Previous month:
February 2011
Next month:
April 2011

March 2011

Lahana Çorbası

Lahana_corbasi

Bu tarifin bana göre komik bir hikayesi var. Geçen haftalarda yöresel yemekler yapmayı kafaya takınca elimizdeki malzemelere göre yöresel tarifler aramaya başladık internette. Bir sitede karşımıza bu tarif çıktı. Deneyip ne kadar lezzetli olduğunu düşünürken, tarifin asıl kaynağını paylaştığımızdan emin olmak için biraz daha araştırmaya karar verdim. Ararken aslında diyet sayfalarında -hatta yüzlerce sayfada- yazıldığını gördüm. Diyet yemekleri lezzetsiz olur diye düşünüyordum ama bu tarif fikrimi değiştirdim. Bir hafta boyunca lahana çorbası içmeyi asla tavsiye etmiyorum ama arada bir yapmak için lezzetli bir çorba.

Lahana Çorbası

Malzemeler:

  • 1 adet kuru soğan 
  • 5 yaprak beyaz lahana 
  • Yarım su bardağı yeşil mercimek 
  • Yarım su bardağı pilavlık bulgur 
  • Yarım yemek kaşığı domates salçası 
  • Çok az sıvıyağ

Hazırlanması:

  1. Soğanları küp küp doğrayın. 
  2. Tencereye çok az sıvıyağ ekleyip kızdırın.
  3.  Soğanları ekleyip kavurun. Salçasını ilave edip kavurmaya devam edin. 
  4. 1 litre kaynar suyu tencereye ekleyin. Mercimeği biraz haşlayıp süzün. 
  5. Tencereye bulgur, mercimeği ekleyin. 
  6. Lahanayı ince ince doğrayıp tencereye ekleyin. Orta dereceli ateşte bulgurlar yumuşayana kadar pişirin.

Cevizli Börek

Cevizli_borek

Ev-iş arasındaki düzenim bozulunca, ilk siteyi feda ediyorum her seferinde. Ve her seferinde asla alışamam dediğim düzenlere, mecbur kalınca çok güzel uyum sağladığımı fark ediyorum. Bu yazı da giderek kendini yok etmeye başlamadan tarife geçeyim. Olan biten ben gün ışığına kavuşunca yazılsın...

 

Cevizli Börek:

Sofra Ağustos 2010 sayısından

6-8 kişilik

Hamuru için:

  • 5 adet yumurta
  • yarım kahve fincanı süt
  • aldığı kadar un
  • 2 tatlı kaşığı tuz

Aralarına sürmek için:

  • 250gr tereyağı

İç harcı için:

  • 250gr beyaz peynir
  • yarım demet maydanoz
  • 1 su bardağı dövülmüş ceviz

Üzerine:

  • 1 çay bardağı yarım ceviz
  • 1 su bardağı soğuk süt
  • 2 su bardağı soğuk su

Hazırlanması:

  1. Yumurta, süt ve tuzu yoğurma kabına alın. Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edene kadar un ilave edip yoğurun. Üzerini nemli bir bezle örtüp, 1 saat dinlendirin. Hamurdan mandalina büyüklüğünde 12 adet beze kopartın. Her bir bezeyi ince olacak şekilde oklava ile açın. Fırın tepsisini yağlayın ve açtığınız yufkaların 6 adedinin aralarına 3-4 çorba kaşığı eritilmiş tereyağı gezdirip, üst üste yerleştirin.
  2. İç harç için beyaz peyniri rendeleyin. Üzerine kıyılmış maydanoz ve ceviz koyup, karıştırın. Tepsideki yufkanın üzerine iç harcı yayın ve kalan yufkaları yine aralarına 3-4 çorba kaşığı tereyağı gezdirip üst üste tepsiye yerleştirin. Böreği kare şekinde dilimleyin ve her dilimin üzerine yarım ceviz yerleştirin. Önceden ısıtılmış 180C fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Tepsiyi fırından çıkarın ve üzerine soğuk süt ile suyu gezdirip 10-15 dakika daha pişirin.

 


29 Hediye & Limonlu Sütlaç

Limonlu_sutlac

 

İtiraf etmem gerekirse hafta başındaki yazımı yazıp "yayınla!" tuşuna basınca üzerimi bir korku bulutu kapladı. "İnsanlar buraya yemek tarifi okumaya geliyor Hatice! Kimse senin şımarık ümitlerini, hayallerini merak etmiyor! 10 yıl önceki defterinde öğretmen olmak istediğini yazıyordun. Bu akademik merakın da ondan değil mi hanımefendi, ama bak noldu geçen sene aldığın yüksek lisans sınavı kitabını açmadın bile! yemek kitabını fotoğraflaman bitti ama yazılara dokunmadın hem daha!" diyordu nefes bile almadan hızlı hızlı konuşan iç sesim.

