Unsuz ve Şekersiz Beslenme Yolculuğum

Hatice_ozdemir_tulunfotograf: Les Arcenaulx, Marsilya, Ekim 2015

Portakal Ağacı'nı instagram hesabımdan takip ediyorsanız 2015'in hayatımdaki dönüşüm yıllarından biri olduğunu fark etmişsinizdir. Yıllarca bu site ile onlarca tatlıyı, hamur işini tattıktan sonra Ocak 2015'te ani bir kararla unu ve şekeri hayatımdan çıkardım. 250 gündür de ara sıra yediğim antik buğday dediğimiz düşük glutenli karabuğday, siyez, kavılca, kamut unları ile şekersiz keçiboynuzu pekmezi, karakovan balı ve akçaağaç şurubu dışında un ve şekerin herhangi bir türüne yaklaşmamaya özen gösterdim. Bu beslenme şekline neden geçtiğim, nasıl bir yol izlediğim konusunda çok fazla soru gelince de bir açıklama yazısı hazırlamaya karar verdim.

Yıllar önce tanınmış yabancı bir bayan blogger'ın unsuz ve şekersiz beslenmeye geçtiğini okuyunca kendisinin çılgın olduğunu düşünmüştüm. O sıralarda 3. bebeğimi bekliyordum ve ilk 2 bebeğimde olduğu gibi bunda da çok kilo alıp sonrasında aşırı diyetlerle tekrar zayıflamaya mecbur kalma korkusu yaşıyordum. Her ne kadar o bayanı çılgın bulsam da takip ettiği beslenme şeklinin bir kısımın kendime uyarlamaya karar verdim. Aşırı hamur işini ve şekeri kestim, düzenli egzersiz yapmaya gayret ettim. Sonunda 9 kg almış bir şekilde doğum yapıp aynı beslenme ile kolayca kilolarımı geri verdim. Ancak bu o zamanlar benim için sadece hamilelik kiloları kabusundan kurtulmak için izlediğim kısa süreli bir yöntemdi.

2014 sonlarında 3 numaramız artık 2 yaşına geldiğinde ben çoktan eski yemek düzenime dönmüştüm. Hatta o zamanlar farkında olmadığım bir biçimde kronik bir "duygusal yiyici" haline gelmiştim. Ne zaman stres olsam yiyor, yedikçe üzülüyor, bunun acısını bedenimden çıkarıp yemeye devam ediyordum. En sevdiğim ve görmek için can attığım dostlarımı "zayıflayınca görüşeceğim" düşüncesiyle çeşitli bahaneler üretip geçiştiriyordum. 2014'ün son günlerinde sosyal medyada yayınladığım bir fotoğrafıma olmayan bebek tebrikleri gelmeye başlayınca artık harekete geçmem gerektiği gerçeğini anlamış oldum. Böyle her üzüldükçe yemeye devam edersem artık geri dönüşü çok daha zor bir hale gelecektim. 

Yeni yılla beraber ani bir karar kalıp gluten içeren tüm tahılları (beyaz un, tam buğday unu, çavdar vb) ve şekeri hayatımdan çıkardım. Bundaki en büyük etken her ne kadar çölyak hastası olmasam da herhangi bir hamur işi ya da şekerli bir ürün yediğimde vücudumun kısa bir süre sonra çok halsiz, yorgun bir hal alması, kendimi çok bitkin hissetmemdi. Vücudum un ve şekere bağımlıydı ve ben onları almazsam sigarayı bırakan insanların tarif ettikleri tepkileri veriyordum. Şekeri ilk bıraktığımda oluşan baş ağrılarım zamanla yavaş yavaş yok oldular. Halsizliklerim, akşamları pilimin bitmelerinden eser kalmadı. İlk iş olarak sitedeki bir önceki yazımdaki detoksu yaptım. Onu yapınca "naparsam yapayım kilo veremiyorum" bahanemin gerçek olmadığını görüp büyük bir motivasyon kazandım. İlk detoks haftasından sonra sabah kahvaltılarımda yumurta, peynir, zeytin, bol yeşillik, diğer öğünlerimde sadece bol sebze, ara sıra yanına bir et cinsi yedim. Öğünlerimi acıkma durumuma göre ayarladım. Acıkınca yemek yedim. Ramazan ayında sahurlarımı sabah öğünlerim gibi yapıp iftarlarda tek çeşit + salata yedim. Tatillerde çoğu zaman apartlarda kalıp kendi yemeğimi yaptım ya da ev yemeği yapan yerleri tercih ettim. Aylar sonra tamamen tesadüfen ailece genetik olarak gluten hassasiyetimizin olduğunu öğrenmem ise bu yolculuğa başlamamın Allah'ın bir lütfu olduğunu gösterdi bana...

