« July 2005 | Main | September 2005 »

10 posts from August 2005

31/08/2005

Dondurmalı Pasta

Pasta_1

Dondurmalı pastayı perşembe günü yapmıştım ama buzlukta bekleyebildiği için kalan kısmı düne kadar dayandı. Meyveli ve rulo olanlar dışındaki pastaları pek sevmeyen annem günlerce "dondurmalı pastan çok güzel olmuştu!" dedi. Dün de anne-kız kalan iki dilimi türk kahvesi eşliğinde bitirdik. Böylece yaz sezonu bizim evde bu tarifle kapanmış oldu.

Tarifin aslı Ayçem'e ait. Ben onun verdiği tarifi elimdeki malzemelere göre çok az değiştirdim. Tarif ve önerileri için Ayçem'e ve Funda'ya çok teşekkür ederim!

Dondurmalı Pasta:
Malzemeler:

  • 3 katlı kakaolu pastaban
  • 1 poşet sade krem şanti
  • 80gr bitter çikolata rendesi
  • 1 tatlı kaşığı nescafe
  • yarım su bardağı süt
  • 600gr kaymaklı dondurma
  • 1 paket creme ole (veya şoko mousse)
  • 8 adet beze (veya king top tarzı çikolata)
  • yaprak badem

Hazırlanması:

  1. Yarım su bardağı süt ile nescafeyi karıştırın. Pastabanın alttaki iki katını sütlü kahve ile ıslatın.
  2. Dondurmayı buzdolabından çıkartıp 5 dakika bekletin. Bu arada krem şantiyi paketteki tarife göre hazırlayın. Krem şantiyi dondurma ve çikolata ile karıştırıp özleşmelerini sağlayın.
  3. En alt pastabanı kelepçeli kalıbın içine oturtun. (kelepçeli kalıp kullanmazsanız dondurma kenarlardan akıyor) Üzerine dondurmalı karışımın yarısını sürün. Diğer katı üzerine kapatıp kalan karışımı sürün. En üst katı kapatıp buzlukta en az 3 saat bekletin.
  4. Creme ole'yi pakette yazan süt miktarından daha az bir süt ile hazırlayın. (1,5 bardak ise 1 bardak kullanın, böylece daha yoğun kıvamlı olsun.)
  5. Pastanızı beklettikten sonra kalıptan çıkarıp servis tabağınıza alın. Üzerini creme ole ile kaplayıp tekrar buzluğa koyun.
  6. Servis yapmadan 5 dakika önce yaprak bademleri pastanın çevresine yapıştırın. Pastanın üzerine beze veya çikolata dizip servis yapın.

29/08/2005

Elmalı Turta

Apple_torte

Dün beklediğimiz misafirlerimiz için annemle cumartesi gününden menü planlamaya başladık. Biz tam neler yapabileceğimizi konuşurken konuklarımızın daha erken -cumartesi akşamı- geleceğini öğrendik. Bu durumda annem benim hızlıca bir pasta yapmamı istedi. Akşam saatlerinde ve tok gelecekleri için daha hafif birşeyler yapmaya karar verdim.

Genelde hafta sonuna girmeden bilgisayarıma birkaç tarif kaydediyorum. Bu sefer de Williams-sonoma'dan birkaç tarif kaydetmiştim .W.sonoma'nın tarifleri arasında en kolay gözüken tarif üzüm ve fıstık eklenerek yapılan elmalı turtaydı. Doğrusu annem konuklarla beraber yemekten dönünce turtamı görüp hepimize yetmeyeceği için endişelendi ama turta 12 kişilik gruba tam yetti.

Apple_torte2

Elmalı Turta

Malzemeler:

  • 2 büyük boy elma
  • yarım limonun suyu
  • 3 yumurta
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 8 yemek kaşığı tereyağı (eritilmiş, soğutulmuş veya yarım su bardağı z.yağı)
  • yarım su bardağı süt
  • 1 tatlı kaşığı vanilya
  • 1 su bardağı kekun
    (kekun yoksa 1 su bardağı un + 1 paket kabartma tozu)
  • 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • 1/8 tatlı kaşığı tuz
  • 1 tatlı kaşığı limon kabuğu rendesi
  • 1/3 su bardağı kuru üzüm (30 dak. ılık suda bekletilmiş)
  • 1/4 su bardağı dolmalık fıstık

Hazırlanması:

  1. Fırını 190C'ye getirin. 25cm çapındaki kek kalıbını yağlayıp unlayın. Artan unu silkeleyerek dökün.
  2. Elmaları ince ince dilimleyin. Geniş bir kasede limon suyu ile karıştırarak kararmalarını önleyin. Kaseyi bir kenara alın.
  3. Yumurta ve şekeri çırpın. Yağ, süt ve vanilyayı ekleyin.
  4. Ayrı bir kaba unu eleyin. Kabartma tozu, tuz ve limon kabuğu rendesini una ilave edin.
  5. Tahta bir kaşıkla unlu karışımı yumurtalı karışıma ekleyin. Kuru üzümlerin suyunu süzün ve fıstıklarla beraber karışıma ekleyin.
  6. Karışımı kalıba dökün. Elmaları daire şeklinde karışımın üzerine dizin. Fırında yaklaşık 45 dakika pişirin. (pişip pişmediğini anlamak için temiz bir kürdanı kekin ortasına batrın, kürdan kuru çıkarsa pişmiş demektir.)
  7. Keki soğutun, üzerine toz şeker serpip servis yapın.

Notlar:

  • Bulunduğunuz yerin nem oranına ve kullandığınız unun çeşidine göre eklemeniz gereken un miktarı değişebilir. Ben yaklaşık 2 su bardağı un kullandım. ( Önemli olan hafif katı kıvamlı bir kek karışımını yakalayabilmek.) Ayrıca 1,5 su bardağı yerine 1 su bardağı şeker, dolmalık fıstık yerine antep fıstığı ekleyip 190C yerine 175C'de pişirdim.
  • Üzümleri eklemeden önce hafif una bulamanızda fayda var, aksi taktirde hepsi dibe çöküyor.
  • Keki kalıptan çıkarmak için kek tamamen soğuduktan sonra kelepçeyi çıkartın. Keki bir tabağa ters çevirin. Alt metal tabanı bıçak yardımıyla çıkartıp yine bir tabak yardımıyla düz çevirin. Toz şekeri de bu aşamadan sonra serpin.

22/08/2005

fotoğraflarla hafta sonu

Bizim_sofra

Bu hafta sonu benim için cuma gününden başladı. Evimize ilk kez gelecek çok önemli konuklarımız olduğu için annemle birlikte elimizden geldiğince güzel bir sofra hazırlamaya çalıştık. Annem her zaman olduğu gibi bir gün önceden zeytinyağlıları ve tuzluları hazırladı, ben de işten dönünce pastayı, tatlıları ve -ismim sadece tatlıyla anılmasın diye- salatayı yaptım. Sofranın başına geçip konuklarımızla sohbete başlayınca saatlerin nasıl geçtiğini bile anlamadık.

Menümüz:

  • zeytinyağlı yaprak sarma
  • zeytinyağlı biber dolma
  • zeytinyağlı bamya
  • tel şehriyeli salata
  • üçgen börek
  • cevizli çörek
  • hindistan cevizli kartopu
  • limonlu & ahududulu kareler
  • dondurmalı pasta

Tel_sehriyeli_salata

Tel Şehriyeli Salata'yı Melda'nın tarifine göre hazırladım. Biz tarifteki mantar, mısır ve turşuyu çıkarttık, tavuk etini arttırıp salatalık ekledik.

Pasta_1

Dondurmalı pastayı hazırlarken de dondurma eriyecek diye epey panik oldum ama korktuğumun aksine çok kolay & güzel oldu.

Kartopu

Aslında kartoplarının fotoğrafı sitede vardı ama bu halleri daha şirin geldi.

Tubanin_pastasi

Cumartesi sabahı üniversiteden arkadaşlarımla birlikte tatlı anne adayımız Tuba'ya kahvaltıya gittik. Doğrusunu söylemem gerekirse arkadaşlarımla sohbet etmekten çok fazla fotoğraf çekemedim, hatta yukarıdaki fotoğraftaki harika gözüken pastasının bile tadına bakamadım (Tuba'cım tüm yaptıkların ve muhabbetin için kendi adıma çok teşekkür ediyorum, çok fotoğraf çekemedim diye de kızma tamam mı?). Tuba'nın bizim için hazırladıkları:

  • közlenmiş patlıcan salatası
  • hazır yufka mantısı
  • muska böreği
  • kahvaltılıklar
  • çikolatalı fransız keki
  • incirli sütlü tatlı
  • meyve salatası

Tuba'ya_pasta

Tuba'ya bir gün önce benden ne istediğini sorduğumda "tuzlu" demişti ama ben gene dayanamayıp şeftalili & kayısılı pasta yaptım. Arkadaşlarımdan gelecek sefere bize gelmeleri sözü alıp eve döndüm. Onlar için ne yapacağımı düşünmeye şimdiden başlasam mı?

18/08/2005

kuş yuvası böreği

Kus_yuvasi_boregi

Büyükbabamla ilgili hatıralarımı düşününce aklıma hep titizliği ve ciddiyeti geliyor. Küçükken ablamla evlerinin içinde koşturup dururken birden salondan çıkar, kaşlarını çatmasıyla korkudan ne yapacağını bilemeyen bizler de oturma odasına kaçardık. Titizliği hala devam etse de artık eskisi kadar ciddi davranmıyor bize.

Bunda elbette arkadan gelen nesillerin kaş çatınca korkmamalarının da etkisi olmalı. Annem ve babam birkaç haftalığına yurt dışına gidince, anneannem ve izni dolayısyla Almanya'dan gelen büyükbabam bizimle kalmaya başlamışlardı. Anneannem, o zamanlar 3 yaşında olan kardeşimi her yaramazlık yapışında  "bak hacı gelince söylerim!" diye tehdit ederdi. Büyükbabam Almanya'ya dönünce kardeşim yaramazlığın dozunu arttırıp büyük bir mutlulukla anneanneme "hadi hacıya söylesene!" demeye başlamıştı.

Zamanla sanırım hem büyükbabam yumuşadı hem de biz uslandık. Artık hiç kızdığına rastlamıyorum. Her anlattığım şeyi sevgiyle dinliyor. Yemek kitaplarına baktığımı görünce "inşallah ileride bununla ilgili bir iş açarsın" ya da evdeki diğer erkeklerin yaptıklarımla ilgili eleştirilerini duyunca "yok yavrum! çok güzel olmuş!" diyor. Hafta sonu yaptığım böreklere bizimkiler "biraz tuzlu olmuş" dediklerinde (haklılar malzemeleri değiştirince tuzu çıkartmam gerektiğini unutmuşum) büyükbabam hemen "çok tuzsuz da güzel olmuyor!" diye cevap verdi. Tuza rağmen böreklerden sadece bir tane kaldı, öğlene doğru da kalan böreğin bittiğini öğrenince üzülenler oldu.

