybolantatlar grubu'nun gezi notlarından okuduğum yerleri keşfe çıkmayı daha yerinde bulduk.
ilk durak; zeytinbağı. asıl planımız tijen inaltong ile orada bir kahvaltı yapmaktı. planlarımız uymayınca maalesef gerçekleştiremedik bunu. ama portakal ağacı okuyucularından sayın sezgi demir de zeytinbağı'nı tavsiye eden bir mail gönderince gitmeye karar verdik. aktör tuncel kurtiz ve kimya mühendisi eşi menend kurtiz'in çamlıbel köyü'nde kurdukları bu butik otel aşağıdaki gürültülü şehir hayatından çok daha sessiz ve sakin bir ortam vaad ediyor. menend hanım'da uzun yıllar özel sektör'de çalışması dolayısıyla yaşadığı istanbul'un karmaşasından kaçmak için buraya geldiklerini anlattı bize. zeytinbağı tam bir aile işletmesi. bizim sadece yemek bölümüne şahit olduğumuz otelin mutfağını menend hanım'ın kardeşi erhan şeker ve annesi ayten hanım yönetiyor. otelin arkasındaki bahçede adaçayları, kekikler, rokalar, domatesler, enginarlar yetişiyor. yemekler de mümkün olduğunca bahçede yetişenler ile hazırlanıyor. zeytinbağı'nda çok güzel ve daha önce hiç tatmadığımız lezzetler ile tanıştık geçen akşam. bunlardan ilki kabak çiçeği dolması. rahmetli anneannemin de eskiden yaptığı bir yemekmiş bu. taç yaprakları henüz açık olduğu için sabahın erken saatlerinde toplanan çiçekler yıkanıyor ve içlerine dolma içi konuluyor. pişince minyatür dolmalar elde ediyorsunuz. ardından karnıyarık yemeğinin uzun bamyalarla yapılmış versiyonu. benim gibi mink bamyalara alışkın biri için oldukça enteresan bir yemekti bu. menüdeki bir diğer yemekte arasına sanırım ıspanak ve benzeri otların doldurulduğu çupra balığıydı. ayrıca yemeğin sonunda otelin kendi üretimi sabunları ve reçelleri sattığı dükkanı gezerken menend hanım bize akasya reçeli'ni hediye etti. ege'nin leziz zeytinyağlılarını, lorlu böreklerini ve tatlılarını nezih bir sunumla denemek isteyenlere zeytinbağı ideal bir mekan.
ikinci durağımız ayvalık güler pastanesi. güler pastanesi'nin lor tatlısının ve sakızlı kurabiyesi'nin ününü duyduğum için sadece bunları denemekle yetindik. lor tatlısı şerbetine rağmen hafif ve güzel bir tatlıydı. sakızlı kurabiye'de ise benim geçen ay yaptığımdan daha az sakız tadı hissediliyordu ve daha fazla pişirilmişti. gelecek sefere ben de öyle deneyeceğim. güler pastanesinden çıktıktan sonra cunda adasına gittik ama orada aklımda bir isim kalmadığı ve diğer taraflardaki kadar iyi rehberlik yapamadığım için edremit'e dönmeye karar verdik. edremit'te neyseki ismini aldığımız bir yer vardı: cumhuriyet lokantası. biz sokaklar arasında büyük bir lokanta ararken beldiye binasının yanındaki küçük dükkanın aradığımız yer olduğunu anladık. hem güler pastanesi hem de cumhuriyet lokantası anneme göre eski kayseri dükkanlarını yansıtıyordu. cumhuriyet lokantası'nda zeytinbağı'ndaki gibi zeytinyağlılar yoktu ama onların salatalarında kullanılan malzemeler aynı tazelikteydi. edremit taraflarına gelecek olanlara cumhuriyet'i rahatlıkla tavsiye edebilirim.
bugünkü planım ise akçay pazarı'na gidip kabak çiçekleri, upuzun bamyalar satın almak ve akçay'daki istasyon lokantası'nı bulabilmek...
not: fotoğraf, zeytinbagi.com'dan alınmıştır.
