gezi Feed

Çocuklarla Uzakdoğu Seyahati 1

Çocuklarla beraber yapmak istediğimiz şeyler listesinin belki en başında dünyayı dolaşmak geliyor. Bu yüzden şimdiden yolculuklara alışsınlar diye ufak deneme turları yapmaya karar verdik. Aylar öncesinden skyscanner.com'dan uçak biletlerini, booking.com'dan kalacağımız yerleri ayarladım.

Hedefimiz 2 çocuklu ailemiz için tek bir valizle (!) gidip dönmek olduğu için valiz hazırlama konusunda birkaç kaynağa baktım. En çok işime yarayanlar: http://packinglistonline.com/, http://toolkit.bootsnall.com/how-to-travel-guide/packing-light.html, http://flylady.net/pages/FLYingLessons_PackingList.asp ve http://www.babycenter.com/0_family-travel-survival-guide-ages-2-to-4_65288.bc adresleri oldu.

Birkaç hafta incesinden yanımıza almamız gerekenleri ve tüm rezervasyon onaylarını (gidiş sıramıza göre) bir dosyaya yerleştirdim. Çocuklara yolculukta vermek üzere minik minik hediyeler ayarladım. Ailemize kalacağımız yerlerin bilgilerini e-posta ile yolladım. Ayşe İkbal'e kendi eşyalarını taşıması için çekmeli bir okul çantası, Musab'ın eşyaları için de ayrı bir el çantası ve gideceğimiz günün sabahında hepimizin kıyafetlerini rulo şeklinde sarıp yerleştirdiğimiz bir valiz hazırladım.

Bu gezi daha çok tatil/dinlenme ağırlıklıydı. Daha çok küçük oldukları için onlarca şehir gösterme derdine düşmedik, sadece çok uzun seyahatlar yaparlarsa, farklı ortamlarda kalırlarsa rahat edebilirler mi, onu anlama derdindeydik. Bu yüzden her yeri göreceğiz diye zorlamadık. Bizim gördüklerimiz ve yaptıklarımızdan aklımızda kalanların ilk bölümü:

Yolculukta ilk durağımız Kuala Lumpur oldu. KL'a 11 saatlik bol gözyaşı (Musab) ve sabır duaları (ben) eşliğinde indik. İndikten sonra sevgili valizimizin bizimle beraber gelmediğini ve ne olduğunu bilmediklerini öğrendik. İki sırt çantasındaki eşyalarla otele yerleştik, KL'ın meşhur Petronas Kulelerini gezdik.

En çok bu gezi için çok ucuza aldığımız ikiz çocuk arabamızın kaybolmamış olmasına dua ettik ve belki bir gün yerleşiriz dediğimiz Malezya'nın bizim için çok nemli olduğuna karar verip vazgeçtik.

Ertesi gün sabah valizimizin İstanbul'da kaldığını ve bize 3 gün sonra, biz Endonezya'ya geçince, ulaşacağını öğrendik. Petronas'ın yanındaki alışveriş merkezinden çocuklara 1-2 parça kıyafet alıp Convention Center'da bulunan Aquarium'u gezdik. Otele dönüp çocukları uyuttuktan sonra gelen telefonda, İstanbul'dan bir polis "arabanız nerede?" diye soruyordu. Arabamızı bıraktığımız arkadaşımızın yıkamaya götürdüğü gün çırak tarafından kaçırılıp kaza yaptığını, iki araca çarptığını, arabaya epey bir zarar verdiğini ama Allah'tan kimseye bir şey olmadığını öğrendik. Hepsinde bir hayrı vardır diyerek kendimizi sakinleştirmeye çalışıp çok da gezmeye hevesimiz kalmamış bir biçimde son durağımızı ziyaret ettik.

Biz Bukit Nanas Ormanı'nı bulacağız diye geze geze sonunda Menara Kulesine çıkıp akşam KL'ı izledik.

Son gün otelin şimdiye kadar gördüğümüz en büyük çocuk parkının yanında olduğunu fark edip zamanımızı orada geçirdik. Bu arada babamla mesajlaşıp çocuk parkında olduğumuzu yazdığımda bana "burada park mı yoktu, ne gerek vardı oraya kadar gitmeye?" dedi:)

Ertesi gün daha kısa bir yolculukla Endonezya'ya geçtik. İlk durağımız gün batışının meşhur olduğu Kuta plajıydı. Biz de gün batımının meşhur olduğunu gittiğimizde insanların şezlonglar, portatif sandalyeler ile birkaç dakika içinde akşam olmasını beklemelerinden anladık. Otele döndüğümüzde valizimizden hala haber yoktu...


Aradan Sonra...

Diyarbakir

Koca Ramazan'da sadece annenin yazısını yayınladın diye sitemler alıp durdum son bir ayda... Halbuki Ramazan'ın başında yayınladığım menülerden ilham alan ablam bizi iftara davet edince benim de ondan etkilendiğimi bilmiyordu pek çok kimse. Yine bu etkileniş ile 4 kez iftar sofrası hazırlayıp toplamda yaklaşık 70-80 misafir ağırladım. Finali ise bayramın son günü lise arkadaşlarımı, eşlerini ve çocuklarını bize davet edip 19 kişi bayramlaşarak yaptık. Ama tüm bunları o dönemde yazma isteğim yoktu maalesef.

Geçtiğimiz hafta sonu 2 günlüğüne Diyarbakır'a gidip bu harika sofrada oturunca mutlaka yazmalıyım dedim. Ev sahibimiz Mülkiye hanım'ın hazırladığı kaburga dolmaları ve içli köftelerin tadı hala damağımızda. Sofrayı her daim gülümseyerek hatırlamama neden olan bir diğer sebep de masanın etrafında 5 farklı kökenden insanın bir araya gelmiş olması.

Diyarbakır deyince bir de her sabah otelimizden iki miniğimizle yürüyerek gittiğimiz Hasanpaşa Hanı'ndaki Kahvaltıcı Mustafa'yı, Eyvan Gecesi'nde halay çeken Ayşe İkbal'i ve Kebapçı Hacı Halid'i de unutmamak lazım. Ahmet bey'e, Mülkiye hanım'a ve Mehmet bey'e ev sahiplikleri için çok teşekkür ediyoruz!

Kaburga Dolmasının tarifini forumdan Ceyda'nın yazdığı şekilde paylaşıyorum:

1 kuzu eğeğisi(2 kglık kaburga)
100 gram yağsız kıyma
1 bardak pirinç
3 kaşık antep fıstığı veya badem
1 çay bardağı sıvıyağ
tuz karabiber

Öncelikle kaburga tuz ve karabiberle bir gece önceden ovulup bekletilecek. Kıyma, fıstık ve pirinç karıştırılarak (tuz karabiber ilavesiyle)kaburgada açılan cebe yerleştirilecek. ve hiç su almayacak şekilde dikilecek. Büyük bir tencerede yağ kızdırılarak kaburga arkalı önlü kızartılacak ve üzerini aşacak kadar su ilavesiyle iyice yumuşayıncaya kadar pişirilecek. Et suyuna pilav yapılıp pilavla birlikte servis yapılacak. Eğer kaburganın cebi küçükse pirinç miktarı ayarlanabilir. Bir de pirinçlerin pişerken genişleyeceğini düşünerek biraz gevşek doldurmak gerekiyor.


Sünnet Gölü, Beypazarı ve Göynük

Suunetgolu_small

Pazar günü menüsündeki tarifleri yazmaya yarın başlayacağım ama önce geçen haftadan kalan fotoğrafları paylaşayım. Üstteki ve alttaki birkaç fotoğraf sünnet gölü'nden. Beypazarı ve Göynük'te daha çok yemek fotoğrafı çektiğim için önceliği göl ve çevresine veriyorum. Eğer üstteki fotoğrafı bilgisayarınızda masaüstü resmi yapmak isterseniz bu linki tıklayarak büyük haline ulaşabilirsiniz.

Sunnetgolu2

Sunnetgolu3

Sunnetgolu4

Beypazarı Taş Mektep'in Yemekleri:

Beypazari1

yaprak sarma

Beypazari2

etli güveç

Beypazari3

80 katlı baklava

Beypazarı'nda pazar tezgahından alıp iki hafta boyunca sayıkladığımız taze nohutlar:

Beypazari4

Göynük Paşazade Lokantası'nın Yemekleri:

Goynuk1

sebzeli güveç

Goynuk2

mantı

Goynuk3

piyaz

Goynuk4

ve Göynük'teki favorimiz güveçte kaynar halde gelen sarma...

Göynük ve Beypazarı'nın doğal güzellikleri ise birbaşka yazının konusu olsun...


2 Çocuklu Tatil Notları, I.Bölüm: Mudurnu

Tatil

Geçen sofradaki tavuk göğsünün tarifini önümüzdeki günlerde yazacağım ama önce unutmamak adına tatilimizden biraz bahsetmek istiyorum. Hafta sonu tatiliniz nasıldı diyenlere şu cevabı veriyorum: Tatilin ilk akşamı 2 çocukla tatil yapamayacağıma karar verip ağustos ayı için rezervasyon yaptırdığımız yeri arattım ve rezervasyonumuzu iptal ettirdim. İkinci gün mükemmle anne diye bir şeyin olmayacağına kendimi biraz daha inandırınca tatil daha eğlenceli hale gelmeye başlamıştı. Tatilin son günü ise ağustos ayı için bir karadeniz rotası planlıyordum.

Benim için bu yolculuğun en güzel kısmı ana yoldan sapıp tabelasız, orman köylerinin içinden geçip üstteki fotoğraftaki manzaralarla karşılaşmaktı.

Park

Ayşe İkbal için en güzel kısımları Mudurnu'da kaldığımız konakta Mehmet bey ile şakalaşıp,mutfakta saatlerce Fatma ablaya yardım etmek ve gezi rotamız üzerindeki parklarda oynamaktı. Benim gibi yeni insanlarla tanışmakta bu kadar zorlanan birinin bu derece dışa dönük bir çocuğunun olması -her ne kadar başta temkinli de davransa- çok hoşuma gidiyor.

Gezi boyunca çektiğim karelerin sayısı çoğalınca bunları birkaç bölümde yayınlamaya karar verdim.

Haci_sakirler

İlk kareler Mudurnu'da kaldığımız Hacı Şakirler Konağı'ndan. Üstteki fotoğraf konakta kaldığımız oda.

Visne_alti

Bahçede bir yandan yemek yiyip bir yandan dut ve vişne topladığımız masa.

Haci_sakirler_

Ayşe İkbal'i mest edip "anne Fatma teyzelerin evi çok güzelmiş!" dedirten bahçenin masadan görünüşü.

Kahvalti

Konak sahipleri ile beraber yaptığımız kahvaltı ve

Ksapi

Fatma ablanın meşhur cevizli, keşli kaşık sapı. Gelecek bölüm, Beypazarı'na gidiyoruz!


Diyarbakır-Mardin-Midyat

Db1

Geçtiğimiz cuma günü bir ilke imza atıp Ayşe İkbal'i babaanne ve anneanneye emanet ederek 3 günlük bir geziye gittik. Gezimizin ilk durağı en son 8 ay önce gittiğimiz Diyarbakır'dı. Yukarıdaki fotoğraf benim Diyarbakır'a her defasında gidişimin sebeplerinden biri. Bu manzaranın verdiği huzuru bir de boğaza bakarken yaşıyorum ben.

Mustafaninkahvaltisi

Cennettabagi

Bir diğer sebebi önceki yazımda da tanıttığım kahvaltıları. 3 gün boyunca her sabah güneşin ilk ışıkları ile otelden çıkıp gittiğimiz Mustafa'nın Kahvaltı Dünyasındaki sofra ve cennet tabağı.

Gezimizde bu defa öncekilerden farklı olarak Mardin ve Midyat da vardı programda. Malabadi köprüsünden, pek çok kilise ve camiye kadar farklı yerleri ziyaret etsek de bu blogun amacına uygun olarak yemek için alternatif yerleri göstermek hem daha doğru hem de daha zevkli geliyor bana.

Ebrar_mahalli_yemek_

Mardin'deki yemek durağımız Ebrar Mahalli Yemek Salonu oldu. Sembusek'ten içli köfteye, dolmalarından etli pilavına Mardin yemeklerinin tadına bakmak için doğru bir tercih olabilir burası.

Dunya_et_lokantasi

Ancak tüm gezi içinde benim için en özel yeri olan Midyat'tır şüphesiz. Annemin 30 yıl önce Malatya öğretmen okulunda beraber okuduğu ve bana bulmam için yıllarca bahsettiği arkadaşı Nilgün hanım, Portakal Ağacı sayesinde annemi bulmuş ve Midyat'ta olduğundan bahsetmişti. Midyat'a ayak basışımızdan itibaren beni 30 yıldır görmediği arkadaşı gibi kucaklayan, yeni atlattığı rahatsızlığına rağmen mükemmel bir ev sahipliği ile bizi Dünya Et Lokantası'nda ağırlayıp, çarşıyı bizimle gezen Nilgün hn bizi hem macup etti, hem de eskinin dostluklarının, Anadolu insanının kıymetini daha iyi anlamamızı sağladı.

Hem Diyarbakır ve Midyat'taki dostlarımız hem de yolculuğumuz sırasında tanıştığımız ekip arkadaşlarımız aslında tüm gördüklerimizden ve yediklerimizden daha değerliydi benim için. İyi insanların ve güzel dostlukların var olduğuna ve yenilerinin kurulmasının da mümkün olduğuna inandırdılar beni...