
Minik bir mandalina ağacım var mutfakta. Herkes Ayşe İkbal'e mandalina ağacı dese de bu gerçek bir ağaç. Geçen kış kayınvalidem hediye etmişti, henüz mandalinaları üzerinde iken. Bir yıldır zar zor bakıyorum ona. Önce "nasılsa kuruyacak" diye pek yüz vermedim, sonra baktım o benden azimli yaşama konusunda daha bir azimli, suyunu verip arada dallarını budamaya başladım. Şimdi bekliyorum sabırsızlıkla yeniden çıksın mandalinalar diye. Onun meyveye duracağı zamanlar geliyor ya sanki yanında güç bela baktığım orkide'den daha bir kıymetli şimdi. Mevsim onun mevsimi, uyanma vakti onda.
Sitenin uzun süreli okuyucuları bilir, arada bir uykuya dalar portakal
ağacı'nın dalları. Sonra birden -ya uzun süreli bir ayrılıktan ya da
önemli bir olayın ardından- silkelenmeye başlar yapraklar. "Tamam!" der ağaç sahibi, "uyanma mevsimi gelmiş".
Bizim mandalina gibi sanal portakal ağacı da uyanmak istiyor artık uykusundan. Hem uzun bir tatil hem de önemli olayların ardından bir borç bu ona. Üstelik annemin bayram sofrası gibi elimde güzel saatleri hatırlatan fotoğraflar varken.
Cenaze ertesi İstanbul'a dönüşümüzde soğuk kaptığını fark edip son kalan enerjisiyle hazırlamış her şeyi. Ben kendisinin biyolojik yaşından şüphe etsem de hala, gubatelerin hatrına sesimi çıkarmıyorum. En içten dileği ertesi gün son anda karar verip Ankara'da ziyaretine gittiğimiz büyükbabam yapıyor. "Annenizi fazla yormayın, yardımcı olun..."
Herkesin aklında kendi yavrusunun olduğu bir bayram daha geçiyor. Daha nice bayramlarda anne sofralarında, dedelerin dualarıyla buluşabilmek ümidi var yüreğimde...
Son Yorumlar