Previous month:
June 2007
Next month:
August 2007

July 2007

Fırın Poşetinde Limonlu ve Otlu Tavuk

Ayşe İkbal'i geçen cumartesi sabahı saat 4.30 gibi hastaneye götürdüğümüz için gazete yazısını yazmak bugüne kaldı. Biz acemi anne-baba ateşlendiğini görüp epey bir telaş yaptık ama çok şükür ciddi bir şey çıkmadı. Sadece ben onun acı içinde ağlamasına dayanamadığımı fark ettim. Bu birkaç saatin tek eğlenceli yanı doktor odasındaki balıkları görünce ateş içinde bile olsa sevinçten çığlıklar attığını görmekti.

Gazeteye yazdığım tarif:

Fırın Poşetinde Limonlu ve Otlu Tavuk

Malzemeler:

  • 1 adet bütün tavuk
  • 2 adet kuru soğanhalka halka doğranmış
  • 3 adet sarımsak, dövülmüş
  • 4 dal taze kekik
  • 1 limon
  • zeytinyağı, tuz, karabiber


Hazırlanması:

  1. Yemeği hazırlamaya başlamadan yarım saat önce tavuğu buzdolabından çıkartın.
  2. Yarım saat sonra iyice yıkayıp kağıt havlu ile kurulayın.
  3. Fırını 220 dereceye getirin. 
  4. Tavuğun içine, üzerine ve derisinin altına zeytinyağı sürüp tuz ve karabiber serpin.
  5. Fırın poşetini unlayıp fazla unu boşaltın.
  6. Soğan halkalarını poşete yerleştirin.
  7. Limonu dörde bölün.
  8. Limon dilimlerini, kekiği ve sarımsağı tavuğun içine yerleştirin.
  9. Kanatları altta kalacak şekilde tavuğu fırın poşetindeki soğanların üzerine koyun.
  10. Ağzını bağlayıp ısınmış fırına yerleştirin.
  11. Et iyice kızarana kadar pişirin. 

Edirne

Eskicamii

Hafta sonu Ayşe İkbal'i babasının halası ve babaannesi ile tanıştırmak için Çerkezköy'e gitmeye karar verdik. Hazır Trakya tarafına gitmişken de önce Edirne'de minik bir tatil yapalım dedik. Cumartesi günümüz işte bu vesile ile Ayşe İkbal kanguruda, başında kocaman bir şapka ile Edirne sokaklarında geçti. Yukarıdaki fotoğraf Eski Camii'den. Belki Selimiye kadar muhteşem bir mimariye sahip değil ama çocukluğumda yaptığımız Edirne gezisinden aklımda en çok kalan görüntü bu.

Park_kofte

Edirne'deki ilk durağımız Selimiye'nin karşısındaki Park Köftecisi oldu.

Edirne_kapalicarsi

Yemekten sonra çarşılarından birine girdik. Geçmiş zamanın doğal klimalı alışveriş merkezi olan kapalıçarşıları.

Meyve_sabunu

ve bu çarşıların yegane hediyelik eşyası olan meyve sabunları.

Meric

Çarşı ve camii gezisinden sonra Meriç kenarında verdiğimiz çay molası.

Bademezmesi

Akşama planladığımız ciğer tava faslı minik hanımın gece uykusuna yatması ile gerçekleşemeyince geriye kalan saatleri eskiden han olarak kullanılan otelin odasında bizden önce buralardan gelip geçen insanlar hakkında fikir yürütmekle geçti. Sabah da önce meyve sabunları ile Keçecizade'nin hediye badem ezmelerinden sonra da

Bademlikurabiye

Arslanzade'nin bademli ve fıstıklı kurabiyelerinden adık. Çerkezköy'de akrabalarımızla harika bir piknik yapıp geri yola koyulduk. Şimdi elimde Küçük oteller ile Lezzet durakları kitapları bu hafta sonunun gezi hayallerini kuruyorum...


Şekerpare'nin Sofrası

Sekerpareninsofrasi

ön not: Ablamın muzlu ve böğürtlenli pastasının tarifi geçen haftaki cumaertesi ekinde...

Teyzem, bir buluşmamızda şekerpare yapınca yeğenim Meryem tarafından kendisine bu isim verilmişti. Yine bir akşam eniştem bizim için çiğ köfte yapıp Meryem'in dili epeyce yanınca tarihi "kocası acı yapıyor, kendisi tatlı!" sözünü söylemişti.  Biz de o günden beri Meryem'e teyzemden bahsederken şekerpare diyoruz. Geçen hafta da ablamın izinde olmasını fırsat bilip önce şekerparelere sonra da annem, Ayşe İkbal, Meryem, ablam ve ben annemlerin yazlığına gittik. Yazlıkta ilk iki gün Ayşe İkbal'in uyku düzenini kuramayınca işler zordu ama sonraki günler bahçedeki salıncakta uyuyarak geçirdi saatlerini. Maalesef yazlıktan fotoğraf yok ama şekerparenin sofrasından kareler var. Teyzemin bizim son anda haber vermemize rağmen yaptıkları:

Peyniriborek

peynirli üçgen börek

Cevizlicorek

cevizli çörek

Karisikkizartma

karışık kızartma

Cacik

cacık

Kakaolukek

Elif'in yaptığı kakaolu kek