hayat

28/06/2010

Dedem ile Pazar Kahvaltısı

Pazar

Şimdi fotoğrafa baktığımda çok basit görünen bu sofrayı yazmak da nedense aynı derecede zor geliyor bana. Tarifleri vermek, uykusuz bir gecenin sabahında 2 saatte 3-4 çeşit yapıp sofra hazırladığını anlatmak zor değil elbette ama sofrayı dedem (babamın babası) ve amcam için hazırladığımı düşündükçe yazı yazmayı bırakıp sadece dedemi düşünmek geliyor içimden.

Dedem

İlerleyen yaşına rağmen hala espri yeteneğini yitirmemesi, hala Ayşe İkbal'i oyunlarıyla güldürebilmesi... İnsan yaşlanınca ben de dedem gibi olmak istiyorum diye ağlamamalı değil mi?

02/12/2009

...

Ayse Ikbal ile beraber grip oldugumuz icin son bir haftadir hayata ara vermis durumdayiz. Onumuzdeki hafta insallah tamanen iyilesirsek yazilara tekrar baslayacagim...

01/10/2009

mecburi ara

Yazarimiz nezle oldugu icin tat alamamakta, bu sebeple de yeni tarif deneyememektedir. Iyilesince yazilarina donecektir...

Muduriyet

10/08/2009

Dönüş Yazısı

Birds

Geri dönüş yazısı nasıl yazılır emin değilim. Doğrusu yazmamak için bahane bulmak konusunda daha iyiyim. Ama pazartesi sabahının altısında henüz beni oyalayacak bir şey yokken bahane de bulamıyorum.

Öncelikle bu sürede çoğunluğuna cevap yazmaya çalışsam da bir türlü tamamlayamadığım e-posta cevapları için yazarlarından özür dilerim. Hepsini okuduğumdan ve hala cevaplamaya çalıştığımdan emin olabilirsiniz. Yazmadan geçen dört aydan fazla sürede fotoğraf makinamla çektiğim tek tük karelerden biri yukarıdaki. (önümüzdeki günlerde kırmızı minder'e yazarım diye çekilmiş projem) Bu yüzden buralarda yokken yaptıklarımı çok fazla anlatamıyorum. Ama herkesin hayatı gibi üzüntüler ve sevinçlerle dolu günler geçti.

Yazdıklarım ayrılığım için yeterli bahaneler sayılmazsa inşallah şubatta aramıza sağlıkla katılmasını beklediğimiz minik mavi patikleri suçlayabilirsiniz.

Dilerim bundan sonraki fotoğraflar hep güzel günlere, mutlu sofralara ait olur...

11/02/2009

Fatıma bebek

Ftm2

Fatıma ve anneannesinin elleri...

Fatıma bebek dün dünyaya gelerek bana teyze olmanın ne kadar güzel bir duygu olduğunu tekrar hatırlattı! Hoşgeldin güzel yeğenim...

03/11/2008

Dün sabah ormanda...

Ormanda1

Ormanda2

Ormanda5

Ormanda3

Ormanda6

Ormanda4

Ormanda7

Bu sabah "Yeni yaşında neler hissediyorsun?" diye sorsalar, "Ayşe İkbal havada iken ne hissediyorsa o" derdim herhalde. İnşallah bundan sonrakilerde de aynı cevabı verebilirim...

11/04/2008

Günlerin Getirdiği

Cilekkivi

(arşivden bir fotoğraf)

Gün bitip akşam olunca siteye yeni bir yazı eklediğimi hayal ediyorum çoğunlukla. Zaman zaman yazıların seyrekleştiği dönemler olmuyor değildi elbette, kimi okuyucular "bıktık aynı tariften diyordu", annem veya babam arayıp "anasayfadaki yemek koktu!" diyordu gülerek. Ben de hemen savunma kalkanlarımı kaldırıp "geçen ay çok sık  yazarken kimse dinlen biraz demiyordu ama" diyordum. Diyordum demesine de yazmıyorsam içimden başka birşeyler yapmaya karşı istek gelmemesindendi bu çoğunlukla.

Bugünlerde durum biraz daha farklı, yazım seyrekleşti ama heyecanımı kaybettiğimden değil bu. Hatta fazla heyecanlı olmaktan, yeni işimdeki heyecanımdan korkmaktan, başarısız olacağımdan korkmaktan, yapacaklarımın beğenilmemesinden gitmiyor elim yazı ekranına. Bu yazı bu yüzden minik bir hasbihal sizlerle. Son günlerde yorum aralarında sorduklarınıza, e-postalarınıza bir cevap olma amacında.