ağustos portakal ağacı'nda sebze & salata ayı ama geçen ayki kahvaltı menüsünün son tarifi olan yaz meyveleri tartını atlamamak için bu ay ilk ona yer vermeye karar verdim. tarif living dergisinin temmuz 2004 sayısındaki artful tarts başlıklı yazıdan. asıl tarifte yazar böğürtlen, incir, yaban mersini ve kızılcık kullanmıştı. ben tart hamuru ve kremasına sadık kalarak meyveleri elimin altındakilerle değiştirdim. tarifle ilgili önemli ayrıntı ise kullanılan su bardağının büyük boy olması. tarif biraz uzun ama hamuru önceden hazırlarsanız yapımı çok kolay oluyor.
hamur malzemeleri:
hamurun hazırlanması:
1. un, şeker ve tuzu mutfak robotunda karıştırın. küçük parçalar halindeki margarini ekleyip 10 saniye daha karıştırın.
2. robot çalışır vaziyette iken çırpılmış yumurta sarılarını ekleyin. yavaş yavaş kremayı ekleyin. en fazla 30 saniye daha karıştırın.
3. hamura elinizle disk şekli verin. (bu arada un az gelmişse ekleyebilirsiniz) streçle kapatıp en az 1 saat en fazla 2 gün buzdolabında bekletin.
not: isterseniz bu halde buzluğa koyup 1 ay saklayabilirsiniz.
tart kreması malzemeleri:
tart kremasının hazırlanması:
1. önce buutermilk'i hazırlamak için 1 su bardağı ılık süte ile 1,5 yemek kaşığı limon suyunu ekleyip bir köşeye koyun. (bunu mümkünse bir süre önceden yapın.)
2. şeker, un ve tuzu karıştırıp bir kenara alın.
3. limonlu süt karışımını ve yumurta sarılarını bir tavaya alın. yavaş yavaş şekerli karışımı ekleyin. orta harlı ateşte karıştırarak yaklaşık 4 dakika pişirin. pişince vanilya, limon kabuğu ve 2 yemek kaşığı limon suyunu ekleyin.
4. tavayı buzdolu bir kabın içine oturtun. ara sıra karıştırarak soğutun.
tart malzemeleri:
tartın hazırlanması:
1. tart hamurun unlu bir yüzeyde yaklaşık 5-6 mm kalınlıkta açın. hamuru elinizle bastırarak 22 cm (9 inch)lik kare bir tart kalıbına kenarları da kaplayacak biçimde yayın. buzdolabında 30 dakika bekletin.
2. fırını 190C'ye (375F) getirin. tartın tabanını çatalla delin.
3. tartın üzerine yağlı kağıt serin. yağlı kağıdın üzerine kuru fasulyeler yerleştirin. (tart kabarmasın diye) bu halde 15-17 dakika pişirin. yağlı kağıdı ve fasulyeleri kaldırın, pişirmeye 20 dakika daha devam edin. pişince soğumaya bırakın. soğuyunca dilerseniz kalıptan çıkarın.
4. kremayı çırpın. yavaş yavaş tart kremasına ilave edin. karışımı tartın üzerine yayın. meyveleri dilimleyip üzerine dizin. bu halde buzdolabında soğutun.
5. soğuduktan sonra fırça yardımıyla meyvelerin üzerine kayısı reçeli sürün.
birkaç gün yazı yazmamanın kötü taraflarından biri bir türlü bilgisayarın başına geçip tek bir tuşa basma isteğinizin uyanmamasıdır herhalde. en azından benim için durum böyle. bunun sebebi ne siteden sıkılmamla ne de hasta olmamla alakalı. (yine de merak edip sorduğunuz için teşekkürler). ilk kez bu sene yıllık iznimi sonuna kadar kullanmaya ve bilgisayara fazla yaklaşmamaya karar verdim. hem bu sayede portakal ağacı'nı da daha çok özleyip yeni tarifler deneyebilmek için zaman kazanmış oldum.
bu arada yaptıklarım:
eğer listede bahsettiğim tarihler arası edremit-ayvalık taraflarında olacaklar varsa belki ufak çaplı bir toplantı yapabiliriz. size uygun olan günü haticeozdemir@hotmail.com adresine gönderebilirsiniz. bahsettiğim tarifleri de yarın siteye yazacağım, ilginiz için tekrar teşekkürler...
iletişim adresi:
hatice@portakalagaci.com
Son Yorumlar