Previous month:
July 2011
Next month:
September 2011

August 2011

2011'in Altıncı İftarı ve İyi Bayramlar!

6a00d83451e9a369e200e54f31901f8833-640wi 

Çocukların hastalığından dolayı iptal olan davetlerimiz, Mus'ab'ın ilk yaramazlık kazası (tam son davet günü kendimizi bu yüzden acilde buluşumuz!), Portakal Ağacı'nın 8. yaşı derken bir Ramazan ayının da sonuna geldik. Eksiklerimiz olsa da çok bereketli, muhabbetli bir ay oldu çok şükür. İnşallah seneye Ramazan'a hep beraber, sağlık & mutlulukla kavuşuruz.

Yarına kadar yazamazsam bugünden her birinizin bayramını kutluyorum. Sağlıklı, huzurlu nice bayram günleri diliyorum.

Bayramın ikinci günü aylar öncesinden planladığımız bir çocuklu maceraya çıkıyoruz inşallah. 2 küçük çocuk, 3 ülke, 2 hafta serüvenimizi başarabilirsem twitter'da paylaşmaya çalışacağım. Şimdiden hakkınızı helal edin lütfen!

Bu ayın son menüsü de eşimin teyzesi ve ailesi için hazırladığım davetten:

Menümüz:


2011'in Beşinci İftarı ve Tennuri Çorbası

Tennure

Çocukların ikisini de uyutmuş, yarınki iftar menüsüne karar vermeye çalışırken en son iftar davetimi halen yazmadığımı fark ettim. Oysaki yeni ve leziz bir çorbanın keşfi, son anda misafir sayısı artınca müthiş bir panik yaşayıp zar zor buzunu çözdürerek yaptığım salçalı antrikotun menünün en beğenilen yemeği olması, gece sahuru kaçırınca en çok çorba içmenin hayalini kurduğumuzu fark etmemiz gibi pek çok anı var bu menüden kalan. Bu defaki misafirimiz kitapta çok emeği olan Meryem abla ve ailesiydi.

Menümüz:

Tennuri Çorbası
Zeytinyağlı Barbunya
Patlıcan Salatası
Hasanpaşa Köfte
Salçalı Antrikot
Pilav
Yalancı Tavuk Göğsü

Tennuri Çorbası:

Antep'e özgü bu çorbayı hazır çorbalar reyonunda keşfettim. Ama hazırını kullanmak yerine ben evde yaptım. Aslında kıyma kullanılıyormuş ama bana kalırsa minik kuşbaşı et ile daha güzel oldu. Bundan sonra kesinlikle favori çorbalarım listesinde en üstlerde bu çorba.

8 kişilik

Malzemeler:

  • 1 su bardağı nohut, bir gece önceden ıslatılmış
  • 1 su bardağı kırmızı mercimek
  • yarım su bardağı pirinç
  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • 2 soğan, yemeklik doğranmış
  • 350gr kuşbaşı et, çok küçük doğranmış veya kıyma
  • 2 yemek kaşığı un
  • kaynamış et suyu veya su
  • tuz
  • nane
  • pul biber

Hazırlanması:

  1. Akşamdan ıslattığınız nohutu yıkayıp yarı diri kalacak şekilde haşlayın. Haşlanınca mercimek ve pirinci ilave edip pişirmeye devam edin.
  2. Ayrı bir tencerede tereyağını eritip soğanı kavurun. Soğanlar hafif pembeleşince etleri ilave edin. Etler bıraktığı suyu çekince unu ilave edip 1-2 dakika çevirin. Nohut, mercimek ve pirinç karışımını et tenceresine ekleyin. Birkaç kez karıştırıp üzerlerini 3 parmak geçecek kadar su ilave edin. 
  3. Etler iyice yumuşayana kadar pişirip tuzunu ve baharatlarını ekleyin.

2011'in Dördüncü İftar Daveti ve Asma Yaprağında Köfte

 

 

Asma_yapraginda_kofte

8. yaşımızda gelen yüzlerce yoruma nasıl teşekkür ederim diye düşünüp duruyorum günlerdir. Sonunda en güzeli bekleyen birçok tarifi yayınlamaya başlayarak göstermeye karar verdim şükranlarımı. Zamanını ayırıp yazan, hafızalarındaki Portakal Ağacı anlarını karıştıran herkese çok teşekkür ederim! Kitap talihlisini inşallah önümüzdeki hafta başında açıklayacağım.

Geçtiğimiz günlerde öğretmeni kızımla arasındaki diyaloğu anlatıyordu. Dediğine göre Ayşe İkbal öğretmenine "öğretmenim! benim annem de öğretmen!" demiş. Öğretmeni "Ne öğretmeni?" diye sorduğunda "Yemek öğretmeni! Bana yemek yapmayı öğretiyor! Kekler, kurabiyeler yaptırıyor" cevabını vermiş. Bu konuşmayı duyduğumdan beri birlikte yemek yapma seanslarımıza daha özenir oldum. Bazen yemek yaparken sabırımın tükenme noktasına geldiği anlarda onun için bu küçük anların ne kadar değerli olduğunu tekrar ediyorum kendi kendime. Fotoğraftaki asma yaprağındaki köfteleri de birlikte yaptık. 

Oğlum geçen hafta hasta olunca maalesef çocuklu arkadaşlarımıza vereceğimiz davetleri iptal etmek zorunda kaldık. Bu iptal olan ama benim hazırlık yaptığım davetlerden birinin menüsüydü. Allah'tan babaanne ve dedemizi torunları ile ikna edip bu sofrada yanlız kalmamış olduk.

İlk önce menü:

- tarhana çorbası
- zeytinyağlı bamya

    Firinda_kizartma_salatasi

- fırında kızartma salatası (bahçemizden topladığımız sebzelerle!)

 

Sehriye_pilavi

- netli şehriye pilavı

- asma yaprağında köfte

    Keskullu_kunefe

- keşküllü künefe

Asma Yaprağında Köfte:

Menüye ekleyecek birşeyler ararken "köfte yapsam? yaprağımda var onu da kullansam?" derken keşfettim bu tarifi. Benim tüm menü içinde en sevdiğim tarif bu oldu. Birkaç gün sonraki annemin iftarına da aynısından yapıp götürdüm. Tarif Sofra dergisinden. Ben ağır olacağı için sondaki kaşar peyniri eklemesini yapmadım. Güveç yerine de fırın kabında yaptım. Sonuç harika oluyor!

Malzemeler:

  • 500 gram köftelik kıyma
  • 200 gram salamura asma yaprağı
  • 1 adet rendelenmiş soğan
  • 1 diş dövülmüş sarmısak
  • Tuz, kimyon, karabiber
  • Sos için:
  • 3 adet domates
  • 1 çorba kaşığı domates salçası
  • 1 çay bardağı su
  • Üzerine:
  • 1 çay bardağı rendelenmiş kaşar peyniri

Hazırlanması:

  1. Salamura yaprakları birkaç kez suyunu değiştirip yıkayın ve yaprakları elinizle sıkın.
  2. Bir kasede kıyma, soğan, sarmısak, tuz, kimyon ve karabiberi yoğurun. Ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp, avucunuzun içinde yuvarlayarak silindir köfteler hazırlayın. Köfteleri asma yaprağına sarın ve bir güveç kabına alın.
  3. Sos için rendelenmiş domates, salça ve suyu karıştırın. Asmalı köftelerin üzerine dökün.
  4. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 30 dakika pişirin. Üzerine rendelenmiş kaşar peyniri serpin ve sıcak fırında kaşar eriyene kadar tutun. Sıcak servis yapın.

Portakal Ağacı 8 yaşında!

Final_2

Üstteki çizim, Portakal Ağacı için ilk yaptırdığım çalışmalardan biri... O zamanlar üniversiteden yeni mezun olmuş, iş dışında kendiyle ilgili uğraşlar arayan biriydim. Doğrusu çizimi yaptırırken ilerideki hayatımla ilgili hiç bir öngörüm yoktu ama geçen 8 senede tıpkı çizimdeki gibi kızım ve oğlumla yemek yapar oldum...

