« Anneannemin Mevlidi | Ana sayfa | Kolay Sarıyer Böreği »

16/05/2008

Annem'in Resmiye Halası ile Hatıraları

55104_c002808d07

Son yazıdan sonra araya yakın bir akrabamızın vefatı, bizim dün bütün günü farklı bir sebeple hastanede geçirmemize sebep olan bir olay girince yazı yazmak ve araştırmak için sadece iş saatlerimi kullanabildim.  Yemek yapmaya çok zaman kalmadı, ben de ne yazsam diye düşünürken önceki yorumlarda yaşlıların hayatlarının okuyucuların ilgisini çektiğini okudum.

Birkaç ay önce annem ve ablamla annemin halası (sitede de adı arada anılan) Resmiye hala hakkında konuşuyorduk. Annem ev ve yemekle ilgili pek çok şeyi ondan öğrenmiş. Ablam onunla ilgili bu hatıraları kaleme almaya karar vermişti. İşte ben bu hikayelerin unutulmaması için yayınlamaya karar verdim. Hikaye biraz uzun ama benim gibi eskileri dinlemekten hoşlanıyorsanız muhtemelen seversiniz.

Ayşe Kıyıklık'ın kaleminden Annem'in Resmiye Halası ile Hatıraları

Annem, ortaokulu Kayseri'nin Tomarza ilçesindeki Resmiye Hala'sının yanında okumuş. Resmiye Hala'sı çocuğu olmayan, ikinci eşi ve onun çocukları ile birlikte yaşayan tam bir çerkez hanımefendisi. O kadar ince ve zarif bir hanım ki... Annem'in onunla pek çok güzel hatırası var. Hepsi de çok değerli. Bir gün konuşurken "Hadi anne bunları yazalım" dedik. Bu fikir hepimizin çok hoşuna gitti. Ve işte böylece annemin hatıralarını yazma maceramız başladı.

Resmiye Hala'dan benim hatırladıklarım; her sene Kayseri'ye yaptığımız ziyaretlerden kalma. Önceleri, halamız daha dinç iken 1 gecelik kalışlarımızdan ve daha sonrakiler de birkaç saatlik uğramalardan...

Önce benim çocuk gözümle halamızın evini anlatayım. Yaşlı ama bakımlı bir hanımefendi. Asla kendini bırakmamış, evi ve kendi üstü her daim tertipli ve temiz.

Evi bizim köylerde pek olmayan avlulu bir evdi. Kapının arkasında uzun tahta bir sopa vardı. Bu kapının kilidiydi. Geceleri böyle kilitlerlerdi. Duvarda ise ucu kancalı, demir bir çubuk monte edilmişti. Gündüzleri bu kanca kapıya takılarak kapı açık tutulurdu. Avludan girince sağ taraftaydı evi. Kapısı epey yüksekteydi. Evin altı ahırdı. Kapıdan girişte tam karşıda mutfak vardı. Mutfak L şeklindeydi. Ama ters bir L. L' nin kısa ucu dip tarafta kalırdı. Bu kısım onun kileriydi. Mutfağında kullandığı elbeziler hep kendi el emeğiydi. Mutfağından gül reçeli ve gül şerbeti eksik olmazdı.

Kapının sol tarafında misafir odası vardı. Bu odada bize şerbet ikram ettiği süslü bardaklarının durduğu dolabı vardı. Karşılıklı iki somya, bir masa ve sandalyeler. Kapının sağ tarafında ise kendi odası vardı. Yataklarının ve eşyalarının durduğu bir dolabı ve duvara dayalı bir yatağı. Yatak örtüsü müthiş muntazamdı. Yatağın kenarlarında beyaz, gül desenli örtüler seriliydi. Duvara yaslı, ince, çok uzun olmayan bir değnek dururdu. Ne olduğunu anneme sordum, yatağını örterken uzanamadığı yerleri bu değnek ile düzeltirmiş. Yatağının olduğu odada cam kenarında bir de somya vardı. Somyanın üzerindeki beyaz örtü ve yastıklarda el işi nakış desenleri. Hepsini gençken kendi yapmış. Kendi odasında bir de eğimli, taş bir bölüm vardı. Burası banyo yapmak için kullanılırmış.