Yeni işimi, neler yaptığımı, bebeği merak ediyorsunuz haklı olarak. Evlenmeden önce  bir bilgisayar şirketinin web departmanından ve yapılacak reklamların gözden geçirilmesinden sorumluydum. Bugün ise masanın karşı tarafındayım. Okul bittikten sonra  Reklamcılık Vakfının STEP eğitimine devam ederken gün gelip benim de bir reklam ajansında çalışacağım hiç aklıma gelmemişti. Kartvizitimde yazan ünvan "Interaktif Medya Koordinatörü". Hergün blogların içindeyim hala. Hatta eskisinden daha çok yeni blog keşfediyorum. İlk işim ise çok sevdiğim bir konuda yeni bir blog projesi başlatmak. Gündüzleri çalışmakla, akşam işe dönüşleri "ya olmazsa"ları düşünmekle, akşamları da annem, babam veya eşimle "her şeyin iyi olacağı"nı konuşmakla geçiriyorum. Bir de arada yeni tarifler topluyorum.

Ayşe İkbal'e bulduğum çözümü de siteye yazmayı istemiyorum, çünkü herkes bir başkasının bulduğu çözümü kendince farklı yorumluyor. Sonuçta her akşam onun çok mutlu olduğunu, her gün daha da geliştiğini bilmek ve benim de içimin rahat olması ikimize de yeterli geliyor.

Bugünlük bu kadar inşallah haftaya yeni bir tarifle, daha sakinleşmiş bir vaziyette görüşmek üzere...

16/02/2008

...

Yumurta

not: gezi yazılarının ikincisi "bebekle hacca gideceklere öneriler" burada...

22/03/2007

Portakal Ağacı Tatilde...

Chi10lg

Portakal Ağacı, zaruri sebeplerden dolayı kısa bir süreliğine tatile giriyor. Bu süre içinde mevcut tarifleri okuyabilir ve yorum yazabilirsiniz. Anlayış ve sabrınızdan dolayı hepinize teşekkürlerimi sunuyorum...

not: yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanacaktır...

(çizim: allison reuling)

06/02/2007

İnsanlık adına küçük, kendi adıma büyük bir adım

Gub_a_te

Dün aslında başka bir amaçla çıkarıp sonradan kullanmaktan vazgeçtiğim patatesleri görünce tüm cesaretimi toplayıp gubate yapmaya karar verdim. Hani anneniz bir yemeği çok iyi yapar da "nasılsa benimki asla onunki gibi olmayacak, en iyisimi hiç yapmayıp kendimi rezil etmeyeyim" dersiniz ya, işte bu yiyeceklerden biri gubate idi. Benim şahsi yorumum gubatelerin gayet ümit verici oldukları, eşimin yorumu "anneninkiler kadar olmasa da süper oldukları" idi. En harikası da telefonla arayıp "ben gubate yaptım!" dediğim babamın "gubate tek başınayken yenen bir şey değildir!" yorumuydu:)

07/07/2006

Teşekkür

Duguncicegi_2

Aylar süren hazırlıklar, telaşlar nihayet geçen cumartesi son buldu. Bu zaman zarfında e-postalarıyla iyi dileklerini, öğütlerini ileten, düğün günü değerli zamanlarını bize ayıran, sonrasında da yorumlarıyla sevincimizi paylaşan herkese teşekkürlerimi sunuyorum.

not: yorumlara bir süreliğine onay sistemi getirdim, yazılanlar tarafımdan onaylandıktan sonra yayınlanacak, bu yüzden yeni yorumların gözükmesi biraz yavaşlayabilir...



26/12/2005

2005'in Son Davet Sofrası

Sofra_1_1

Dün akşam yine bir misafir grubunu ağırladık. Çok sayıda önemli misafiri konuk edeceğimiz için annemle 2 gün öncesinden hazırlıklara başladık. Teyzem ve ablam da yardım edince kısa sürede içimize sinen bir sofra hazırlamamız kolay oldu.

Menümüz:

Dün gece tüm bunlardan sonra bir de


Soz_ sözlendim....

Hayatımın son 20 günü çok hızlı geçti ama inşallah bundan sonra bizi bekleyen günler de en az geçen günler kadar güzel olur...

06/09/2005

10 küçük mutluluk

Mutluluk_

Son günlerde bloglarda dolaşan mutluluk listesinde Tuhfe ve Sibel beni, Dilara da ablamla ikimizi seçmiş. Ablamla listeyi paylaşıp beşer madde yazmaya karar verdik.