Bu siteyle ilgili çok fazla eleştiriler aldım. Egomu tatmin etmek, eş bulmak, hava atmak gibi nedenlerle yazdığımı söyledi pek çok insan. Bilmedikleri Portakal Ağacı bir genç kızın hayata daha umutla tutunmasını sağladı. Kendisini okuyup geleceğe karşı umut dolduğunu yazan insanlarla daha mutlu oldu, üzüntülerini yazdığında kendi acılarını paylaşan insanlarla hala dünyada samimi duyguların kaldığına inandı.

Hayatınızın bir döneminde karşınıza geçip başarısız olacağınızı söyleyen, hayallerinizi ve hayal kurmanızı küçümseyen insanlarla karşılaşıp dursanız da Allah'a çok şükür hayallerin bile gerçek olabileceğini kanıtladı Portakal Ağacı bana...

Dün Sosyal Medya'da "doğum günümüzde bir hediye versek ne olmasını isterdiniz?" demiştim. En çok istenen buydu:

PA_kapak2

Kitap inşallah Eylül sonunda raflardaki yerini alıyor ama en çok kitap istenince Eylül'de elime geçecek ilk baskılardan birini bir okuyucuya hediye etmeye karar verdim. Tek yapmanız gereken yorumlarda içinizden geçen herhangi bir şeyi yazmanız. Portakal Ağacı ile ilgili bir anınız olabilir, içinizden geçen minik bir dua/dilek olur.

Benim hayatımdaki ne kadar büyük bir etkiniz olduğunu inşallah biliyorsunuzdur. Dilerim her birinizin hayalleri de bir gün gerçekleşir ve burada hep beraber kutlarız...


2011'in Üçüncü İftar Daveti ve Küçük Çocuklarla Davetlere Katılmak

Imanbayildi

Fotoğraftaki imambayildi tabağı aslında benim menümden değil, bugün kendisine iftara gittiğimiz ve bizi harika bir sofra + ev sahipliği ile ağırlayan kuzenime ait. Doğrusu bir önceki yazıda gayet kendimden emin "2 çeşit yiyorum" dedikten sonra böyle bir sofrayla karşılaşınca kendimle epey mücadele ettim. Neyseki mücadeleden galip çıkabildim. Hem benim bu haftayı büyük bir hengame içerisinde atlatmış olmamdan, hem de minik minik patlıcanların harika sunumundan ötürü de bu yazının fotoğrafının onlar olmasına karar verdim.

Hengamenin sebebi Mus'ab'ın geçen salı  ağırlayacağımız misafirlerimizin gelişine 24 saat kala azı dişlerini çıkarmaya karar vermesiydi. Allah'tan o gün yaprakları sarıp tencereyle kaldırmıştım ama ertesi gün minimum derecede hazırlanabildim. Tek tesellim misafirimiz olan ablam ve erkek kardeşimin durumu anlayışla karşılamasıydı.

Menüdekiler:

mercimek çorbası / zeytinyağlı yaprak sarma / mevsim salata/ ev yapımı iskender (sosunun müthiş acı olması dışında iyiydi) / ablamın yapıp getirdiği güllaç

Bir de bugün sizlere danışmak istediği konu küçük çocuklarla yarı-resmi (sizden veya bir yakınınızdan başka kimsenin küçük çocuğu olmadığı) davetlere nasıl katıldığınız. Her ne kadar davet sahipleri çok anlayışlı davransalar da ben çocuklar olay çıkaracaklar (ki her seferinde çıkarıyorlar) diye çok stres oluyorum. Hiç olay çıkarmasalar bile benim yemek yememe veya diğer misafirlerin sakin bir biçimde yemek yiyip sohbet etmelerine müsade etmiyorlar. Siz böyle yerlere davet edildiğinizde nasıl davranıyorsunuz? Önümüzdeki haftalarda bizi bekleyen böyle 2-3 iftar olduğu için şimdiden endişeliyim, sizin önerilerinizle bir nebze çözüm bulmayı ümit ediyorum!