Previous month:
December 2010
Next month:
February 2011

January 2011

Puf Pasta

Puf_pasta

Geçen hafta beklediğimden yoğun geçip, evde de hastalıklar ve ateş düşürücülerle boğuşunca tarifleri yazmak bu haftaya kaldı. İnşallah bu hafta hızlıca tüm tarifleri paylaşırız. İşte ilk tarif puf pasta. Eğer anlaşılması zor olursa artık video çekip anlatmaya çalışırım.

 

Puf Pasta:

 Keki:


  • 4 yumurta

  • 2 su bardağı şeker

  • 2 çorba kaşığı kakao

  • 1 su bardağı süt

  • 1 su bardağı sıvı yağ

  • 2 su bardağı un

  • kabartma tozu

  • vanilya


Kreması:

  • 75 gr. tereyağı

  • yarım su bardağı un

  • yarım kaşık nişasta

  • 1 su bardağından biraz eksik şeker

  • 1 paket vanilin

  • yarım litre süt


Ayrıca:


  • muz

  • soğuk süt


Hazırlanması:


  1. Öncelikle keki hazırlayıp 175C fırında pişirin.

  2. Kek pişerken kremayı hazırlayın: Margarin, un ve nişastayı, unun kokusu çıkana kadar kavurun. Kalan malzemeleri ekleyip krema kıvamına gelene kadar karıştırıp soğutun.

  3. Kek pişince hafif soğutup çay bardağıyla kesin. Artan kısımları blenderla ufalayın ve geniş bir kaseye alın.  

  4. Kestiğiniz dairelerden birini alıp soğuk süte batırın. Üzerine bir parça muz dilimi ve 1 tatlı kaşığı krema koyun. Bu halde ufalanmış keklerin olduğu kasenin içine yerleştirip kremanın etrafını elinizle bastırarak kek parçalarıyla kapatın. Elinize alıp avucunuzla biraz daha düzeltin. Aynı işlemi tüm daireler için tekrarlayın.

Muhammed Mus'ab 1 Yaşında

Seker_hamuru_pasta

Kızım 2 yaşında iken ailemize bir bebek daha katılmasına hazır olup olmadığım konusunda ciddi endişelerim vardı. Çalışma düzenimi yeni yeni oturtmaya başlamış, kendimce çocuğunun manevi ihtiyaçlarına ancak yetebilen bir anneydim bana göre. Bu tabloya bir de minik bir bebek eklenirse her şey alt üst olacaktı. Sonradan bizi bizden daha iyi tanıyan, bu tablonun bir bebekle daha da güzelleşeceğini gösterdi. Ben 2 çocuğa yetemem diye söylendim durdum, şimdi ise oğlumu düşündükçe ona olan sevgimden dolayı sözlerim eksik, gözlerim dolu dolu kalıyorum...

Bana hayatının ilk yılında ismi gibi zorluklar karşısında dayanıklı olmayı, en kötü anında bile gülümseyip çevresindekilere de umudu aşılamayı öğreten bu minik adamın ilk yaşını kutlayıp onun için hayır dualarda bulunduk dün. Pasta için üç gün çabalayan Meryem teyzesinin, babaannesinin, anneannesinin, Ayşe teyzesinin, Leyla teyzesinin, Özlem yengesinin, Feyza ve Sare ablalarının ve pastada son anda yer vermemiz gerektiğini fark ettiğimiz Ayşe İkbal ablasının eşliğinde çok güzel bir anı yaşadık sayesinde.

Menümüz:

Karnabahar_Salatasi

Karnabahar Salatası

Mantarli_patatesli_borek

Mantarlı-patatesli börek

Armutlu_salata

Armutlu Salata

Kırmızı Lahana Salatası

Pogaca

Peynirli Poğaça

Puf_pasta

Puf Pastası (yiyenler "önce bunun tarifini yaz!" diye ısrar ettiler, inşallah bununla başlayacağım tarifleri vermeye...)


Önemli olan salonların değil, yüreklerin metrekaresi

Annemin_sofrasi

Günlerdir ne yazacağımı düşünüp durup sözcüklerin etrafında dolaşıyorum. Aklımın kıvrımlarında paylaşmak için can attığım, belirli bir zaman içinde yazmazsam buharlaşıp uçacak tüm sözcükler. Her yazmak için durduğumda da "insanlar tarif bekliyor asıl" düşüncesi çıkıyor karşıma. Doğrusu, daha öncede yazmışımdır, bu ara en çok yemek yaptığım dönemden geçiyorum. Ama hepsi yayınlanmak için artık kapıya dayanmış kitabın içeriği olduğundan siteye ekleyemiyorum. Her fotoğraf çekişimde bunu hemen paylaşamıyor olmak üzüntü verirken, çekimin heyecanı mutluluk veriyor.Hafta sonu hazır annem bizleri bir sofranın etrafında toplamış ve onun "yeterince güzel değil çekme!" ısrarlarına rağmen masayı çekmişken yazayım istedim sözcüklerimi. 