Hatice'nin 5 küçük mutluluğu

  1. Eski mutfak eşyaları koleksiyonu yapmak: İlk parça Heidi'nin sitesinde görüp aldığım ölçü kaplarım
  2. a. Annemin söylediğim bir söz karşısında kendisini tutmaya çalışması, sonra da dayanamayıp gülmeye başlaması
    b. Babamın yoğun toplantı trafiğine rağmen yurt dışından dönerken bana birşeyler getirmesi: Rusya'dan matruşkalar, İrlanda'dan Kilkeny cookbook kitabı
  3. Sabahın erken saatlerinde panjurdan dolaba vuran güneşi seyretmek
  4. Yeğenimle birlikte tek başımıza bir yerlere gidip onun tatlı konuşmalarını dinlemek:
    En son diyaloğumuz;
    H- Teyzecim, ketçap yeme, acı birşey o.
    M-Ben acı şeveyim! (severim)
  5. Uzun zamandır giymediğim ceketlerimden birini giyip cebinde para bulmak (çok ufak bir para bile olsa hazine bulmuş gibi oluyorsunuz)

Ayşe'nin 5 küçük mutluluğu

  1. Meryem'e sarılmak
  2. Annemlerle vakit geçirmek
  3. Dışarıda yemeğe gitmek
  4. İnsanların yaptığım işlerden faydalanması ve yaptıklarımı takdir etmeleri
  5. Sabahları Hatice'nin iş yerimize yiyecek birşeyler getirmesi

Tuhfe, Sibel ve Dilara'ya bizi seçtikleri için teşekkür ediyorum. Ben de okuyucuları seçiyorum, sizin küçük mutluluklarınız neler?

11/07/2005

the cook next door!

050612buttontcnd Ortaokul yıllarımdan beni beni tanıyan biri bugün karşılaştığımızda "hayırdır hiç sesin çıkmıyor?" dedi. Ona göre İstanbul'un havasından dolayı kimsede konuşacak hal yokmuş bugünlerde. Aslında bu sabah hafta sonumu, gördüklerimi, beni susturmak için çabalayan dayımın sonuçsuz kalan girişimlerini, Yelena'nın tarifiyle yaptığım pastayı anlatmayı istiyordum. Baktım söyleyecek söz bulanmıyorum fotoğraflarla idare etmeye kadar verdim. Ama şimdi konuşmaya mecburum çünkü Dilek yazmam için beni seçmiş! Aslında mim'deki sorulara 2 yıl boyunca değişik ortamlarda cevap verdim ama kendi sitemde yazınca sanki Dilek gibi ben de bir sürü şey hatırlayacakmışım gibi hissediyorum. Bakalım ne kadar doğru.

Ilk mutfak maceran neydi? Neler hatirliyorsun?

5 yaşıma kadar kaldığımız Ankara, Keçiören'den aklımda hiç mutfak macerası kalmamış. Ankara'dan kalanlar mutfakla ilgili olmasa da yemekle ilgili. Annemin ablamla beni yemek zamanı balkona çıkartıp bir yandan ağzımıza kaşıkları uzatırken diğer yandan komşularla sohbet edişi, A.O.Ç'ye her gidişimizde yediğimiz süt kokulu dondurmalar ve kocaman davul fırınımız kalmış aklımda. İstanbul'a geldiğimizde başlıyor benim maceralarım. Sarılı, turunculu fayanslarla döşeli mutfağımızda annem ya turuncu masanın ya da sarı fırının başında olurdu. (Aynı fayansları 20 yıl sonra geçen ay D.bakır'daki bir dükkanda görünce çok şaşırdım!) Biz de devamlı onun ayağının altında dolaşıp dururduk. En sevdiğim şey annem elmalı kurabiye yaparken yanındaki sandalyede oturup hamuru şekilden şekile sokmaktı. Anneme "n'olur benimkileri de pişir!" diye yalvarırdım. Benim pişirdiğim kurabiyemsi şeyler hep balkon camının önündeki kuşlara sunulurdu. (Portakal ağacı'nın logosundaki kuş & küçük kız da o günleri anlatıyor zaten) Fındıkzade'deki elmalı kurabiyelerin ve annemin sıcak sütün içine attığı ekmeklerin tadı bence herşeyden daha güzeldi.

Yemek yapma stilini en cok etkileyen kimdi?

Annem'den hem yemek yapma stilini hem de mutfağı sevmeyi öğrendiğimi düşünüyorum. Yanında iki küçük kızla birlikte pazara gitmesi gerektiği zamanlarda bile bunu eğlenceli bir hale getirmeye çalışırdı. Her ikimize de birer minik sepet aldığını, limonları sepetlerimizde taşımamıza izin verdiğinde çok mutlu olduğumuzu hatırlıyorum. Anneannemden az malzemeyle çok lezzetli yemekler yapılabileceğini, sevdiklerin için sabah erkenden kalkıp mutfakta birşeyler pişirmenin onları çok mutlu edeceğini, büyükbabamdan misafirlere karşı hep elibol olmam gerektiğini (5 kişilik misafir grubuna 20 tane pide alıp gelmişti), babamın halasından misafir habersiz gelmişse bile mutfağa dalıp velibah pişirmenin o kişiye verdiğin değeri gösterdiğini, yengemden ve halamdan köyde ateşte pişen her şeyin daha lezzetli olduğunu, diğer yengelerimden misafirperverliğin önemini, babamdan ise erkeklerin de yemekten anladığını öğrendim. Annemin mutfak alışkanlıklarında ortaokulu yanında okuduğu halasının çok büyük katkıları olmuş. Ondan bize kadar gelen çok değerli bilgileri var. Teyzemden de değişik tarifleri denemek için açık olmayı ve yeğenlerine bildiğin herşeyi aktarmanın değerini öğrendim.