Keşke aldığımız her eleştiride büyükbabalarımız yanımızda olsa...

Kuş yuvası böreği:

malzemeler:

  • 2 adet yufka
  • yarım su bardağı süt
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 2 adet yumurta
  • yarım kahve fincanı zeytinyağı
  • 2 tatlı kaşığı çemen*
  • 3-4 adet sivri biber, doğranmış
  • 100gr rendelenmiş kaşar peynir
  • 2 adet domates
  • 1 yumurtanın sarısı

* asıl tarifte 3-4 adet sosis geçiyor, ben sosis sevmediğimiz için çemen kullandım. sosis kullanacaksanız biraz da tuz eklemeyi unutmayın.

Hazırlanması:

  1. Yufkaların her birini sigara böreği keser gibi sekiz eşit parçaya bölün. Bir kapta süt, yoğurt, yumurta ve yağı çırpın. Sırayla üçgenlerden birinin üzerine bu karışımı sürün. (Yumurtalı karışım bende arttı.)
  2. Üçgen  yufkaların geniş kenarlarından tutup, rulo yaparak yarıya kadar sarın. (yine sigara böreğini sarıyormuş gibi). Dar kenarı rulonun ortasına değecek şekilde içe katlayın.
  3. Rulo yaptığınız geniş kenarın iki ucunu içe doğru döndürerek birleştirin. (Birleşme yerlerinin yapışması için uçlarına hazırladığınız yoğurtlu içten sürün.)
  4. Böylece altı kapalı bir havuz şekli elde edin. Aynı işlemi diğer 15 üçgen için de yapın. (Genişlikleri aynı olmayabilir sorun değil, pişince belli olmuyor.)
  5. Diğer yandan çemeni, sivri biberi ve kaşarı karıştırın. İçi yufka havuzlarına paylaştırın.
  6. Domatesin çekirdeklerini çıkartıp dilimleyin. Hazırladığınız böreklerin üzerine yerleştirin. Yumurta sarısını yufkanın kenarlarına sürüp önceden ısıtılmış 200C fırında pişirin.

tarif sofra dergisi mart 2001 sayısından, Emine Beder'e ait.

17/08/2005

Şeftali Yemek Etkinliği - Bölüm III (Son)

TuhfeEtkinlik özetlerinin son bölümüne geldik artık. Sabah İsviçre'den ayrılıp Hollanda'ya Tuhfe'nin Sayfası'na geliyoruz. (Doğrusu ben Tuhfe'nin yaptığı onca harika tarifi görünce gözlerime inanamadım.) Tuhfe, bizlerle Şeftali Sarması, Şeftalili Karışık Sebze, Amarettili Şeftali ve Şeftalili Sütlaç tariflerini yazıp en çok tarif yazan ödülünü Devletşah ile paylaşmış.

BurcuHollanda'dan sonra İstanbul'a; Gelincik Tarlası'nın ev sahibesi Burcu'ya gidiyoruz. Burcu'nun sitesi henüz iki aylık ama sizi sitesine bağlayacak güzellikte bir yazı stili var. Bu anlatım tarzı nefis bir tarif ile birleşince ortaya Şeftalili Profiteroller çıkmış. Burcu'ya "ne iyi ettin de katıldın!" diyoruz biz de.

MeldaGelinciklerin yanından ayrılıp şeftali ağaçlarına doğru yol alıyoruz. Yemek Zevki'nden Melda, bizler için önce ağacından şeftali toplamış, sonra da peşmelba yapmış. Fotoğraflarını çekemeden makinesi bozulduğu için bizlere gösterememiş ama biz harika şeftali ağaçlarıyla da yetinmeye razı oluyoruz.

HaticeSuleİstanbul'dan ayrılıp Ankara'ya, Mekanımız Mutfak sitesine geliyoruz. M.Mutfak'tan Hatice bizimle Şeftalili Tart tarifini, Şule ise Şeftalili Kek'ini paylaşıyor. Her ikisine de zahmetli bir seçim sürecinden geçip bu güzel tatları paylaştıkları için teşekkür ediyoruz.

EstelleAnkara'dan, Amerika'ya; tanıdığım en şirin Fransız olan Estelle'nin yanına gidiyoruz. Estelle, Gourmet dergisinde görüp denediği ismiyle bile gönlümüzü fetheden tarifini paylaşıyor: Amarettis (acı badem kurabiyeli) şeftali dolması. Fotoğrafları görünce "eve gitmeden markette amarettis arasak mı?" diye düşünmeye başlıyoruz...

BanuEstelle'ye Ankara'da bizi bekleyen Banu'ya sözümüz olduğunu söyleyip, dolmaların tadına bakamadan ayrılıyoruz. Banu'nun sitesi Paylaşılan Tatlar etkinlik sayesinde keşfettiğimiz sitelerden biri. Bize Dr. Oetker'in nektarinli tartından uyarladığı Şeftalili Tart'ı sunuyor, fotoğraftaki tarta uzanan minik ellere bakınca da çok lezzetli bir tarif olduğunu belli oluyor. Bu vesileyle Banu'ya "hoşgeldin!" diyoruz.

Hatice3Banu'dan sonra yavaş yavaş sonuna geldiğimiz listemizde yemek bloglarının üç Hatice'sinden birine ait olan Semaver'e misafir oluyoruz. Adaşım, benim gibi üzeri kıtırlı tart sevenlerin sevinçle karşılayacağı "görüntüsü böyle ise tadı kim bilir ne kadar güzeldir" dedirten tarifini yazmış; Şeftalili Bademli Tart.