Kitap dışında bu ara en çok arkadaşlarımla yeniden bir araya gelebilmemin mutluluğunu yaşıyorum. Her ne kadar kendi evim stüdyodan daha geniş olsa da geçen cumartesi küçük bir ortak alana 12 çocuk, 8 anne 20 kişi sığabilmeyi başardık. Hatta başlıktaki sözü kendime slogan yaptım. Ne kadar çok sevdiğiniz insan bir araya gelirse bulunduğunuz alan da o ölçüde genişliyor gerçekten.

Bunca zaman sanal olarak iletişimde çağ atlamış olsak da yüz yüze görüştüğümz insan sayısı giderek azalıyor. Bana soracak olsaydınız "kimseyle görüşemiyorum" der, beni aramayan arkadaşlarımı suçlardım bilinçaltımda. Çocuklarını, onlar aramasalar bile, her gün bıkmadan usanmadan arayıp hatırlarını soran babama nasıl bıkmadığını sorduğumda "ben sizin ihtiyacınız olduğu için değil, kendi ihtiyacımdan dolayı telefon açıyorum" cevabını almıştım. Gerçekten de son 1 ayda insanlardan beklemek yerine kendim aramaya başladım görüşmek istediklerimi. Ya da buluşmayı arzu edenlerin hepsini bize davet etmeye başladım. Bir aydır yaşadığım mutluluk son 5 senedeki bahanelerimin ne kadar yersiz olduğunu gösterdi bana. Özlediğimi göstermek için aranmaya ihtiyacım yok, arayıp söyleyebilirim o insana. Veya annemi ne kadar sevdiğimi anlatmak için çok büyük ritüellere, Allah gecinden versin onu kaybetmeme gerek yok. Dün öğlen onu evden alıp beraber içtiğimiz bir kahve onun sohbetine, sözcüklerine, sesini duymaya ne kadar ihtiyacım olduğunun bence en güzel göstergesiydi. 

İnsanların sürekli bizi anlamasını bekliyoruz. 4 yaşındaki kızımdan bile kardeşi dolayısıyla anlayış bekliyorum. Halbuki kucağımdaki kardeşine saldıran kızımın tek istediği onu da kucağıma almam. Bunu yaptığımda normalde kendini sevdirmeyen bir çocuğun gelip annesini öpmesi onu anlamış olmamın kendisini ne kadar mutlu ettiğinin en açık göstergesi. 

Buraya kadar okumayı başarıp hala tarif bekliyorsanız en azından umutlu bir haber vererek ve aklımdakilerin bir kısmını yazmış olmanın iç huzuruyla bitireyim cümlelerimi. Perşembe günü minik oğlum 1 yaşına giriyor, inşallah onun sofrasından tarifler yazacağım...


Portakal Ağacı Okurlarıyla Buluşuyor

2011'in anahtar kelimelerinden biri "paylaşmak" demiştim geçtiğimiz haftalarda. İşte bu sözün ışığında ilk paylaşım etkinliğimizi duyurmaktan mutluluk duyuyorum.

Üsküdar Belediyesi işbirliği ile ihtiyaç sahibi çocuklara artık kullanmadığımız ancak iyi durumdaki çocuk eşyalarımızı ve oyuncakları topluyoruz. Toplanan kıyafet ve oyuncakları Toplumsal Gelişim Merkezi'ne iletiyoruz. 13 Şubat günü saat 11'de Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde buluşmak ve ilk iyilik adımımızı birlikte atmak dileğiyle...

Etkinlik anasayfası için lütfen tıklayın.


Hoşgeldin Bebek Sofrası

Hosgeldin_bebek

Çok sevdiğim lise arkadaşlarımdan biri geçen ay üçüncü bebeğini dünyaya getirdi. Diğer lise arkadaşlarımın büyük çoğunluğu da İstanbul'da iken hep beraber bebeğini görmeyi istedik. Ancak 2 küçük çocuk ve yeni bebekle misafir ağırlamanın ne derece zor olacağını tahmin edebildiğimden hepsini bize davet ettim. Dün gece 2'ye kadar bugün için hazırlıklar yaptık. Allah'tan hem pastayı sade yapmayı seçmiştik hem de içimizde bu işin eğitimini almış olanlar vardı.  Hazırlık ekibi olarak bugün davet sırasında ara ara gözlerimiz kapansa da küçüklerle beraber 15 kişiyi bir araya toplamak, yeni annenin ilk acemilik pastamızla yüzünün güldüğünü görmek harikaydı.

not: pasta fikrini yazışmalarımızda aklıma sokan Zeynep'e ve hem tüm gece benle çalışıp ertesi gün buluşma öncesi  benimle iş sunumuna gelen ekip üyelerime sevgilerimi yolluyorum...

Menümüz: