Previous month:
August 2010
Next month:
October 2010

September 2010

Annemin Sofrası

Dün annem 12'de arayıp misafirlerinin 1'de geleceğini söylediğinde ben hala internette tarif arıyordum. Sonunda evdeki malzemelere göre armutlu keki yapmaya karar verdim, keki pişirdim, kayınvalidemi aldım ve annemin misafirlerine katıldık. Üçümüzün aynı yerde oturuyor olmasını sevme sebeplerimden biri de bu! Bugünlük annemin sofrasındakileri yazıp kaçıyorum, çünkü akşamki misafirler için hazırlık yapmalıyım, ama inşallah yarın yeni bir tarif ekleyeceğim...

DSC00047

Annem misafirler ilk geldiklerinde onlara türk kahves ile beraber genelde çikolata, lokum, kuru meyve, vb. şeyler ikram ediyor. Bu defa da minik havuçlu kekler hazırlamıştı kahvenin yanına. Böylece derslerine başlamadan önce minik bir şey atıştırmış oluyorlar.

DSC00038

semizotu salatası

DSC00040

kayınvalidemin peynirli poğaçaları

DSC00041

sebzeli karışık salata

DSC00042

lahana salatası

DSC00048

zeytinyağlı biber dolması

DSC00052

yapılışını video ile siteye eklemeyi düşündüğüm midye tatlısı

DSC00051

muzlu pasta

DSC00050

benim yaptığım armutlu kek


Aradan Sonra...

Diyarbakir

Koca Ramazan'da sadece annenin yazısını yayınladın diye sitemler alıp durdum son bir ayda... Halbuki Ramazan'ın başında yayınladığım menülerden ilham alan ablam bizi iftara davet edince benim de ondan etkilendiğimi bilmiyordu pek çok kimse. Yine bu etkileniş ile 4 kez iftar sofrası hazırlayıp toplamda yaklaşık 70-80 misafir ağırladım. Finali ise bayramın son günü lise arkadaşlarımı, eşlerini ve çocuklarını bize davet edip 19 kişi bayramlaşarak yaptık. Ama tüm bunları o dönemde yazma isteğim yoktu maalesef.

Geçtiğimiz hafta sonu 2 günlüğüne Diyarbakır'a gidip bu harika sofrada oturunca mutlaka yazmalıyım dedim. Ev sahibimiz Mülkiye hanım'ın hazırladığı kaburga dolmaları ve içli köftelerin tadı hala damağımızda. Sofrayı her daim gülümseyerek hatırlamama neden olan bir diğer sebep de masanın etrafında 5 farklı kökenden insanın bir araya gelmiş olması.

Diyarbakır deyince bir de her sabah otelimizden iki miniğimizle yürüyerek gittiğimiz Hasanpaşa Hanı'ndaki Kahvaltıcı Mustafa'yı, Eyvan Gecesi'nde halay çeken Ayşe İkbal'i ve Kebapçı Hacı Halid'i de unutmamak lazım. Ahmet bey'e, Mülkiye hanım'a ve Mehmet bey'e ev sahiplikleri için çok teşekkür ediyoruz!

Kaburga Dolmasının tarifini forumdan Ceyda'nın yazdığı şekilde paylaşıyorum:

1 kuzu eğeğisi(2 kglık kaburga)
100 gram yağsız kıyma
1 bardak pirinç
3 kaşık antep fıstığı veya badem
1 çay bardağı sıvıyağ
tuz karabiber

Öncelikle kaburga tuz ve karabiberle bir gece önceden ovulup bekletilecek. Kıyma, fıstık ve pirinç karıştırılarak (tuz karabiber ilavesiyle)kaburgada açılan cebe yerleştirilecek. ve hiç su almayacak şekilde dikilecek. Büyük bir tencerede yağ kızdırılarak kaburga arkalı önlü kızartılacak ve üzerini aşacak kadar su ilavesiyle iyice yumuşayıncaya kadar pişirilecek. Et suyuna pilav yapılıp pilavla birlikte servis yapılacak. Eğer kaburganın cebi küçükse pirinç miktarı ayarlanabilir. Bir de pirinçlerin pişerken genişleyeceğini düşünerek biraz gevşek doldurmak gerekiyor.