Previous month:
September 2011
Next month:
November 2011

October 2011

Kasım'la Gelenler...

PA_kapak22 yıl önce bir Kasım ortasında haber vermişim kitap yazmaya başladığımı... Mus'ab'ın doğumu, iki çocuklu hayata alışmak derken nihayet yine bir Kasım ayında raflarda yerini alıyor Portakal Ağacı kitabı... Ben heyecandan doğru dürüst sayfaları açıp bakamıyorum bile...

Bu kitap, eğer desteklenirse bir insanın hayallerini gerçekleştirebileceğinin yegane örneği.

Her birinize binlerce kez teşekkür ediyorum, aslında sizin bıkmadan siteyi takip etmenizin, yorum yazmanızın eseri. Bu yüzden sadece benim değil hepimizin kitabı gibi geliyor bana. Bir teşekkürü de Kaknüs Yayınları'na borçluyum. Sözleşmelerinde 3 ay sonra telif ücretlerini ödeyeceklerini belirtmelerine rağmen tüm geliri Van'a bağışlayağımı yazdığım gün ödeme yaptıkları için. Cumartesi günü Ayşe İkbal ve Musab ile gidip hepimizin adına bağışımızı teslim ettik.İnşallah bundan sonra daha nice Sosyal Sorumluluk Projeleri yapmaya çalışacağım.

Ama galiba en büyük heyecanı kitabı D&R veya Remzi kitabevi gibi bir kitapçıda elime alınca yaşayacağım... Sizlere ne kadar teşekkür etsem az demiştim değil mi?


Bir Çocuğun Yüzündeki Tebessüm Olmak

5

Bir önceki yazıda duyurmaya çalıştığım minik bir yardım isteğine gelen yanıtlar o kadar güzeldiki... 2 haftadır dünyanın her yerinden okula telefonlar gelmiş, pek çok okuyucu, hatta dernek yardım yapacaklarını belirtmiş. Cemile hanım köye kıyafetleri dağıttıklarını, bundan sonrakileri de aynı sefaleti çeken komşu köylere yollayacaklarını belirtti.

Ülkemizde kardeşliğe, dayanışmaya en çok ihtiyaç duyulan günlerde, sizler gibi insanların var olduğunu bilmek geleceğe karşı umutlarımı arttırdı. Portakal Ağacı bana dayanışmayı, düşünceleri farklı farklı olsa da yardıma ihtiyaç duyulan her yerde insanların tek bir yürek olabileceğini kanıtladı. Şimdi sıra tek yürek olup Van'daki yaraları sarmakta. Bana kardeşliğin en güzel örneğini gösteren Portakal Ağacı ailesi adına inşallah bu hafta dağıtımına başlanacak kitabımdan alacağım tüm telif ücretini Van'a yollayacağım.

Sarıgöl İlköğretim Okulu adına da ne kadar teşekkür etsem fotoğraflardaki tebessümlerin içtenliği kadar güzel anlatamam duygularımı. İşte mutluluğun fotoğrafları:

2

Ben en çok bu fotoğrafı seviyorum, lastik pabuçlar elde, botlar ayaklarda...

1

6

7

4


Portakal Ağacı'nın Dalları İyiliğe Uzanıyor...

Orange_tree

çizim: Afsaneh

Bugün sizlerle Türkiye'nin bir köyündeki çocuklarının tarifini paylaşacağım. Tarif köy okulu öğretmeninin eşine ait:

"Merhabalar Hatice Hanım, blogunuzu sessiz, sakin takip edenlerdenim, arada bir yorum yazmışlığım olmuştur...

Benim aslında sizden bir istirhamım olacak; ben Samsun'un  bir dağ köyünde yaşıyorum, eşim öğretmen... Yaşadığımız bu köyün çocuklarının hali içler acısı. Fakirlik, sefalet diz boyu... Kendi mahsüllerini yapıp yedikleri için bir sıkıntı yok bu konuda. Sıkıntıları kılık kıyafet. İnanır mısınız okula gelen yavrucakların üzerinde bir montu bile yok... Demem o ki; çevreniz mutlaka geniş, ulaşabildiğiniz insan sayısı da oldukça geniştir sanıyorum... Sizden ricam kullanılmayan kılık kıyafetlerin, ayakkabıların bu yavrucaklara gönderilmesi...

Okulumuzda 6'sı kız, 5'i erkek olmak üzere toplam 11 öğrenci (bunlar 7,8,9 yaşlarında,yani 1,2 ve 3. sınıf öğrencileri) var.Ayakkabı numaraları da ortalama 30 ila 34 numaraları arasında değişiyor.Naylon lastik ayakkabı ile kundura ya da bot arasında birkaç numara farkı olabilir, bu da mühim değil; annelerinin ördüğü patikleri giyip aradaki farkı kapatabilirler, eğer büyük gelirse...:) Bu çocukların birkaç da kardeşleri var; 1-5 yaş arası,; 8-10 çocuk kadar, kız erkek karışık...