HulyaBir sonraki durağımız tekrar İsviçre. Bu defa Hülya sitesi Çay Saati'nde bizleri ağırlıyor. Hülya, etkinlikten son anda haberdar olsa da bizim için epey bir zahmete girerek hazırladığı nektarinli dondurmaları sunuyor. Tarif için Hülya'ya teşekkür ediyor, nektarinleri ne yapıp edip bulan babasına saygılarımızı sunuyoruz.

Hatice2Benim denediğim karamelize nektarinli lorlu cheesecake, şeftalili ve bademli muffin, şeftalili ve böğürtlenli pay tariflerini de buradan görebilirsiniz.

Son iki tarifimizin fotoğrafları yetişmemiş ama yine de önemli olan paylaşmaktır deyip onları da anmadan geçmek istemiyoruz. Yine yeni tanıştığımız yazarlardan Aslı, bizler için Şeftalili Tatlı'nın, Esra da Şeftalili Streusel'in tariflerini yazmışlar. (Esra'nın tarifinin İngilizce versiyonunu & fotoğrafını Williams-Sonoma'da görebilirsiniz.) Aslı ve Esra'ya da tarifleri için çok teşekkür ediyoruz.

İlk etkinliğimiz böylece sona ermiş oldu. Bizler için zaman harcayıp yeni tarifler bulan, bunları denemek için zamanlarını harcayan tüm yazarlara yazarlara ve bu heyecanı bizlerle yaşayan tüm okuyuculara teşekkürlerimi sunuyorum.

Önceki özetler:

  1. Şeftali-YE Bölüm I
  2. Şeftali-YE Bölüm II

not 1: eğer unuttuğum ya da ismini yanlış yazdığım birileri olduysa lütfen bana mail atıp uyarsın, kendisini listeye ekleyebilirim/ ismini düzeltebilirim.

not 2: Etkinlik dolayısıyla son iki haftada gelen e-postaların & yorumların bir bölümüne cevap yazamadım, önümüzdeki günlerde cevap yazmaya çalışacağım...

16/08/2005

Şeftali Yemek Etkinliği - Bölüm II

Dün akşam Kanada'da kalan listemize bugün komşu ülkesi Amerika ile devam ediyoruz.

Zinnur2Montreal'den kalkıp geldiğimiz NY'ta bizi etkinliğin mimarlarından Zinnur ve kızı Zeynep harika bir pasta ve sorbe ile karşılıyor. Zinnur'un pasta yapımı konusundaki ustalığını sergilediği  Şeftali Sorbeli ve Bezeli Kubbe Pasta'yı ve sorbeyi görünce doğrusu  "etkinlik için bir dergide gördüğüm içi dondurmalı dışı bezeli pastayı denememem çok iyi olmuş, yoksa benim yaptığım bunun yanında çok sönük olurdu" diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

SeftalisarmasiKubbeli pastayı NY'ta bırakıp tekrar İzmit'e geliyoruz. Yeni tatilden gelen bir diğer blog komşumuz Emel etkinlik için pastanelerdeki hamur işlerini aratmayan bir tarif hazırlamış. Şeftali Sarması hem çok şık hem de meyveleri ile çok hafif gözüken bir tarif olmuş.

BurcuBir diğer pasta ustasına misafir olmak için bu defa İstanbul'a geliyoruz. Birbirinden güzel kişleri ve pastaları ile ünlü Pastacı, iki harika malzemeyi ve krema katlarını bir araya getirerek hazırladığı Şeftalili ve Çikolatalı Pasta ile bu konudaki haklı ününü bir kez daha kanıtlamış oluyor.

Zeynepİstanbul'dan ayrılıp Ankara'ya geldiğimizde Küçük Hikayeler sitesinin tatlı yazarı Zeynep'i şirin bir sunumla bizi beklerken buluyoruz. Beyaz Şapkalı Şeftaliler, bir çocuğu şeftaliyle nasıl kandırabiliriz sorusuna yanıt ararken ortaya çıkmış ama biz bile bu güzellik karşısında seve seve kanmaya razı oluyoruz.

SibelAnkara'dan ayrılırken kahve kokularının geldiği yöne doğru ilerliyoruz. Kahve bizi Ege'nin bir kıyı kentine kadar götürüyor. Sibel'in Kahvesine ulaşınca Ege'nin doğallığına yakışan bir tarif buluyoruz; Zencefilli ve Kuru İncirli Şeftali. Tijen İnaltong'un tarifini deneyen Sibel tatlısını dondurmayla ikram edince günün bütün yorgunluğunu unutuyoruz.

DilaraKısa sürede bu kadar yol katedip devamlı yeni lezzetler denemek bizi biraz yorunca soluğu Ankara Hacettepe'de Dilara'nın yanında alıyoruz. Dilara, onca tatlıdan sonra bize çalışan ama aynı zamanda lezzetli şeylerden hoşlanan kişilerin seveceği bir salata sunuyor; Şeftalili Tavuk Salatası. Hacettepe'den günü hafif tatlarla devam ettirmemiz gerektiği öğüdünü dinleyip yavaş yavaş yola devam ediyoruz. 

Basak_1Salatalarla devam edip değişik lezzetlerin izlerini sürerek ekşi, tuzlu ve tatlının görsel bir şölende bir araya geldikleri Lezzetin İzinde'ye ulaşıyoruz. Başak, İstanbul lezzetlerini paylaştığı sitesinde bu defa eşiyle beraber ortaya çıkardığı ilginç bir lezzeti paylaşmış. Şeftalili Lezzeti, değişik tatları bir arada seven misafirler için mutlaka denenmesi gerekenler listesinde yerini alıyor.

HeraHazır Başak sayesinde değişik tatlara, kokulara alışmaya başlamışken bir diğer değişik lezzet de Hera'nın sitesi herapist'ten geliyor. Hera, anlatımıyla bile çok güzel bir koku verdiği anlaşılan Kakuleli ve Şeftalili kek tarifi ile yakın zamanda aktara uğram gerektiğini fark etmemi sağlıyor.

BasakburcuOnca değişik lezzetten sonra artık diyet yapmanın zamanı gelmiştir diyerek İzmir'e, Başak & Burcu'nun sitesi Diyet Yemekler'e yöneliyoruz. İyi haber, Diyet yapanlar da kek yiyor! Kepekli un ve esmer şekerle hazırlanan Kıtırlı Şeftali, diyet yemeklerinin tatsız olacağı söylentisini ortadan kaldırmaya yetiyor.

DilekBugünün kapanışını İsviçre'deki bir diğer etkinlik mimarımız, Dilek yapıyor. Dilek, bizlerle evlerinde sık yapılan, pratik bir tarifi ve ilk kez denediği ballı, limonlu ve naneli bir karışım ile fırınlanmış şeftali tarifini paylaşıyor. Şeftalili Rüya ve Kaymaklı Şeftaliler sırf görünüşleriyle bile gönlümüzü fethediyorlar. (Gülşen'in şeftalili fikirlerine bakmayı da ihmal etmeyin bu arada. Onlar da harika!)

Yarın kıtalar arası şeftali yolculuğuna kaldığımız yerden devam edeceğiz!

15/08/2005

Şeftali Yemek Etkinliği - Bölüm I

An itibariyle 21 yazar ve 30'a yakın tarifimiz varken yavaş yavaş tarifleri ve yazarları anlatmaya başlayabiliriz sanırım. Tariflere geçmeden önce ilk etkinliğimize katılan, tariflerini paylaşan, şeftalili bir tarif bulmak ve denemek için zaman ayıran herkese çok teşekkürler.

Listeyi bölümlere ayırıp yayınlayacağım. Aksi halde hepsini aynı anda yazmak çok uzun sürecektir.

Bölümleri bana gelen e-postalara göre sıralamaya karar verdim. Buna göre ilk durağımız devletsah.com. Devletşah bizimle 4 farklı şeftalili tarifini paylaşmış. İlki bisküvi, yoğurt, jöle ve şeftali dilimlerinden oluşan zahmetli ama lezzetli olduğu belli olan bir pasta, ikinci tarif; etkinliğin iki içeceğinden biri: şeftalili milkshake, üçüncü tarif; çocukluğumuzun meybuzlarını andıran şeftalili granita, sonuncusu ise reçellerin kaynamaya başladığı evler için uygun bir tarif; şeftali marmelatı.

Pfirsisch_1Listenin ikinci sırasını ziyaret etmek için Almanya'ya gidiyoruz. Soframız.de'den Özgül, etkinlik için bir araya geleceğini hiç tahmin etmediğim tatları bir araya getirerek  lazanya ile şeftali ve biftek ile şeftali kombinasyonları sunmuş; şeftalili lasagne tatlısı ve Teriyaki marinade’li, Pfifferlinge ve Seftali’li Biftek, ekrandan göründüğü kadarıyla da çok güzel olmuşlar.

EvciniŞeftali labneli bir cheesecake ile birleşirse nasıl olur diye öğrenmek için Almanya'daki lazanya tabağımızı bitiremeden Türkiye'ye dönüp soluğu evcini.com'da alıyoruz. Evcini, şeftaliyi en çok dilimleyip yemeyi sevse de bizim için kitaplarını karıştırıp harika bir şeftalili kremalı cheesecake tarifi bulmuş. Üstelik cheesecake'i krem peynir yerine labne ile yapınca benim gibi çok fazla krem peynir kullanılmasını sevmeyenlerin de gönlünü kazanmış.

PnrBiraz soluk alıp yolumuza devam ediyoruz. Bu sefer durağımız Zonguldak, Ereğli ve pnrt.blogspot.com. Pınar, tatilden yeni dönmüş olmasına rağmen etkinliğimize zaman ayırmış ve acil gelecek misafirler için kolaylıkla hazırlanabilecek tarifi şeftalili tatlıyı bizlerle paylaşmış.

HanifePınar'a selam verip pastasına baktıktan sonra uzun bir yolculuktan sonra Montreal'e, Hanife'ye gidiyoruz. Hanife, bilgisayarındaki arızaya ve geçirdiği hastalığa rağmen yılmamış ve bizler için şeftalili ve pirinçli puding tarifini denemiş. Herşeye rağmen pes etmeyip katkıda bulunduğu için kendisine çok teşekkür ediyoruz.

karamelize nektarinli lorlu cheesecake
şeftalili ve bademli muffin
şeftalili ve böğürtlenli pay

Seftali

Büyük gün geldi. Türkçe bloglar arasında organize ettiğimiz yemek etkinliğimizin ilk günü için internette değişik tarifler yayınlanmaya başladı.  Şeftali-YE'nin 15 Ağustos'a denk gelmesine özellikle dikkat ettim. Çünkü bugün aynı zamanda Portakal Ağacı'nın 2. yaş günü! Bu iki yılda benim hayatımda -ablamın Amerika'dan dönmesi dışında- çok fazla bir değişiklik olmadı, muhtemelen hayatımdaki en büyük değişiklik site sayesinde pek çok yeni arkadaş edinmemdir. Umarım bundan sonraki yıllarda siteyi daha güzel olaylar bekliyordur. Bugün pek çok türkçe blogda  birbirinden güzel şeftalili tarifleri görebilirsiniz. Akşama doğru hepsi yayınlanınca portakal ağacı'nda sitelerin bir özetini görebileceksiniz.

