
Hafta sonu Ayşe İkbal'i babasının halası ve babaannesi ile tanıştırmak için Çerkezköy'e gitmeye karar verdik. Hazır Trakya tarafına gitmişken de önce Edirne'de minik bir tatil yapalım dedik. Cumartesi günümüz işte bu vesile ile Ayşe İkbal kanguruda, başında kocaman bir şapka ile Edirne sokaklarında geçti. Yukarıdaki fotoğraf Eski Camii'den. Belki Selimiye kadar muhteşem bir mimariye sahip değil ama çocukluğumda yaptığımız Edirne gezisinden aklımda en çok kalan görüntü bu.

Edirne'deki ilk durağımız Selimiye'nin karşısındaki Park Köftecisi oldu.
Yemekten sonra çarşılarından birine girdik. Geçmiş zamanın doğal klimalı alışveriş merkezi olan kapalıçarşıları.

ve bu çarşıların yegane hediyelik eşyası olan meyve sabunları.
Çarşı ve camii gezisinden sonra Meriç kenarında verdiğimiz çay molası.

Akşama planladığımız ciğer tava faslı minik hanımın gece uykusuna yatması ile gerçekleşemeyince geriye kalan saatleri eskiden han olarak kullanılan otelin odasında bizden önce buralardan gelip geçen insanlar hakkında fikir yürütmekle geçti. Sabah da önce meyve sabunları ile Keçecizade'nin hediye badem ezmelerinden sonra da

Arslanzade'nin bademli ve fıstıklı kurabiyelerinden adık. Çerkezköy'de akrabalarımızla harika bir piknik yapıp geri yola koyulduk. Şimdi elimde Küçük oteller ile Lezzet durakları kitapları bu hafta sonunun gezi hayallerini kuruyorum...
Son Yorumlar