Teyze gezmelerini de unutmamak lazım! Onların mutfaklarını keşfetmek benim için en eğlenceli aktivitelerden biriydi. Yan apartmanımızdaki komşularımızdan birinin fotoğrafımı çekmek isteyince buzdolabının önündeki tabureye çıkıp poz verdiğim günler çok uzak ama çok tatlı bir anı benim için! Lise yıllarında ise en çok yemek dergilerinden etkilendim. 2000-2002 yılları arasındaki her Sofra sayısını biriktirmek için çabalayıp durmuştum.

Yemege ve yemek dünyasina olan ilgini kanitlayan bir resmin var mi? Bize göstermek ister misin?

Yemek dünyasıyla ilgili küçüklükten kalan tek fotoğrafımda ablamla birlikte önümüzde meyve suyu şişeleri ile duruyoruz. Doğrusu keşke 6 yaşlarımda iken Konya'da annemleri kaybedince ilk bulduğum simitçinin yanına oturup onları beklediğim zaman bir fotoğrafımı çekselermiş. Aylar önce bir yazı için, ocağın başında tencereyi karıştırırken çekilmiş bir fotoğrafım var sadece...

Mutfakta kendisine karsi fobin olan birsey var mi? Yaparken seni/avuclarini terleten bir yemek mesela?

Halen daha her mutfağa girişimde endişeleniyorum. Kesinlikle bir şeyler ters gidecek diye korkuyorum. Ama bu aralar en çok yumurta aklarının sonradan ilave edildiği keklerden çekiniyorum.

Mutfakta hangi yardimcini vazgecilmez buluyorsun? Alipta cok gereksiz buldugun nedir mutfakta?
Karıştırma kabı, mikser ve spatula; benim için çok kıymetli. Bulamazsam hep sorun çıkıyor çünkü. Gereksiz alet de un ve margarini birbirine yedirmek için aldığım alet. İtiraf ediyorum sırf şirin diye aldım!

Bir kac garip belki de komik yemek cesidi söyle, senin cok sevdigin ama senden baska kimsenin sevmeyecegini düsündügün bir yemek.

Değişik içecekleri seviyorum, gazpacho'yu bizim ailede sadece ben içmiştim örneğin ya da bir lokantaya gittiğimizde eğer menüde varsa ahududulu meyve suyu istiyorum. Bir de ailemin bir türlü sevemediği cheesecake'ler var, bazen evde sadece ben yiyorum. Aslında kardeşim değişik yemek çeşidi konusunda benden daha uzman.  Biraz önce Mine'yi okurken hatırladım. Ortaokulda yatılı kaldığım zamanlarda en iyi arkadaşlarım Esra ve Soulafah ile her sabah kantine gidip simit ve cips alırdık. Simitleri kesip içlerini cipsle doldurup yerdik! Cips yemeyeli yıllar oluyor...

Hangi 3 malzemeden veya yemekten vazgecemezsin?

herhangi bir çorba, zeytinyağlı bir yemek ve bir sütlü tatlı ile yaşayabilirim sanırım.

Üc kisa soru daha
En cok sevdigin dondurma cesidi...

Kakaolu, sade, çilekli, fıstıklı

Asla yemegi düsünmedigin sey...

Limonlu sahanda yumurta (kardeşimin favorisi!), içmeyi düşünmediğim şey ise boza!

Özel bir yemegin/ spesiyalin var mi?
Spesyalim mi bilmiyorum ama pasta ve kurabiye yapmayı çok seviyorum. Bir de ana yemekler hala annemin sorumluluğunda olduğu için diğer türlere fazla dalmıyorum. Ama ana yemek yap deseler muhtemelen oturup saatlerce yaprak sararım.

Seni sobeleyen ebeleyen asci:
Dilek!

Sobeledigin Ebeledigin 3 asci:
Annesiyle ilişkisini benimkine benzettiğim için Kim, muhteşem pastalar yaptığını bildiğim için Gülşen ve hikayesini merak ettiğim için Zeynep