Sağlıklı beslenebildiğimi görünce çocukluğundan beri her denediği sporda alay konusu olup pes eden biri olarak 35 yaşımda spor yapmaya karar verdim. İlk önce yürüyüşlerle başladım, uzun mesafeleri yürüyebildiğimi görünce ağustos ayında; eşimin yıllar önce kendisi için aldığı ağırlık, cardio, pilates, yoga vb antremanları içeren ve her gün bunlardan birini yaptığınız 13 haftalık bir programa başladım. Bu hafta 11. haftadayım, iş seyahatlerine giderken egzersiz matını, cd'leri ve direnç bantlarını valizde taşıyorum artık. Doğrusu ilk başta kilo vermek için başladığım bu yolculuk bugün tamamen sağlığımın sadakasını vermek, Rabbimin emanetine iyi davranmak, çocuklarıma iyi bir örnek olmak ve hakkıyla şükredebilmek felsefesine dönüştü... Şimdi Rabbimden duam her ne yaparsam yapayım dünyanın herhangi bir yerindeki insanın hayrına, şifasına vesile kılsın beni...


Portakal Ağacı ile 7 gün Detoks

Portakal-ağacı-detoks
Sağlıklı beslenmeye özen göstermeye başlayalı neredeyse 3 ay olacak. Bu süreçte gerek enerji seviyelerimde gerekse vücut kitle indeksimde çok büyük değişiklikler gördüm. Siz de (herhangi bir sağlık sorununuz yoksa) bu kadar sürede bambaşka olabilirsiniz. 3 ay önce ilk yaptığım ve en çok sorulan şey 1 haftalık bir detoks programı uygulamaktı. Eğer 7 gün size çok zor gelirse listenin ilk 3 gününü de yapabilirsiniz sadece. İşte 1 hafta boyunca vücudu toksinlerden ve fazlalık 5-6 kilodan arındırmamı sağlayan liste:
Her gün her öğünde aşağıda tariflerini verdiğim meyve/sebze suyu karışımlarından içip 3. 4. & 6.7. günlerin akşam yemeklerinde dilediğiniz etsiz bir salatayı yiyebilirsiniz. Bu içecekler ve salatalar dışında herhangi bir yemek yemiyor, aralarda da sadece su ve bitki çayları içiyorsunuz.

Tüm malzemeleri katı meyve sıkacağından geçirerek hazırlayın:

Yeşil Detoks İçeceği: 1 avuç ıspanak + 1 salatalık + 1 küçük limon veya portakal + 1 elma veya armut

Turuncu Detoks İçeceği:3 havuç + 2 elma + 1 parça taze zencefil veya 1 limon

Kırmızı Detoks İçeceği: 1 pancar (soyulmuş) + 1 elma + 2 havuç + 1,5 su bardağı ananas

Alternatif Kırmızı içecek: 2 elma + 1 greyfurt + 1 avuç frambuaz

Uyarı: Bu tarz bir detoksu herhangi bir sağlık sorununuz yoksa 3-4 ayda bir tekrarlayabilirsiniz, eğer herhangi bir başka sağlık sorununuz varsa lütfen önce doktorunuza danışın, bunlar benim kendimde deneyip faydasını gördüğüm uygulamalar, herkeste aynı sonuçları vermeyebilir. Eğer kendinizi kötü hissetmeye başlarsanız anında son verin.

kaynaklar: kaylachandler.com, healthybodyguru.com, skinnymetea.com

Taze Barbunyalı Humus

Barbuyali_humus

 

Humus'u çok çok seviyorum. Ama ailedeki susam/tahin alerjisi yüzünden çok nadiren giriyor bizim eve. Bir de üstüne benim karbonhidratlardan uzak durma çabalarım girince hepten ayrı kaldık. Bu ara iyiyce düşük karbonhidratlı, doğal yağlı yiyeceklere dalınca barbunyalı humusu keşfettim. Buzlukta yazdan koyduğum taze barbunyalar da vardı. Dün gece minik bir kavanozu dolduracak kadar yaptım, tadı bence aynı normal humusa benziyor. Şimdi 3 öğüne katmak için ne tarifler bulabilirim diye araştırıp duruyorum. Humuslu tavuğun enfes olduğunu okudum mesela. Bu tarifi benim barbunyalı humusumla denemeyi düşünüyorum.

Barbunyalı Humus

tarif, theyearinfood sitesinden.