 

Bir insanın ümitlerle ilgili bir yazı yazıp bir anda ümitsizliğe düşmesi mümkün olabilir mi? Gelecek tepkilerin korkusuyla yorum onay sayfasını açamadım bir süre. Öğlene doğru gelen yorumları okudukça iç sesimin haksız olduğunu hissetmeye başladım. Gelen tepkilerden aldığım enerjiyle kitabın yazılması gereken iki bölümünü 1 günde bitirdim! Bir türlü elimi süremediğim forum kısmıyla uğraşmaya bile başladım. 

 

Bu arada "29 hediye" isimli bir kitaba rastladım. Kitabın ana fikri 29 günde vereceğiniz 29 hediye ile (para, yiyecek, sevdiğiniz bir kıyafetiniz, minik bir muhabbet veya en azından bir gülücük, bir selam) ile hayatınızı nasıl değiştireceğiniz idi. Dün bütün gün kadınların önemini vurgulayan konuşmaları dinleyince neden hep karşı cinslerden önemimizi duyma ihtiyacı hissettiğimizi düşündüm. Başarılarımızı onlara onaylatmaya çalışıyor, bugün bir erkekten duyduğum gibi "erkek gibi kadınlar!" olmak için çabalıyoruz. Bir kadına aslında en çok ihtiyaç duyanlar hayatındaki diğer kadınlardır. Benim hayatıma yön veren, mutluluğumu, derdimi paylaştığım kadınlar olmasa bugün çok farklı bir hayat sürüyor olabilirdim.

 

29 hediye fikri ile bu düşünceler birleşince beni ben yapan üç kadına; anneme, teyzeme ve ablama birer çiçek yolladım. Normalde çok ağlamam ama bu hafta iki kez, birincisi yorumları okurken, diğeri çiçeği aldıklarında sevdiklerimin sevinçlerini duyunca gözlerimin dolmasına engel olamadım. Ne kadar basit aslında değer verdiğiniz bir insana bunu hissettirmek. Bir telefon açıp "Benim için çok değerlisin, iyiki hayatımdasın veya Allah seni başımızdan eksik etmesin" demek. İnanın o insandan kat kat fazlasıyla siz mutlu oluyor, huzur doluyorsunuz.

 

Üstelik İstanbul bugün yağan karlarla daha da huzuru aşılıyor insana. Huzuru ve pencerenin karşısı geçip bir eline kitabı diğer eline minik bir tatlıyı alıp saatlerce o köşeden kalkmamayı hatırlatıyor. O minik tatlı bir de limonlu sütlaç ise yüzdeki gülümseme sanki birkaç milim daha da genişliyor...

 

Limonlu Sütlaç

 

Tarifin aslında pirinç unu yoktu, ekleyince daha da güzel bir kıvam oldu.

 

Malzemeler:

 


  • 1 litre süt

  • yarım çay bardağı pirinç

  • yarım su bardağı toz şeker

  • 1 su bardağı su

  • 2 küçük poşet pirinç unu (ikisi toplam 70gr)

  • 1 adet limonun kabuğu, rendelenmiş

  • 1 paket vanilya

 

 Hazırlanması: 

 


  1. Sütü, pirinci ve şekeri bir tencereye alıp karıştırarak kaynatın. Kaynayınca 1 bardak suda erittiğiniz pirinç ununu ve limon kabuğunu ekleyin. pirinçler yumuşayana kadar pişirin. 

  2. Tencereyi ocaktan alın ve vanilyayı ilave edin. Kuplara paylaştırıp tarçın ile süsleyin.

Fincan böreği & Yeni umutlar

Fincanboregi

Geçen hafta her şeyin iyice üzerime gelmeye başladığını hissettiğim bir akşam, oğluma ayakkabı alma bahanesiyle kendimi dışarı attım. Kaçırılan sapaklar, dönülemeyen yollar sanki ulaşmak istediğim yerden beni adım adım uzaklaştırmaya çalışsa da vazgeçmeyip yoluma devam ettim. Bir iki dükkana bakıp aradığımı bulamayınca "üçüncü dükkana da girip geri evin yolunu tutarım" diye düşündüm.

Üçüncü dükkana adımımı atar atmaz üniversiteden çok hoş sohbet ve kendisiyle konuşmaktan hep mutluluk duyfuğum bir arkadaşıma rastladım. İkimiz de çocuklarımızı bahane edip aslında düşüncelerimizi dağıtmak için o akşam aynı dükkana girmiştik. İşimizi bitirip kahve eşliğinde kısa ama benim için çok doyurucu bir sohbet gerçekleştirdik.

Sizi zihnen besleyecek, hayallerinizi konuşabileceğiniz, beraber birşeyleri gerçekleştirebileceğiniz insanların arasında bulunmanızın ne kadar önemli olduğunu onunla konuştuktan sonra da farkettim. Hepimiz gündelik hayatın sorumlulukları, mecburiyetleri ile öyle meşguluz ki, okuldan ilk mezun olduğumuzda ya da büyüklerin dünyasına anne/baba/eş sıfatıyla ilk adım attığımızda ne hayallerimiz vardı hatırlamıyoruz bile. Sadece hangi engeller yüzünden istediklerimizin olmadığını net bir biçimde biliyoruz. 

Ansızın karşıma çıkıp içimdeki umutları yeşerten arkadaşımla beraber dün de hiç tanımadığım bir hanımefendi silkelenmemi sağladı. Kadınların girişimciliği ile ile ilgili bir toplantıda yanıma oturan, konuşmaya en çok katılan ve 55 yaşında olduğunu söyleyen hanımefendi kendisinin de bir zamanlar doktoraya başladığını ama yarım bıraktığını anlattı. "Her şey zamanında güzel" derken kendime son zamanlarda ne kadar çok "10 sene öncesine dönebilsem daha doğru adımlar atardım" dediğimi hatırladım. 2021 senesinde "keşke 2011'de iken o adımı atsaydım"  dediğim konular olmasın,birbirlerimizin hayallerine ve ilerisinde başarılarına katkımız olsun istiyorum. çünkü farkettim ki kendi hayallerimden çok başkalarınınkine yardımcı olunca mutlu oluyorum ben.

Son birkaç gün kendi açımdan bu yüzden daha umut dolu geçti. Şimdi önemli olan bu umudun solmamasını sağlayıp çevremdekilere de bu umuttan dallar vererek onların da kendi köklerini salmasını sağlamak. Yıllar önce bir blog okuyucusuyla konuştuğumuz, ilgi alanlarımı, hayallerimizi ve her birimizin bunlara yapabileceği katkıları belirten, çeşitli projelerimizi hayata geçiren bir veritabanını bile oluşturabiliriz belki bir gün...

Buraya kadar okumayı başarıp "tüm b unların tarifle alakası var" diyenler için... fotoğraftaki minik kızarmış börekler de bana üstte anlattığım umut duyguları gibi duygular yaşatıyor. O tabak, sanki bir pazar sabahı 1 saat daha fazla uyumaya söz vermiş ama gene başaramayıp mutfağa girmiş anneyi, çıplak ayaklarını parkede sürüyüp bir yandan gözlerini oğuşturan, erkenden kalkan annesini görünce gözleri ışıldayan çocuğu, ve uykusunu almış olsa da kendisini 1 saat daha rahatsız etmesinler diye dualar eden babayı hatırlatıyor bana...

Fincan böreği

6-8 kişilik

Tarif Sofra'nın ocak 2011 sayısından. 

Malzemeler:

  • 2 su bardağı un
  • 1 çay bardağı ılık su
  • 1 adet yumurta
  • tuz

iç harcı:

  • 500gr pazının yaprağı
  • 1 adet soğan
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • tuz
  • karabiber
  • kızartmak için: sıvıyağ

Hazırlanması:

  1. Unu bir kaba alıp ortasını havuz şeklinde açın. Tuzu ekleyin. Ilık suyu azar azar ekleyerek yoğurun. Yumurtayı ilave edip, pürüzsüz bir hamur elde edinceye dek yoğurmaya devam edin. Hamuru dörde bölüp üzerine un serpin. Nemli bir bezle örterek 30 dakika dinlendirin. 
  2. Pazıyı yıkayıp doğrayın. Tereyağını bir tavada eritip, yemeklik doğranmış soğanı rengi dönene dek kavurun. Üzerine pazıyı ekleyin. Suyunu iyice çekene dek ara sıra karıştırarak pişirin. Tuz ve karabiber ekledikten sonra ocaktan alın ve ılınmaya bırakın.
  3. Dinlenen hamur parçalarından birini düz bir zemine alın ve un serperek servis tabağı büyüklüğünde açın. Yufkanın yarısına aralıklarla pazılı harçtan koyun. diğer yarısını üzerine kapatın. Bir kahve fincanı ile harçlı kısımlar ortada kalacak şekilde hamuru kesin. Kalan 3 parça hamuru da aynı şekilde hazırlayın. Bol yağda kızartın ve fazla yağını almak için kağıt havlu üzerine çıkartın. Birkaç dakika sonra servis yapın.

Ispanak Salatası

Ispanak2

Bugün artık sağlıklı bir tarif vermek şart oldu. Tarif Meryem abla'ya ait (yakında ona da kategori açmam gerekecek bu gidişle.) Ceviz ve kuru meyveleri salatada çok seviyorum. haftaya da Jamie Oliver'ın benzer bir salatasını yazacağım inşallah.

Ispanak Salatası

Malzemeler:

  • 1kg ıspanak
  • 2 adet nar, tanelerine ayrılmış
  • 2 su bardağı ceviz, iri dövülmüş
  • 1 demet maydanoz, doğranmış
  • 1 demet dereotu, doğranmış
  • yarım demet taze soğanın yeşil kısımları, doğranmış
  • sosu: nar ekşisi, tuz, az zeytinyağı

Hazırlanması:

  1. Servisten iki saat önce ıspanak yapraklarını 2-3 kez yıkayıp ayıklayın. Her bir yaprağı elinizle 2 veya 3 parçaya bölün.
  2. Nar ekşisini arada ıspanağın tadının kontrol ederek ekleyin. Tuz serpin. Zeytinyağı gezdirin. 
  3. Cevizi, narı ve yeşillikleri ilave edip karıştırın. 2 saat buzdolabında dinlendirip servis yapın.