Benim zihnimde şöyle kalmış, misafir odası eniştenin çalışma ve okuma odasıydı. Ziyaretlerimizde, babamla enişte bu odada oturur ve konuşurlardı. Halamın odası ise kendi çalışma ve kuran okuma odasıydı. Biz de annemle, halamla bu odada otururduk. Enişte, babamla dini konularda konuşmayı çok severdi. Hatta sene içinde babam gelecek diye aklına takılan, babamla konuşmak istediği konuları unutmamak için yazar ve o gelince de uzun uzun sohbet ederlerdi.

Avlunun sonunda ise o çok sevdiğimiz bahçesi vardı. Evine gidince hemen oraya gitmek isterdik. Kabak, salatalık, domates, çeşitli sebzeler ve gül ekmişti. Şerbeti ve reçelleri de bu güllerle yapardı. O bize yemek hazırlarken bizim de salata malzemesi toplamamazı isterdi. Bunlarla salatayı yapardı. Sebzelerin topraktaki hallerini ilk gördüğümüz yerdi burası. Kabağın çok güzel bir çiçeği olduğunu, bu çiçeğin sabahın ilk saatlerinde diri olup öğleden sonra sönükleştiğini burada öğrendim. Sabah ezanından sonra topladığı kabak çiçekleri ile dolma yaparmış halamız.

Enişte ticaretle uğraşırdı. Tam bilemiyorum ne işiydi ama Tomarza'nın çarşısında küçük bir dükkanı vardı. Tomarza'dan çıkıp köye giderken annem gösterirdi yerini. Ve kendi orta okulunu.

Enişte, halamdan önce vefat etti. Avluda kendi evlerinin karşısında kullanılmayan küçük bir ev daha vardı. Annem bu evin önceden ne için kullanıldığını söylemişti. Şimdi hatırlayamıyorum. Hala, eşinin vefatından sonra bu eve taşındı. Sanıyorum o da bu evde çok uzun kalmadı. Bir süre sonra da kendisi vefat etti.

Ama biz, bu son derece zarif ve becerikli halamızı iç unutmadık. Annemizin tam büyüme çağında, anne babasından ayrı, hiç çocuğu olmamış bu yaşlı halası ile ilgili anıları bizim için de çok değerli.

Şimdi başlayalım yazmaya...

Evde erzak eksildiğinde

Halamız başımdan iki evlilik geçmiş, hiç çocuğu olmamış, ilk eşi vefat edince bizim tanıdığımız enişte ile evlenmiş bir hanımdı. İki eşine de evde bir şey eksik olsa bile bunu kesinlikle direk söylemezmiş. "Hacı Bey, file ister misin?" diyerek bunu dolaylı ve nazik bir biçimde ifade edermiş. Enişte de bunun üzerine durumu anlar "Tabi Resmiye Hanım, ver" diyerek fileyi alırmış.

Bu güzel anı, o yaşlı ve köylü insanların aralarındaki nezaket ve mesafenin derecesini göstermek için küçük bir örnek... Birbirlerine hitap tarzları ve isteklerini ifade etmedeki güzel yöntemleri... Şimdiki karı-koca ilişkilerini düşününce onlardan öğrenecek ne çok şeyimiz var.

Erkek eve gelmekte geciktiyse

Enişte işi olup eve gelmekte geciktiyse halamız kesinlikle yatağını bozup yatmazmış. Bu enişteye karşı saygısızlık olur düşüncesiyle somyaya uzanır, o gelince yatağı açarmış.

Annem de halamızdan öğrendiği bu güzellikleri mutlaka uygulardı. Benim de annemden hatırladığım bir anı var. Bir gün babam eve geç gelecekmiş. Annem de bu sırada ütü yaparken gece yarısı olmuş ve babam gelmiş. Annemi ayakta görünce çok hoşuna gitmiş ve onu beklediği için teşekkür etmiş.

İşte bunlar evlilikte eşlerin birbirine saygısını göstermede ufak ama önemli detaylar.

Yorumlar

Hatice Hanım inanın okurken tüylerim diken diken oldu.Çok özlemişim böyle güzel anıları.Annenize selamlar.Resmiye Halanız da nur içinde yatsın inşaalah.Yüzümüzü sabahın bu erken saatinde böyle tebessümle doldurduğunuz için de ayrıca teşekkürler.