Ben geçen haftamı tarifler arasında seçim yapmaya çalışmakla geçirdim. Sonunda sayıyı sekize indirmeyi başardım. Hafta sonu olunca da hazır büyükbabamlar bizde misafirken -evde ikram edecek birileri olunca harika oluyor- üç tarif denedim. Tariflerden ilki forumdaki bir tariften uyarlama, diğeri bbc good food dergisinden, sonuncusu da epicurious.com'dan.

Karamelize nektarinli lorlu cheesecake

Karamelize_nektarinli_lorlu

İlk tarifin ilham kaynağı Tarif Defteri üyelerinden Yelda. Forumdaki pasta tariflerini gördükçe "birini mutlaka denemeliyim!" deyip duruyordum. Geçen hafta yazdığı portakallı lorlu cheesecake tarifini başka bir dergide gördüğüm karamelize nektarin fikriyle birleştirdim.

Malzemeler:

Cheesecake:

  • 20gr. margarin
  • 175 gr. tuzsuz etimek
  • 4 yemek kaşığı sıvıyağı
  • 1 +1/4 bardak toz şeker *
  • 4 yumurta
  • 1 yumurta sarısı
  • 1 yemek kaşığı limon rendesi
  • 1,5 tatlı kaşığı limon suyu, arzuya bağlı
  • 500 gr. tuzsuz lor peyniri
  • 500 gr. süzme yoğurt 3 yemek kaşığı un

* ben kahverengi şeker kullandım.

Karamelize nektarin:

  • 140gr rondodan geçirilmiş toz şeker**
  • 25gr katı yağ, soğuk
  • 4 nektarin

**ingilizlerin kullandığı toz şeker bizimkinin daha da öğütülmüş hali, ben de onun gibi olsun diye rondodan geçiriyorum.

Hazırlanması:

  1. Yağı eritin. etimekleri mutfak robotundan geçirin. Sıvıyağı, 1/4 bardak şeker, margarin ve etimekle karıştırın. (yapışmakta zorlanırlarsa biraz daha sıvıyağ ekleyin.)
  2. Yağlanmış kalıba iyice bastırın. Kenarlarını biraz yükseltip buzdolabında bekletin.
  3. Diğer yanda yumurtayı, yumurta sarısını, 1 bardak şekeri ve rende limonu  köpük olana dek iyice çırpın. Süzme yoğurt, lor peyniri ve unu ekleyip karıştırın.
  4. Karışımı kalıba dökün. 150 derecede önceden ısıttığınız fırına koyup yaklaşık 1 saat pişirin. Pastayı soğumaya bırakın.
  5. 140gr toz şekeri 5 yemek kaşığı su ile teflon tavada kahverengi olana kadar yakın. Nektarinleri ve yağı ekleyip kısık ateşte nektarinler yumuşayana kadar -yaklaşık 10 dakika- pişirin. (Şeker, meyveler eklenince yapışacaktır ancak sonradan tekrar erir.)
  6. Nektarini cheesecake dilimlerinin üzerinde servis yapın.

Seftalili_bademli_muffin3

Şeftalili ve bademli muffinler:

İkinci tarif Good Food dergisinin Ağustos 2004 sayısından. Pazar sabahı Hem az olduğu -6 adet- hem de minik oldukları için pazar kahvaltısı için ideallerdi. Ben kekun yazdığını unutup normal un kullandım. Babam "buna kabartma tozu eklemen gerekmiyor muydu?" diye sorunca da gayet emin bir şekilde "hayır muffin kalıbından taşardı yoksa!" dedim. Babacım sen haklıymışsın.

Malzemeler:

  • 3 yumurta
  • 100gr rondodan geçirilmiş toz şeker
  • varsa birkaç damla badem aroması
  • 25gr tereyağı, eritilmiş
  • 100gr kekun
  • 25gr badem, öğütülmüş
  • 1 tutam tuz
  • 2 küçük şeftali
  • 2 yemek kaşığı kayısı/şeftali reçeli
  • 1 yemek kaşığı yaprak badem

Hazırlanması:

  1. Fırını 220C'ye getirin. Yumurtaları, badem aromasını ve şekeri çırpın. Yağı ekleyip karıştırın.
  2. Unu, öğütülmüş bademi ve tuzu ekleyip telle karıştırın.
  3. Karışımı 6 yağlanmış muffin kalıbına paylaştırın. Üzerlerine bir çay kaşığı reçel koyun.
  4. Kalıpların üzerine 2 dilim şeftali ve yaprak bademleri koyup toz şeker serpin.
  5. Isınmış fırında 20-25 dakika pişirin.

Seftalili_bogurtlenli_pay_2

Şeftalili ve böğürtlenli pay:
Sonuncu tarif de epicurios'tan. Tarifin aslında iç malzeme için mutlaka kristalize edilmiş zencefil kullanın deniyordu. Ben evdeki zencefili kristalize etmekle uğraşmak istemedim, tarifi biraz değiştirdim ama sizde varsa mutlaka ekleyin. Bu tarif de hafif ve ekşili tatlar seven kişilere -bkz. annem- uygun.

Seftalili_bogurtlenli_pay

Malzemeler:
Pay hamuru:

  • 1 su bardağı un
  • 1 tatlı kaşığı şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 10 yemek kaşığı katı yağ, soğuk, küplere bölünmüş
  • 1/4 su bardağı buzlu su, buz tamamen erimiş

İç malzeme:

  • 5 su bardağı dilimlenmiş şeftali
  • 1/4 su bardağı böğürtlen
  • 3 yemek kaşığı limon suyu
  • 1 tutam tuz
  • 2 yemek kaşığı öğütülmüş kristalize zencefil
  • 5 yemek kaşığı un
  • 1/4 su bardağı kahverengi toz şeker
  • 1 yumurtanın beyazı
  • 2 tatlı kaşığı su
  • 2 yemek kaşığı toz şeker

Hazırlanması:

  1. Un, şeker ve tuzu mutfak robotunda karıştırın. Yağı ekleyip kum gibi bir hal alana kadar karıştırın. Robot çalışır vaziyette iken üst bölmesinden soğuk suyu yavaş yavaş ekleyin. Hamur toparlanmazsa bir yemek kaşığı ile azar azar su ilave edin.
  2. Hamuru robottan çıkartıp iki parçaya ayırın. Her birini avucunuzla düzleyip streçe sarın ve buzdolabında en az 1 saat bekletin.
  3. Bu arada şeftali, böğürtlen, limon suyu ve tuzu karıştırıp bir kenara alın. Diğer yanda zencefil, un, kahverengi şekeri karıştırın. Bunu meyveli karışıma ekleyip bir saat bekletin.
  4. Bir saat sonra pay hamurlarından birini dolaptan çıkartın. Yumurta beyazını ve suyu ayrı bir kapta karıştırın. Bir fırça ile bu karışımın birazını pay hamurunun altına ve üstüne sürün.
  5. Hamuru 2 yağlı kağıt arasında kalıbınızdan biraz daha büyük olacak şekilde açın. Bir spatula ile önce ikiye sonra dörde katlayıp kalıbınızın ortasına yerleştirin. Katladığınız hamuru kalıpta açın. Fırını 175C'ye getirin.
  6. İç malzemeyi hamurun üzerine yayın. Diğer pay hamurunu dolaptan çıkartın, üzerine birşey sürmeden kağıtlar arasında açın. Bu hamuru iç malzemenin üzerine kapatın. (isterseniz hamurdan şekiller kesebilirsiniz)Kenarları iyice yapıştırın. Kalan yumurtalı suyu hamurun üzerine sürüp üstüne toz şeker serpin. Fırında 60-70 dakika pişirin. Dondurma ile ılık servis yapın.

09/08/2005

edremit, ayvalık, boğaziçi

Adatepe

Çapa İlkokulu'na gittiğim yıllarda öğretmenimiz Nasuh Kaya Karcı her yeni dönemin başında "Tatilde neler yaptınız çocuklar?" diye sorardı. Bu soruyu her duyduğumda "Allahım, inşallah öğretmen beni kaldırmaz." diye dua ederdim. Tatil anılarını anlatmak bana o yıllarda bile zor geliyordu. Halbuki şimdi düşününce çocukken geçirilen tatillerin tadını bir daha asla tadamayacakmışım gibi geliyor.

İlkokulda içine kapalı, sınıfta söz almak için minimum çaba harcayan bir çocuk olmasaydım muhtemelen ablamla oynadığımız oyunları, anneannemleri ziyarete gittiğimizde her gördüğüm ilginç eşya için "Annane! bu benim olabilir mi?" diye sormamı -şimdi aynısını yeğenim yapıyor-, komşumuzda toplandığımız her cuma akşamı bıkmadan usanmadan ranzalardan gemi yapıp, uzun yolculuklara çıkışımızı, tatil boyunca her cuma küsüp ertesi hafta birşey olmamış gibi yeniden oynamamızı, annemin bizi ev işine alıştırmak için ne kadar çaba harcadığını, "Hatice, sen o kitabı sırf işten kaçmak için okuyorsun!" deyişini, babamın bizleri eğlendirmek için değişik şehirlere götürme çabalarını, gittiği her şehirde işle ilgili bir uğraş bulmasını anlatabilirdim. Bunları anlattığımda arkadaşlarımın bana garip garip bakmalarından korkuyordum herhalde.

Doğrusu beni az tanıyanlar hala içine kapalı olduğumu söylüyor, iletişim kurmak için asgari çaba sarfettiğim günler de oluyor ama en azından artık ilkokuldaki gibi ilginç olmayan tatilimi anlatmamak için köşe bucak saklanmıyorum.

Cuma günü Edremit'te her yaz kaldığımız eve yerleştikten sonra ilk civar gezimizi pazar günü Adatepe köyüne yaptık. Geçen sene bu köye gittiğimizde fazla birşey yapamadan geri dönmüştük. Bu defa ilk önce köyün meşhur oteli Hünnap Han'ın bahçesinde hünnap çayı içtik, ardından yine geçen sefer gittiğimiz meydandaki Dut Dibi Kahvesine uğradık. Bahçeye girdiğimizde annemi yaşlı bir teyzeyle sohbet ederken bulduk -ben yeni biriyle tanışmaktan ne kadar çekiniyorsam annem de tam tersi büyük keyif alıyor-. Geçen defa ya bizim yorgun oluşumuzdan ya da Kahve sahiplerinin iyi günlerinde olmamasından dolayı servisten pek memnun kalmamıştık ama bu defa herkes güler yüzlü olunca keyifli dakikalar geçirdik.

Pazartesi günü işyerine yurtdışından çok önemli bir misafirimizin geleceğini ve yanında eşi ile kızını da getireceğini öğrenince ortaya "ben de gelip onlara İstanbul turu yaptırabilirim!" diye bir teklif attım. Bu teklifim hemen kabul gördü ve akşama kadar İstanbul'da olmam gerekti. Gitmeden önce hazır yeğenim de uyurken ablam ve kardeşimle beraber Zeytinbağı'na minik bir ziyaret yaptık.

Zeytinbagi_2

Zeytinbağı'nı geçen sene anlatmıştım. O zamanlar başkasının yanında fotoğraf çekmekten çekindiğim için makinemi götürmemiştim. Bu defa makinemi yanıma aldım bir de Menend Hanım "Zeytinbağı'nı Portakal Ağacı'ndan okuyup gelen misafirlerimiz oluyor" deyince ben ağzım kulaklarıma varmış bir halde fotoğraf çekmeye başladım.

Butterfly

Yemeğin gelmesini beklerken de bol bol kelebek fotoğrafı çektim.

Zeytinbagi_1

Çok az zamanımız olduğu için bu sefer lor köftesi, köy eriştesi ve zeytinyağlı çağlayı deneyebildik. Lor köftesi benim çok hoşuma gitti. İçine lor, yumurta, ekmek içi, biraz tuz koyup pane harcına bulayarak pişirmişler. Evde denenecekler listesine girdi hemen.

Cerrahi_tesisleri

Pazartesi akşamı yola çıktık. Bazı aksaklıklardan dolayı Susurluk'ta beklememiz gerekince Ulusoy, Cerrahi Tesislerine uğradık. Tesislerinde çok geniş bir yemek seçeneği vardı ama ben en ilginç görünen tavuk dolmasını seçtim. Etli dolma içini tavuk etine sarıp pişirmişlerdi. Bunu da ilk gelen misafirlerde denemesi için annemi ikna etmem lazım.

Istanbul_days

Salı sabahı saat 4'te İstanbul'a vardık. İşe gidip akşam eve dönünce hızlıca bir sofra hazırlayabilmek için paçanga böreği, köfte ve afrika salatası hazırladım. Ertesi gün Tayvanlı konuklarımıza saray, müze, vb. yerleri gezdirdikten sonra akşam boğaz gezisine katıldık. Ben bir yandan konuşup bir yandan da fotoğraf çekmeye çalışırken makinede gerekli ayarı yapmayı unuttuğum için ilk fotoğraflar biraz garip çıktı.

Dolmabahce

Hatamı çabuk farkedip ayarı düzelttim, böylece silik olmayan bir Dolmabahçe fotoğrafım oldu. Misafirlerimize her geçtiğimiz ışıklandırılmış binanın hikayesini anlattım. Ama en çok Kız Kulesi'nin hikayesini sevdiler.

Ayvalik_marti

Perşembe akşamı tekrar Edremit'e dönünce dolaşmak için sadece bir günümüz kaldı, o gün de Ayvalık'a gittik. Ben her ne kadar bayi ziyareti yapmayı sevmesem de gittiğiniz yeri bilen birinin olması çok iyi oluyor. Ayvalık'a gidince babam yine bir bayiye uğradı, oranın iyi restoranlarından birini öğrenip geldi. Böylece geçen olduğu gibi Ayvalık'tan aç dönmek yerine bu defa Martı lokantasında güzel bir yemek yedik. Biz Martı'nın en çok zeytinyağlılarını sevdik, zaten lokantanın içindeki bir panoda yer alan "Türkiye'nin en iyi zeytinyağlı yemeklerini yapan yerler" başlıklı gazete sayfasında ismin görünce bu fikrimize başkalarının da katıldığını anladık. Yemekleri beklerken lokantanın karşısındaki eski eşyalar satan dükkana göz attık, annem ve ablam benim beğendiğim fincanları çok modern buldular, ben onların beğendiklerini çok klasik buldum, böylece birşey alamadan çıktık.

Ayvalik_guler

Annemler çaylarını beklerken kardeşimle ben Güler pastanesine gidip kurabiyelerinden ve lorlu tatlılardan aldık. Kardeşim pastanede bana yavaşça ama kendisinden hiç beklemediğim bir ciddilikle "abla bahsetsene sitene yazmak istediğinden!" dese de ben her zamanki gibi çekinip "pastanenizin dışarıdan fotoğrafını çekebilir miyim?" demekle yetindim. Yeğenim 1,5 tatlıyı bir yandan "çok güzelmiş bu!" diyerek tek başına bitirdi.

our garden

Cumartesi günü tekrar yola düştük, bu defa İstanbul'a dönmek yerine Bursa üzerinden Yalova'ya uğradık. Bursa'da yine babamın işi için bir fabrika gezisi yapıp Yalova'da bizi bekleyen büyük ve küçük dayılarımın ailelerine ve büyükbabamlara kavuştuk. Hafta sonunu da dayımlar ve amcamlarla geçirdikten sonra pazartesi sabahı erkenden İstanbul'a ve işe döndük. Aslında benim için devamlı yollarda geçen bir tatil olduğu için sızlanıyordum ama şimdi yazınca ne kadar güzel geçtiğini daha iyi anlama fırsatım oldu...

not: Ben tatildeyken benim için önemli olan 2 olay gerçekleşmiş, birincisi Portakal Ağacı, Focus dergisinde anılmış, diğeri de Evcini ilk etkinliğimiz için şirin bir logo yapmış. Matilda'ya haber için, Evcini'ne de logo için çok teşekkür ediyor, kendilerine bir pasta sözü veriyorum!

01/08/2005

portakal ağacı focus dergisinde

Focus_dergisi

Portakal Ağacı, Focus Dergisi Ağustos 2005 sayısındaki "Blogosfer" başlıklı yazıda internetin en iyi 10 türkçe blogundan biri olarak gösterildi.