Malzemeler:

  • 700gr taze barbunya (kabuklu ağırlığı)
  • 1/4 su bardağı zeytinyağı
  • 2 yemek kaşığı tahin
  • 1 limonun suyu
  • 2 diş sarımsak
  • tuz, karabiber

Hazırlanması:

  1. Barbunyaları ayıklayıp yıkayın. Tencereye alıp üzerlerini geçecek kadar su koyun. Kaynayınca orta ateşte 20-30 dakika (yumuşayana kadar) haşlayın. Kaynayınca tencerede bir miktar su ayırarak süzün. (humus yoğun olursa inceltmek için)
  2. El blendırı veya mutfak robotu ile tüm malzemeleri karıştırın. Yoğunluğunu ve tadının ayarlamak için azar azar sıvı malzemelerden ilave edin. 
  3. Servis tabağına alıp limon dilimleri ve zeytin ile süsleyin.

 


Diyet Cheesecake

IMG_0173

Doğrusu tariflerin önüne diyet kelimesi eklemeyi çok sevmiyorum. Sanki diyet olan bir yiyecek lezzetli olamazmış gibi bir önyargım var. Ama bu cheesecake tarifi önyargımı kırmama epey yardımcı oldu. Cheesecake'te un yok, şeker yerine de stevia (şekerotu) var. Şekerotu doğal bir tatlandırıcı, kan şekerini düzenliyor ve yüksek oranda lif içeriyor. Organik ürün satan yerlerde stevia bulabilirsiniz. Stevia yoksa toz splenda da kullanabilirsiniz. Normal marketlerde satılan stevia'yı alırken dikkatli olun, içine çok fazla koruyucu madde, yan ürün ekleyenleri var. 

Cheesecake:

Tabanı:

  • 2/3 su bardağı dövülmüş badem (un haline gelene kadar mutfak robotundan geçirin)
  • 1 su bardağı kaju/ceviz/fındık, iri parçalar halinde dövülmüş
  • 100gr tereyağı, eritilmiş

Üzerine:

  • 2 paket (toplam 400 gr) krem peynir
  • 2 yumurta, oda sıcaklığında
  • 2/3 su bardağı splenda ya da muadili miktarda stevia

Sos:

  • 1 paket (80gr) şekersiz, doğal tatlandırıcılı çikolata, benmari usulü eritilmiş

Hazırlanması:

  1. Fırını 175C'ye getirin. Tabanı için gereken malzemeleri karıştırıp altına yağlı kağıt serilmiş, kelepçeli kek kabına bastırarak yayın. Fırın kabını buzdolabına koyun.
  2. Bu arada krem peyniri, toz tatlandırıcı ve yumurtalarla çırpın. Dolaptan çıkardığınız tabanın üzerine bu karışımı dökün. Fırının bir ucuna içi kaynar su dolu bir kase yerleştirin. (cheesecake'in çatlamaması için) 
  3. Kalıbı fırının orta rafına yerleştirip 20-25 dakika pişirin. Hafif ılınınca buzdolabına alıp en az 12 saat dolapta bekletin. Ertesi gün erittiğiniz çikolatayı üzerine gezdirerek servis yapın.
 

Krem Peynirli Tavuk But

IMG_0172

2 ay boyunca dergide enfes lezzetler tattıktan sonra, eve dönüşte kendi mutfağıma girmek için hevesim de arttı. Dün gece yarısı fırını çalıştırırken 10 yıl öncesine ışınlanıp annemin mutfağında gece pişirdiğim yemekleri hatırladım. Dünün tarifi krem peynirli tavuktu. Bugün de iş yerinde bir an önce eve gidip, unsuz, şekeriz cheesecake tarifini denemenin hayallerini kuruyorum.

Krem Peynirli Tavuk:

Malzemeler:

  • 10 adet tavuk but
  • tuz
  • 2 adet kuru soğan, yarım ay şeklinde doğranmış
  • birkaç diş sarımsak, doğranmış
  • 1 paket krem peynir 
  • kekik, pulbiber
 
Hazırlanması:
  1. Fırını 180C'ye getirin. 
  2. Fırın kabınıza soğan ve sarımsakları yayın. Tavuk butlarını yıkayıp kurulayın. Üzerlerine tuz serpip, bir kaşık yağ gezdirin. Her bir butun derisinin altına bir silme yemek kaşığı krem peynir yerleştirin ve kekik, pulbiber serpin.
  3. Butları soğan yatağının üzerine dizin. Fırında 50 dakika üzeri açık, 10 dakika da üzerini folyo ile örterek pişirin.