Aslında size şunu söylemek isterim ki, bu köyde her şey ama her şey insanlar tarafından kullanılabilir.Yani en basit plastik bir yoğurt ya da peynir kutusu bile insanlar için değerli... Demem o ki; sizin için hiçbir önemi olmayan bazı şeyler buradaki insanları çok ama çok mutlu kılacak, buna emin olun...  Sizden ricam kullanılmayan kılık kıyafetlerin, ayakkabıların bu yavrucaklara gönderilmesi... "

Aylar önce pek çok okuyucudan ellerindeki küçülen kıyafetleri nereye verebileceklerine dair mailler almıştım. Çocuklarınızın artık kullanılmayan kıyafetlerini bir yere vermek isterseniz veya herhangi bir nedenle bir sadaka bağışlamanız gerektiğine inanıyor ama nereye, ne vereceğinizi düşünüyorsanız Samsun'un bu köyündeki çocuklar belki de sizleri bekleyenlerdir.

Gönderimleriniz için adres: Cemile KARA 
Sarıgöl İlköğretim Okulu Yakakent Samsun 55810 tel: 0505 904 1033


Limonlu Dilimler

Limonlu_dilimler2

Gezinin hemen dönüşünde oğlum epey hastalanınca hem onun hem de benim kendime gelmem epey zaman aldı. Öyle ki yakınlarım nasıl olduğunu sorduklarında "o iyileşti ama ben hala atlatamadım olayı" dedim bir süre. O hasta iken benim yeni bir tarif denemek de hiç içimden gelmedi.Geçen hafta okuduğum The Help'te geçen karamelli kek, tekrar yeni tarifler deneme isteğimi uyandırdı. Karamelli kekten önce ilk bu tarifle başladım denemelerime.

Limonlu Dilimleri ilk denemem de aslında bir başka kitap sayesindeydi. Yıllar önce Cooking for Mr.Latte'yi okurken bu tariften çok etkilenmiş, bir gece yarısı denemeye koyulmuştum. Ama fırın kabı ölçülerini yanlış uyguladığım için hüsranla sonuçlanmıştı. Bu defa Baking Bites'ın tarifiyle ve nihayet doğru kap ile denedim. Sonuçta bitmesin diye her gün 1 diliminin yenmesine karar verilen bir lezzet çıktı!

Limonlu_dilimler

Limonlu Dilimler:

Bardak ölçüleri Amerikan cup ölçüleri iledir. (ekmek pişirme makinelerinden çıkan bardak da olur)

Malzemeler:

Taban Hamuru:

  • 1,5 su bardağı un
  • Üçte bir su bardağı toz şeker
  • Yarım çay kaşığı tuz
  • 1 yemek kaşığı limon kabuğu rendesi
  • Yarım su bardağı tereyağı, oda sıcaklığında

Dolgu:

  • 4 yumurta
  • 1 + üçte bir su bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı limon suyu, taze sıkılmış ve süzülmüş (çok ekşi olur diye çekinirseniz yarısını su ile değiştirip limon kabuğu koyabilirsiniz)

Hazırlanması:

  1. Fırını 175C'ye getirin. Küçük kare borcama yağlı kağıt yayın. Tabanı hazırlayın. Geniş bir kabın içinde unu, şekeri, tuzu ve limon kabuğunu karıştırın. Yağı küp küp kesip una ekleyin.
  2. Mikserle veya elinizle iri kum haline gelene kadar karıştırın. Karışımı kaba elinizle veya kaşığın arkasıyla bastırarak yayın. 16-19 dakika (kenarları hafif kahverengileşene kadar) pişirin.
  3. Tabanı pişerken dolguyu hazırlayın. Tüm karışımı çırpın. Taban pişince ve hala sıcakken üzerine dökün. 20 dakika daha pişirin. (Kalıbı salladığınızda karışım sabit kalana kadar)
  4. Kesmeden önce tamamen soğutun. Üzerine pudra şekeri veya hindistan cevizi serpin.

notlar: benim kullandığım cup 240ml. Normal bir su bardağı da yaklaşık 250ml. Çok büyük olmayan bir bardak kullanmadıkça sorun olmayacaktır. Borcam 22cm. Dilim sayısı çok küçük kesilme oranıyla veriliyor, sanırım buna göre 24 denmiş ama ben daha büyük kesip 9 çıkartıyorum. Tereyağını soğukken ölçüyorum, bu da yaklaşık 125gr yani yarım paket.