ayse ikbal

31/03/2010

Ayşe İkbal 3 yaşında

Chi-11-lg
(çizim: allison reuling)

Güzel kızım, sanki daha birkaç hafta önce yazmıştım 2 yaş yazını. Halbuki o kadar çok şey değişmişki bu arada... O bebek hallerin yavaş yavaş gitmeye başlasa bile, hala sabahları uyandığında mutfağa gelip seni kucaklamamı bekliyorsun, babanla bir olup "benim babam, güzel babam, beni al kollarına" diye şarkı söyleyip tepki vermem için gülerek gözlerimin içine bakıyorsun, yemek yaparken sokulup "anne! sana yardımlık yapabilir miyim?" diye soruyorsun. Musab'ı çok kıskansan da onu sevdiğini her koşulda belli ediyor, ona sarılıp "Usaab! Oğlum! Ayşe İkbal'in kardeşi" diyorsun. Ben kızım onun adı Musab" deyince "hayır anne Usab!" diyorsun.

Dün okulda bir yıl boyunca beklediğin doğum günü partini kutlarken ne kadar stres olup heyecanlandığını izleyince yüreğimin nasıl sıkıştığını bilemezsin güzel bebeğim. İleride farklı heyecanlarına nasıl dayanacağımı ise hiç bilmiyorum...

İnşallah hep bugünkü gibi iyi kalpli, merhametli ve akıllı bir kız olursun. Biliyorum sana istemediğin bir şeyi yaptırmak şimdi olduğu gibi gelecekte de zor olacak ama bu zorlukları seninle yaşayacağımı bilmek bile beni mutlu ediyor....

Baban ve ben seni çok seviyoruz, birlikte daha nice güzel günlere inşallah annesinin bir tanesi...

31/03/2009

Ayşe İkbal 2 yaşında

Chi-12-lg
çizim: allison reuling

Bana "anne" sıfatını kazandıralı 2 yıl olmuş. Ben hala inanamıyorum birinin annesi olduğuma. Zaten bu ara bana daha çok "ha-ci-ce!" diye seslendiğin için bu daha da kolay oluyor.

Sabahları uyanıp beni yanında bulduğunda mutluluktan burnunu burnuma değdirmenden, biri seni üzerse koşarak yanıma gelmenden, parktan gelince kapıyı açtığımda mutlaka sarılmak istemenden, bebek yeğenini kucağıma almamı kıskanmandan, iki hafta boyunca bir sürü ufak şeye üzülüp kendimi yiyip bitirsem de karşıma geçip "na-ni-k!" yaparak beni güldürmeden, hiçbir yerimin acımasına dayanamamandan, her yediğinden bana da yedirmeye çalışmandan, uyumaya çalışırken mutlaka yanıma sokulmaya çalışmandan, bir başkasıyla dışarı çıkıyorsan tüm merdivenler boyunca "anne! cöööşüüüüz! (görüşürüz)" demenden,  beraber kitap okumamızdan asla bıkmamandan, dışarı çıktığımızda babana duyurmamaya çalışarak gizli gizli "anne, nonu? (dondurma)" demenden, biri sana kızdığında yanıma gelip "anne, abla dıt! yapıyooo" demenden ne kadar mutluluk duyduğumu sana bu yaşında tam olarak ifade etmem mümkün değil.

Tek yapabildiğim Allah'a senin annen olarak beni seçtiği için şükretmek. Sana da geçen 2 yıl boyunca çok akıllı, iyi kalpli, yaramaz ama anneyi üzmeyen tatlı bir yaramaz olduğun için teşekkür ederim. Doğum günün kutlu olsun bal küpü...

03/11/2008

Dün sabah ormanda...

Ormanda1

Ormanda2

Ormanda5

Ormanda3

Ormanda6

Ormanda4

Ormanda7

Bu sabah "Yeni yaşında neler hissediyorsun?" diye sorsalar, "Ayşe İkbal havada iken ne hissediyorsa o" derdim herhalde. İnşallah bundan sonrakilerde de aynı cevabı verebilirim...

14/10/2008

Kırmızı parmak, yeşil parmak

Parmak_boyasi_2

Kızını iş sonrası parka götürüp 5 gün boyunca hasta gezmesine sebep olan anne ne yapar?

Parmak_boyasi2

Pazı, havuç, limon, çay ve domates sularını unla pişirip parmak boyası hazırlayarak vicdanını rahatlatmaya çalışır.

Yayınımıza kaldığımız yerden devam edeceğiz...

istek üzerine not: yukarıda bahsettiğim sebzeleri katı meyva sıkacağında sıkıp elde ettiğim suları yarımşar veya birer tatlı kaşığı un ile pişirerek boya yaptım. Ancak okuyucularımızın bahsettiği yoğurt fikri de güzel. Aynı şekilde elde ettiğiniz suları yoğurtla da karıştırabilirsiniz.

06/09/2008

Yeni Görev Tanımları

Gorev1

Bu aralar işten eve dönünce beni bekleyen direktörümle ya bu köşeyi dağıtıyoruz ya da

Gorev2

bu köşeyi. Hakkında köşesine bir de "oyun arkadaşı" ibaresini eklemeliyim sanırım.

Dün bu yazıyı yazdıktan sonra biraz daha düşündüm bu konuda. Ortaokulu bitirene kadar ne zamanlar annemler arkadaşlarıyla bir araya gelseler, ben çocukları oynatmaktan sorumlu olurdum. Bu görevi keyifle üstlendiğimi hatırlıyorum ama aradan 15 sene geçince ve kendi çocuğum olunca birden bir çocuğu oynatmak görevinde çok zorlandığımı fark ettim. Ayşe İkbal'in oyun oynamasını, oyuncak yumurtasına tuz dökmesini, oyun oynarken olayları kavrayışını fark etmeyi çok seviyorum.

Ama gel sen de oyna dediğinde ilk başlarda kaçacak yer aradığımı fark ettim. Şimdilerde ya ben tekrar oynamaya alıştığımdan ya da  oyuncaklarını ben de sevdiğimden daha kolay zaman geçiriyoruz. (Tost makinesini 2 yaşından önce kullanmayı beceremez belki ama anne istiyor diye aldık. 3 yaş için tavsiye edilen mutfak - ocak seti için ise kendimizi tutma kararı aldık)

Diğer annelerin bu görevi nasıl başarıyla yönettiklerini, 1bebek-çocukların (özellikle 18 aylıkların) nelerle oynamaktan hoşlandıklarını (özellikle sağlığa zararlı olmayanlardan) paylaşmak isterseniz bu acemi anneye çok yardımcı olursunuz...

Bu yazının ilham kaynağı Lisa Mahar'ın evi ve oyuncaklarla ilgili görüşleridir...

31/03/2008

1!

Ayseikbal1

Ayşe İkbal anne babasına yaşattığı hayatlarının en güzel bir yılını törenlerle kutladı son 2 günde. Annesi kendi kendine verdiği sözden dolayı kol börekleri, vişneli mekikler ve minik mayalı poğaçalar eşliğinde daha çok da dekorasyonla uğraşarak geçirdi gününü.

Ayseikbal2

Ayşe İkbal'in büyükbaba, dede, teyze, amca ve şekerparesi için yapılan pastası.

Ayseikbal3

Annesinin misafirler için hazırladığı şeker köşesi.

Ayseikbal4

Son olarak da Ayşe İkbal'in ertesi gün arkadaşlarıyla beraber kutladığı pastası.

Minik kızım, en iyi arkadaşım, inşallah daha nice yıllar hep böyle mutlulukla, bize tattırdığın tarifsiz duygularla karşılarız yeni yaşlarını...

07/03/2008

Ayşe İkbal'in Yemekleri

Elmaliayseikbal_2 Portakal Ağacı'na son zamanlarda bebek beslenmesi ile ilgili pek çok mail ve yorum geliyor. Ben acemi bir anne olsam da paylaşma ortamı oluşacağı düşüncesiyle Ayşe İkbal'in yemeklerinden biraz bahsetmek istiyorum.

Ayşe İkbal 3.350gr doğduğu günden beri hep aynı büyüme eğrisini takip etti. Ne çok şişman ne de çok zayıf bir bebek kendisi. Sadece 2 ay önceki zor yolculuğumuzda kilo alışı önceki aylara göre azdı. Dönüşte kendime onu iyi besleyeceğime ve düzgün yemeklerle kilo aldıracağıma dair söz verdim. Bizim durumumuzda iş benim motivasyonuma kalıyordu, çünkü hergün farklı birşeyler pişirmek bir süre sonra yorucu gelmeye başlıyordu. Ayrıca neyi az neyi çok yedirdiğimi takip etmek zor oluyordu.

Ben de bunun için bir excel tablosu tutmaya başladım. (resme tıklayıp büyük halini görebilirsiniz.)Excel_2 Bu tabloya her öğlen ve akşam yedirdiğim yemekleri yazdım. Böylece örneğin öğlen yemeklerini sıralattığımda tavuk ve pırasayı az yedirdiğimi akşam yemeklerini sıralattığımda ise tavuk yedirdiğimi ama sadece bir kez pırasa yedirdiğimi ve bu hafta balık yememiz gerektiğini gördüm. Bu bana o gün hangi yemeği pişirmem konusunda fikir verdi.Buzdatavuk Ben daha çok sebze yemeği yaptığım için et veya tavuk haşladığım zaman kalan suyu buz kalıplarında dondurup her çorbaya bu kalıplardan attım.

Sebze çorbası yaparken de içine her seferinde kırmızı mercimek veya şehriye ekledim. Ona özel bebek yemekleri yapmadım ben, çünkü ilk baştan beri bizim yediğimiz yemekleri yemek istiyordu. Sabah kahvaltısı ile öğlen yemeği arasında meyve, ikindi de ise yoğurt veya bir dilim kek verdim (bu öğünü daha çok sevdiğimiz kahvecide havuçlu kek yiyerek geçirmeyi tercih ediyorum aslında). Bir de Ayşe İkbal'i her gün evdeki normal dijital tartıda tarttım. Onun kilo aldığını görmek de iyi bir motivasyon aracı oldu bana. Son kontrolümüze gittiğimizde Ayşe İkbal rekor kilo alışıyla uzaklaştığı büyüme eğrisini yeniden yakalamıştı. Bunlar benim aklıma gelenler, sizler de önerilerinizi paylaşırsanız çok sevinirim.

31/10/2007

Diş Buğdayı Menüsü

Masa_2

Geçen günlerin en önemli faaliyeti küçük hanımın diş buğdayı idi. Hazır iki dişimiz çıkmışken babaannemiz ve Meryem teyzemiz Ayşe İkbal için bir diş buğdayı merasimi düzenlediler. O kadar güzel hazırlanmışlarki gerçekten olay merasime dönüştü. Önce hazırlanan sofrada yemekler yenildi, bebeğe hediyeler verildi, buğdaydaki altını bulanın bebeğe kıyafet almasına karar verildi. En son olarak da önüne bir tepsi koyup, üzerinde meslekleri temsil eden araçlardan birini seçmesi beklenildi. (bu aşamada biz Ayşe İkbal'in üniversite sınav sonucunu bekliyormuş gibi heyecanlandık) Küçük hanım minik elleriyle önce Kitab'a sonra da kaleme uzanıp (daha doğrusu kalemi yemeye çalışıp) annesinin izinden gideceğini gösterince de rahat bir nefes alındı. İşte bu vesile ile hazırlanan sofradan görüntüler, tarifler yine cumaertesinde.

Bu vesileyle bunca emekleri için hem kayınvalideme hem de Meryem ablaya bir kez daha teşekkür ediyorum...

Pecete_ap

sol: kaynatılan buğdaya eklenecek ceviz, çikolata, toz şeker. sağ: peçete süslemeleri

Hedik_kurabiye

sol:narlı diş buğdayı sağ: fındıklı kurabiyeler

Kofte_borek_3

sol: ıspanaklı börek, sağ: mercimek köftesi + çekilemeyen elmalı tatlı ve kol börekleri

13/10/2007

İlk Bayram

Bayram

(gülevi'nin süslenmiş yumurtaları, bayram için giyinen çocuklarını hatırlatıyor bana...)

Akraba ziyaretleri ile geçen bayramın ilk gününün ardından büyükbabamı görmek için Ankara'ya doğru yola çıkıyoruz. Ayşe İkbal gördüğü ilgiden memnun, etrafa sevinç çığlıkları atıp, bize bayram hediyesi olan ilk dişini göstermekle geçiriyor günlerini. Hepinize mutlu ve huzurlu bayram günleri diliyorum...

17/07/2007

Fırın Poşetinde Limonlu ve Otlu Tavuk

Ayşe İkbal'i geçen cumartesi sabahı saat 4.30 gibi hastaneye götürdüğümüz için gazete yazısını yazmak bugüne kaldı. Biz acemi anne-baba ateşlendiğini görüp epey bir telaş yaptık ama çok şükür ciddi bir şey çıkmadı. Sadece ben onun acı içinde ağlamasına dayanamadığımı fark ettim. Bu birkaç saatin tek eğlenceli yanı doktor odasındaki balıkları görünce ateş içinde bile olsa sevinçten çığlıklar attığını görmekti.

Bu haftanın gazete yazısında emziren anneler için aralarında yukarıdaki tavuğun da bulunduğu 3 tarif ve anne sütünün faydaları + arttırma yolları var. Ayşe İkbal 3,5 aylık oldu geçen hafta sonu ve hala mamaya başlamadı, eğer başarabilirsem önümüzdeki 2,5 ayı da böyle devam ettirmeyi umut ediyorum... Tarifleri ve yazıyı buradan okuyabilirsiniz. (Tarifin benzerini yabancı dergilerde okumuştum ancak onlarda poşet kullanılmıyordu...)

11/06/2007

Bahçeye Çıkma Zamanı

Bahcesofra1

Ön not: Bu haftanın gazete yazısı burada

Her geçen gün büyüyen, annesini gün geçtikçe daha çok şaşırtan, en sevdiği şey kendisini tutanlarla karşılıklı dakikalarca "agu!" demek olan Ayşe İkbal hanımın edindiği yeni huylardan biri de gündüzleri artık eskisine nazaran daha az uyumak. O uyurken yetiştirmem gerekenleri düşünüp koşturmaktan ya da hazır uyuyorken sessizce oturabilme lüksünü kullanmaktan siteye daha az yazar oldum. Bakalım başarabilirsek bundan sonra onun molalarında yazmaya çalışacağım.

Küçük hanım gündüzleri evde uyumayı sevmiyor ama eğer bahçede ise saatlerce uyanmadan durabiliyor. Biz de pazar günlerimizi daha çok annemlerin veya diğer akrabalarımızın bahçelerinde geçiriyoruz. İşte onun uyurken kaçırdığı bahçe sofralarından biri de yukarıdaki mangal sofrası. Bu sofradan bir iki ufak detay da bunlar:

Bahcesofra2

Yengemin yoğurtlu semizotu salatası üzerinde sunduğu köfteler

Bahcesofra3

Kabak dolmaları

Bahcesofra4

Rulo pişmaniyeler

Bahcesofra5

ve mangalın pişmesini herkesten daha çok arzu edenler...

03/04/2007

Ayşe İkbal

Ayse_ikbal_anne_baba

Kızımız Ayşe İkbal, 31 Mart gecesi dünyaya geldi. İnşallah isimlerini aldığı babasının anneannesi (Ayşe) ve annesinin rahmetli anneannesine (İkbal) layık bir evlat olur...