Merhaba Hatice hn
Yazınızda kendi annemin teyzelerini, annanemi gördüm. Geçmişte insalar arasındaki ilişki muhteşem bir saygıdan, sevgiden ibaretmiş hakketen. Tabii bazı yörelerde demek daha doğru olur. Benim memleketim Antalya. Anlatıklarınız pek yabancı gelmedi. Ayrıca bende eskileri dinlemekten son derece hoşlanan birisiyim. Annemin anlattıklarını bile oturup yazıyorum... O kadar kulağa küpe olması gereken durumlar var ki! Evliliklerde bir ömür boyu devam ettirilmesi gereken saygının yeri ifade edilemez kadar büyük. Saygı asla yitirilmemeli.

Zamanla, hatta zaman zaman sevginin bitmesi, zedelenmesi, donması mutlak mümkün olacaktır. Böyle dönemlerde/durumlarda saygının yerleşik olduğu birlikteliklerde insanlar birbiriniz sevmiyor olsada asla kırmaz, sarsmaz incitmezler inancındayım. SAYGI ÇOK ÖNEMLİ.

Yazınız için teşekkürler, inanın yazılar/yorumlar daha çok hoşuma gitmeye başladı. Yeri gelmişken KIRMIZI MİNDER de çok hoşuma gitti, yeni bölümleri sürekli takip ediyorum. Dekorasyondan çok hoşlanırım.

selam hatice eskiler ne güzeldi eski günleri hatirladim bende öyle kücük bir kasaba da büyüdüm inan o günleri özledim

Kari kocanin birbirine saygi gostermesi hos bir sey. Ona soyleyecek bir seyi olamaz kimsenin. Benim de. Ama boyle hikayelerde karsilikli saygi ile erkegin aile ve toplum icinde ayricalikli bir konumunun olmasi ve kadinin bu konumu sorgulamaksizin kabul etmesi birbirine karistiliyor gibi geliyor bana. .

Ayy ne guzel yazmissin Hatice.Bende senin gibi yaslilarin konularini dinlemeyi cok seven biriyim.Neden bilmem ama onlarin konusmalari anlatim tazlari beni muthis sevindirir.Annenin saygi ve sevgisini bu sekilde belirtmen gercekten hosuma gitti.Keske bizlerde boyle olabilsek.Sadik ,temiz,duzenli ve dusunceli.Oyle guzel anlatmissinki bitmesin diye dua ederken biranda bitiverdi.Bugunde ustelik Misis Doubtfire filmine bakmis ve ordaki anne ve babanin durumuna aglamistim.Daha sonrasinda ilk senin yorumunu okudum ve duygulandim.Olen icin rahmet diliyorum.Sagol canim butun emeklerine ,gec yazmis olmanida kinayamiyorum.Biliyorum muhakkak onemli bir seylerin arkasindadir diye dusunuyorum.SAglicakla kal.Amerikadan sevgiler.

Yasli insanlardan cok ögrenecegimiz var.Allah nur icinde yatirsin.

ne güzel bi konuya deginmişsiniz sevgili hatice evlilikte sevgiden bile önemli olan bence saygı gerisi geliyor zaten

O güzel eski insanlar. İnsan gibi olan insanlar. Aslında hepimizin içinde var olan, buldukları her fırsatta ortaya çıkmaya çalışan, ama günümüz koşullarında hep bastırıp engellediğimiz narin, kibar, düşünceli ve insana saygılı bembeyaz kadınlar. Onların varlığını tekrar hatırlattığınız ve aklımın bir köşesinde unuttuğum anıları canlandırdığınız için çok teşekkür ederim.
Günnur

sitenizde insan dolastigi zaman sanki cennetmis gibi his veriyor hep guzellik ama gel gorku sitenizden ciktigimiz zaman dert sorun yokluk gecim sikintisi insanlarin anlayissizligi dedikodu hirs yalan ve hic abartmiyorum hatta az soyledim birebir yasadim ve yasiyorum bunlari ve her yerde var sadece ben ve benim cevremde degil ama ben sitenizdeki hayati sevdim yani gercek hayati sevmedim boyle bi guzelligi bize en azindan hissettirdiginiz icin tesekur edeyimmi yoksa hayatimizin ne kadar bos oldugunu bize hissettirdigin icin sitem mi edeyim bilemiyorum ama sunu unutmamak lazim dogmadan once hayatimizi secmek elimizde degil bende senin annenin kizi olarak dogabilirdim veya sen suan bulundugum durumda dunyaya gelebilirdin neyse bosverin size iyi okurlar

Mhaba Hatice,bende eskileri dinlemeyi cok severim,Turkiyedeyken babama cocukluk anilarini anlatmasini isterdim ve babam cok guzel anlatirdi zevkle dinlerdim,acayip mutlu olurdum.Boyle eski hatiralardan zevk aldigim icin cok keyifle okudum,paylastigin icin tesekkurler.Bu arada bicok yemek tariflerini denedim hepside cok guzel oldular ellerine ve emegine saglik.

Öncelikle başınız sağolsun diyelim,hastane mevzuunda da umarım önemli bir olay değildir.çok hoşuma gitti bu yazı,her zaman da yemek istemez ki insanın canı değil mi ama bazen ruhu da doyurmak gerekir.Allah hepsine rahmet eylesin.
sevgiler

çok güzel... dört gözle devamını bekliyoruz yazılarının...
Elif Başgöl

Bu yazıyı okurken kendi çocukluğumda yazları gittiğimiz Alaca(Çorum)yı hatırladım.Çerkez olan dedem,anneaNnem ve diğer akrabalarımız onların evleri,oralarda yaşadığımız çocukluk hatıraları.Ne güzel günlerdi ve ne güzel insanlar.Ölenlere rahmet, kalanlara selamet diliyorum.Bizim çocuklarımızda böyle tatlı anıları olacak mı acaba?

File olayına bayıldım, çok ince bir davranış gerçekten allah rahmet eylesin
Sevgiler

Selamün aleyküm hatice hanim,
yazinizi okudugumda cok sasirdim. Neden diye soracak olursaniz, Resmiye halanizla hemsehri ciktik. Bizde Tomarza ilcesindeki Sihbarak köyündeniz:)
Allah rahmet eylesin, mekani cennet olsun insaAllah!
Vesselam

GERÇEKTEN ÇOK HOŞ BİR YAZI OLMUŞ.BEĞENEREK OKUDUM.BENDE EŞİM YATMADAN ASLA YATMAM.BUNU HUY EDİNDİM.MECBUR DAHİ KALSAM BİR ŞEKİLDE KENDİMİ OYALIYORUM EŞİMİN GELMESİNİ BEKLİYORUM.KARŞILIKLI SAYGI EVLİLİĞİ DAHA DA YÜCELEŞTİRİYOR BENCE.

ilk yorum benden..benide mail listenize eklemenizi rica ediyorum.başınız sağolsun Allah-u Teala(c.c) gani gani rahmet eylesin mekanı cennet olsun...

Sevgili Hatice, ablanın kaleme aldığı yazıyı bir çırpıda okudum, çok hoşuma gitti. Allah rahmet eylesin, toprakları bol olsun halanızın ve eniştenizin.. Gerçekten de eşine karşı ne kadar hassas ve kibarmış Resmiye hala.. Sabah kalkınca yatağı toplamak ve yatak örtüsünü muntazam örtmek, annemin deyimiyle "kambur zambur" yapmamak için ben de çok özen gösteririm :)

Yaklaşık 2 yıldır Portakal Ağacı'nı yakından takip edip, bir çok tarifi de zevkle deneyip, sonuçlarından da çok memnun kaldım. Mümkün olursa her gün, ama haftada bir mutlaka ve eğer misafirim gelecekse mutlaka ve mutlaka siteyi ziyaret ederim.
Her zaman çok zevk almışımdır sitede dolaşmaktan ama bu gün çok çok daha fazla zevk aldım.
Eski zamanları, incelikli yaşamları, her köşesinde emek harcanmış, düzenli evleri, o evlerde birbirine, evliliklerine, yaşamlarına ve kendilerine değer vererek yaşamış insanların hayat hikayelerini ve o yaşamlardan dersler çıkarmayı çok seviyorum.
Uygulamaya da çalışıyorum elimden geldiğince.
Bu yazıyı gözlerim yaşlarla dolarak okudum.
Çok güzeldi...

merhaba hatice,resmiye halayla ilgili yazını okuyunca gözlerimin nemlenmesine engel olamadım inan,benim resmiye halayla ilglli bildiklerim annemin(gönül özkurt,necla ablanın deyimiyle abbejiy) anlattıklarıyla sınırlı sadece,rabbimiz hem ona hem de Resmiye ve Fevziye halalara,İkbal teyzeye gani gani rahmet eylesin.Senin böyle bir siteyi hazırlaman gerçekten çok güzel,dilerim hep böyle devam edersin.Sevgiler,selamlar...

sevgili hatice,
ablanin kaleminden okudugum yazinin ozellikle son kismi beni cok dusundurdu, soyler misin bana neden kadin evinde yatmadan kocasini beklesinde adam disarda kalsin gec saatlere kadar, neden kocasina istegini serbestce dile getirmesin ayip mi evin eksigini soylemek, bu mu saygi yoksa konusarak anlasmak ozgurce ama saygili bir bicimde tartisabilmek, ortak haklara sahip olmak mi? ben gecenin bir yarisi eve gelemiyorsam kocamin niye boyle bir hakki olsun veya onu sorgusuz sualsiz kendimden odun vererek yatmadan bekemeliyim?bu mu kadinligin bana yukledigi... burda farkli gorusleri paylasmaliyiz bence, o yuzden bunlari rahatlikla yazabiliyorum. burasi hayata dair bir platform ve herkesden bir renk olmali... tesekkurler...

Sevgili hatice yazını büyük bir zevkle ve imrenerek okudum .Biraz da günümüzde eşlerimizle olan diyaloglarımız geldi utandım.Ne kadar zarif ne kadar hoş diyalogları varmış .İnan hatıraların devamını sabırsızlıkla bekliyorum .Halanıza
dualırımı gönderiyorum mekanı cennet olsun inşallah.Annenizin güzel ellerinden öpüyorum.Rabbim sizlere sağlıklı uzun ömürler versin nazarlardan saklasın.

Çok hoş ,tabi bize hikaye gibi geliyor ama bir zamanlar birileri bunları yaşamış şimdi ise bizler bile öğreniyoruz ne garip kaleminize sağlık(ablanız feyzullah kıyıklık'ın nesi oluyor?)

hatice hanım, resmiye halanız ve evi şu an okuduğum yazınız sayesinde gözümde canlandı ve çok duygulandım.Keşke bizde onlar gibi olabilsek; içten ve doğal.Ne mutlu ki böyle insanları tanıyabilmişsiniz bu hayatta.
Herşeyin gönlünce olması dileğiyle

Eskileri dinlemeyi bende çok severim. Hatice bu özel anılarınızı paylaştığınız için sana ve Ayşe Hanıma çok teşekkür ederim. Eskilerden öğrenecek çok şeyimiz var. Ama doyamadım ben, keşke biraz daha anlatsaydınız:)

ne kadar zarif ve kibar olduğu yazdığınız yazıdan bile belli oluyor mekanı cennet olsun. evlilikleri de pek güzelmiş şimdi nerde böyle özendim gerçekten

vay be.ne güzel ya!gerçekten öğreneceğimiz çok şey var.bende mesela annemden bir örnek vereyim.annem babama saygısızlık olur diye ismiyle hitab etmez hiçbizaman.Bey der.Babamda Hanım der.bazen isimleri varken neden böyle hitaplar kullanıyolar diye düşünüyorum.saygıdan dolayı sanırım.

Hatice ne güzel yapmışsın bu hatıları bizlerle paylaşmakla, ne güzel anlatmış ablan Resmiye halayı, nurlar içinde yatsın.

bu zamanda böyle evlilikler kalmadı saygı kalmadı sen saygılı olsan karşındaki olmuyor ama ben gene kendimi şanslı buluyorum eşim bayağı saygılıdır bana karşı.Evlilikte biraz polyanna olmamız gerektiğini düşünüyorum.Hiçbir şey dörtdörtlük olmuyor.Herşeye reğmen Kocamı çokk seviyorum.canım benim

Bu yazının yorumları kapanmıştır.